| |
ESKİ HRİSTİYANLARIN ÖLÜM VE ÖLÜM GELENEĞİ
İncil'e göre ilk insan, Adem ve Havva cennette yaşarken
ölümsüzdüler; ancak şeytanın kandırması sonucu ilk
günahı işlediler ve cennetten kovuldular: "Bunun için,
nasıl günah bir adam vasıtası ile dünyaya girdiyse,
böylece ölüm de bütün insanlara geçti, çünkü hepsi günah
işlediler." "Zira günahın ücreti ölümdür." Buna
karşılık, Hıristiyanlık, daha baştan öteki dünyadaki
yaşama dayalıdır. İncillerde ebedi hayata kavuşmanın
formüllerinden sık sık söz edilir. Örneğin Yuhanna
İncili'nin 3. babında "Baba oğulu sever ve her şeyi onun
eline vermiştir. Oğula iman edenin ebedi hayatı olur"
demekte ve ebedi hayatın İsa'yı sevmekten ve onu
dinlemekten geçtiğini söylemektedir.
Hıristiyanlığa göre bir kişi öldüğünde, önce papaz ve
ardından da vaftiz ailesi çağrılır ve sonra üzüntülerini
belirtmek, yardımcı olmak amacıyla komşular ölü evini
ziyaret ederler. Ölü kefene sarılmadan önce usullere
uygun bir şekilde yıkanmalıdır. Ölen, bir diyakon ya da
papaz ise, onu papazlar yıkarlar. Ölünün vücudu
kefenlendikten sonra bir tabuta konur ve tabut dört kişi
tarafından, papazlar ve diyakonların söyleyecekleri
ilahilerin eşliğinde kiliseye kadar taşınır. İlahilerden
biri "üyelerimizden birinin aramızdan ayrılışıyla" diye
başlarken, bir diğeri "Ey havarilerin lordu -efendisi-
onlar senin yüce merhametine güvenerek öldüler: Ve yine
senin merhametin ve şefkatinle günahlarından
arınacaklar..." bir başkası, "En sonunda gelerek ölene
yeniden can verecek olan Yüce Kurtarıcımız, Kutsal
İsa..." diye başlar. Mezar hazırlandıktan sonra, onun
başında ayin ve cenaze töreni yapılır. Sonra herkes ölü
evine gidip orada bir şeyler yedikten, üzüntülerini
tekrar belirttikten sonra evlerine dönerler. İkinci gün,
ölü için yeniden bir tören yapılır ve ölünün akrabaları,
kilisenin kapısında fakirlere yiyecek dağıtırlar. Üç gün
boyunca komşular yas evine üzüntülerini bildirmeye
sürekli olarak gelirler. Üçüncü gün de papaz sabah saat
dörtte Qurbana yapmadan önce, yanında ölüye çok yakın
bir kadın olmak üzere mezarlığa gider ve ölen kişinin
mezarını tütsüler. Bu, tıpkı kadınların İsa'nın mezarını
ziyaret etmesine benzer. Herkes, ölünün sevdiklerinin
mezarları üzerine de ateş yakar. Bu Paskalya Gecesi
İbadeti'nin bir parçası olarak yerine getirilen, anlamlı
bir adettir. Yasta olan kişiye "Tanrı size ve ölünüze
huzur versin ve ölünüzün yüzü Tanrı'nın nuru ile
aydınlansın..." diye teselli verilirken, mezarlar
üzerine ışıklar yakılması ile amaçlanan ölünün ruhunu
aydınlatmak, böylece ona huzur vermektir. Bazı yörelerde
mezarlara yiyecek de konur ve bunun yapıldığı yerlerde,
yiyecekleri ve lambaları koyabilmesi için, mezarların
kenarına küçük hücreler yapılır. Bu adet, Büyük
Perhiz'den bir önceki perşembe günü yerine getirilir ki,
bu büyük gün "Tüm Ruhların Günü"dür.
|
|