|
|
|
|
| |
"Ölü
Bakımı"nın büyük bölümünü mezarlara belirli aralıklarla su ve yiyecek
bırakılması oluşturmuştur. Erken Sümer Kralı Urnammu'nun yeraltına inişini
anlatan metne göre, ölüler yeraltı dünyasında pis su ve acı yiyecekle
beslenmektedirler. Gılgamış Des-tanı'na göre, bir ölü ruhunun öteki dünyada
yiyip içtiği besinlerin miktarı ve kalitesi, oğullarının sayısı ile orantılıdır
Kralların öteki dünyada tanrılar ile aynı sofrada yemek yediğine inanılmış, kral
mezarlarına bırakılması gereken sunuların listeleri yapılmıştır.
Ölü ruhunun rahat etmesi için onlara düzenli aralıklarla su verilmesi gerektiği
inancı doğrultusunda III. Ur kral mezarlarından Urartu Çağı'na kadar "Libasyon
Sunakları" inşa edilmiş, ya da toprağa açılan "Libasyon Çukurları"
kullanılmıştır. Odysseus'un açtığı bir çukurdan Hades'e çeşitli sıvı sunular
yaptığını konu alan anlatılar ile çeşitli dönemlere ait mezarların yanında
bulunan çukurlar da bu uygulamanın Eski Yunan ve Roma'da da sürdüğünü gösterir.
Ugarit'te mezar toprağına dikey gömülmüş halde bulunan pişmiş toprak borular,
sunulan suyun mezarın içine akması için üretilmiş "Libasyon Boruları"dır.sıvalı
libasyon çukurları libasyon sunakları olarak nitelenmektedir. Bu uygulama Hesiod'daki,
Danaos'un kızlarının öldürdükleri eşleri için dipsiz çömleğe su doldurmaya
mahkum edilişleri ile benzeşir. Anadolu'da hâlen gömme sonrasında mezar üzerine
su dökülmesi bu eski uygulamaların devamıdır. Mezar üzerindeki çiçekler büyüsün,
kuşlar içsin ya da ölünün ruhu rahat etsin diye mezarlara su dökülmekte, bazı
yörelerde mezarların başına içi su dolu bir kap bırakılmakta ya da kesilen
kurbanın kanı mezara dökülmektedir.Eski Önasya'da mezarların yakınlarına açılan çukurlara, gömme sırasında ve
sonrasında belirli aralıklarla yiyecek bırakılmıştır. Çeşitli çağlara tarihlenen
mezarların yanına açılan çukurlara anma törenleri sırasında kurban edilen
hayvanların bir parçası bırakılmıştır. Ölü gömme ve anma törenleri sırasında
yenen toplu yemek olan "Ölü Yemeği", ölüler ile canlıların katıldıkları ortak
yemek olarak tanımlanır. Mezarlara ve mezar dışındaki mekânlara bırakılan çok
sayıda pişmiş toprak kap ölü yemeği ile ilişkilidir III. Ur sülalesine ait
bir kurbanlık hayvan listesine göre Sulgi ve Ninlila'nın libasyon yerinin
mutfağı vardır. Ur kral mezarlarının girişlerinde bulunan kül katmanlarında
hayvan kemikleri ile kap parçaları bulunan alanlar ile çeşitli mezarlıklarda
açığa çıkartılan mutfak mekânlar Ölü yemeği Hititler'de "Taş Ev" de, Ugarit'te
anıt mezar komplekslerinde yenmiştir. Mezopotamya takvimine göre Abu(m) ayının
29. günü, ölüler için kurban sunulmuş ve ölü yemeği yenmiştir, aynı gelenek
Tevrat'ta ve Eski Yunan'da da uygulanmıştır. 18. yüzyıla kadar Orta Asya
şamanist kavimleri de definden sonra belirli günlerde mezara içki ve yemek
koyarak ölü yemeği yemişlerdir. Bu gelenek yakın zamana kadar Arnavutluk'taki
Hıristiyan mezarlarında yaşatılmıştır. Bazı Anadolu köylerinde hâlen yılın
belirli zamanlarında mezar üzerinde kurban kesilip kanı mezara akıtıldıktan
sonra bir parçası mezar üzerine bırakılmaktadır. Günümüzde bu gelenek ölünün
ardından lokma dökülmesi ya da helva kavrulması şeklinde sürmektedir. Anadolu'da
hâlen yöre insanının kutsal saydığı yatır, türbe ve evliya mezarlarının başında
kurban kesip dağıtılmakta, toplu yemek yenmekte ve mezara yemek bırakılmaktadır.

|
|
|