|
|
|
|
| |
Antik Önasya'da Ölü Gömme
Geleneği
Antik Önasya'da ölü ruhlarının "Ölüler Ülkesi"nde yaşamaya
devam ettiği inancı çerçevesinde mezarlara yiyecek ve içecek bırakılmış, tütsü
yakılmış ve ölenlerin adları belirli dinî törenlerde anılmıştır. "Ölü Kültü"
olarak adlandırılan bu işler, ölen kişilerin vârislerinin göreviydi. Aile
bireylerinin atalarının mezarlarına bıraktığı sunular ise mezar kültü olarak
tanımlanmaktadır.
Eski Önasya'da ölü ruhunun bedenden ayrılıp "Ölüler Ülkesi"ne gidebilmesi için
cesedin gömülmesi gerektiğine, aksi hâlde ruhunun acı çekeceğine inanılırdı. Bir
Orta Assur kudurrusu üzerinde "Cesedi gömülemesin, ruhu atalarının ruhuna
kavuşamasın" diye bir beddua yer alır. Krallar düşmanlarının atalarının
mezarlarını yağmalayarak onların ruhlarına acı çektirmek istemişlerdir. Fenike
Kralı Tabnit, mezarını tahrip edecek kişilerin ruhlarının huzur bulamamasını
dilemiştir. Cesedin toprağa gömülmesi en eski çağlardan itibaren uygulanan bir
âdettir. Bilinen en eski gömmeler âdeti, hayvan kemikleri ve çiçek demetleri ile
gömülen Neandertal insanına aittir. Ölünün yakılıp küllerinin gömülmesi
Anadolu'da M.Ö. 3. binyıldan itibaren uygulanmış, Hitit krallarının cenaze
törenlerini anlatan metinlerde bu gömme tarzının ayrıntıları verilmiştir Yakma
gömme sonraki dönemlerde de sürmüştür, Hindu ve Hıristiyan dünyasında da hâlen
uygulanmaktadır.
Eskiçağ'da ölüler giysileri ve kişisel eşyaları ile gömülmüş kralların öteki
dünyada kullanması için mezarlara bırakılan eşyaların listeleri yapılmıştır.
Yakın zamana kadar çocukların boncuklardan oluşan ziynet eşyaları ile ya da
bazılarının alyansları ile gömülmesi gibi uygulamalar sürmüştür. Anadolu'nun
bazı bölgelerinde ölüler nadiren yatağı ve yorganı ile birlikte gömülmektedir
Hıristiyan dünyasında ölü hâlen giysileri ile, bazıları çok sevdiği eşyaları ile
birlikte gömülmektedir.
|
|
|