
SİİRT ADI
Siirt adının Sami Dilin'den geldiği öne sürülmektedir. Bazı kaynaklarda bu adın,Keert (Kaa'rat) sözcüğünden kaynaklandığı yazılıdır.Siirt sözcüğü, isim kaynaklarında; Esart, Sairt, Siirt, Siird gibi çeşitli biçimlerde kullanılmıştır. Süryani'ler kente Se'erd (yöresel söyleniş biçimiyle Sert) demişlerdir. XIX. Yy'da Sert, Seerd, Sört, Sairt, olarak kullanılmış, günümüzde de Siirt biçimi ile benimsenmiş. Diğer bir kaynakta Siirt isminin, "Seert" anlamındaki "üç yer"manasına geldiği söylenir.
Siirt adının nerden geldiği konusun da değişik görüşler vardır. Bazı kitaplarda şöyle geçmektedir.Doğu Anadolu tarihi adlı kitap Siirt, Sert, Kamus adlı kitapta Tiğrakent olarak geçmektedir.
Şimdiki Siirt, eski Siirt'in üstündeki sırtlarda kurulmuş olduğu için yukarıda sözü edilen "Sırt" kelimesi mevki ve kelime ilgisi bakımından daha uygun olarak görülmektedir
Genel Tarih
Siirt’in bulunduğu bölge, Anadolu’da ilk siyâsî birliği kuran Hititlerin
sınırları dışında kaldı. Bilâhare kısa bir müddet, Hititlerin eline geçti.
M.Ö. 2000 senelerinde Sâmiler, Bâbil ve Asur imparatorlukları, bu topraklara
hâkim oldular. Kısa bir müddet Hurri Mitanni Krallığının hâkimiyetinde kalan
daha sonraUrartu Krallığına geçen bu topraklara, bir süre sonra yeniden
Asurlular hâkim oldu. M.Ö. 7. asırda Medlerin, M.Ö. 6. asırda Perslerin
hâkimiyeti altında kaldı. M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender Persleri
yenerek, Anadolu ve İran’ı Makedonya Devletine kattı. Makedonya Kralı
İskender’in ölümüyle imparatorluk, İskender’in komutanları arasında taksim
edilince, bu topraklar Selevkoslar Devletinin payına düştü.
Perslerin devamı olan Partlar, bu toprakları Selevkoslardan aldı. Partlara
bağlı ve İran asıllı Ermeni isimli derebeyleri zaman zaman hâkimiyetlerini
bu bölgeye kadar uzattılar.
M.S. 1 ve 2. asırda, Roma İmparatorluğu ile Partlar arasında, bu bölge için
çatışmalar oldu ve Partlar bu bölge üzerindeki hâkimiyetlerini devam
ettirdiler. M.S. 3. asırda Sâsâniler bölgeye hâkim oldular. M.S. 395
senesinde Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, Anadolu-Doğu Roma (Bizans)nın
payına düştü. Bizans, bu bölgeyi almak için Sâsânilerle harp ettiyse de,
bölge Sâsânîlerin elinde kaldı. Yedinci asırda, hazret-i Ömer (radıyallahü
anh) devrinde İslâm Orduları, İran’ı fethederek, İran (Sâsânî)
İmparatorluğunu ortadan kaldırınca bu bölge İslâm Devletinin El-Cezire
Eyâletine bağlandı. Daha sonra Siirt, Emevîler ve onların yerine, 750
senesinde geçen Abbâsîlerin hâkimiyetinde yaşadı. Abbâsî Devletinin
zayıfladığı zaman Diyarbekir’de kurulan Âmidler bu bölgeye hâkim oldu.
Abbâsîlere ismen tâbi olarak saltanat sürdüler.
M.S. 10 ve 11. asırlarda, Bizans orduları bu bölgeyi tekrar ele geçirmek
için Müslümanlara taarruz ettiler. Müslümanlar arasındaki iç savaşı
Bizanslılar fırsat bildiler. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra Siirt’i
ellerinde bulunduran Âmid’deki Müslüman beyler, Selçuklulara tâbi oldu ve
daha sonra, tamâmen Selçuklu Devletine katıldılar. Bu bölge Anadolu
Selçuklularından çok, Büyük Selçuklu Devletinin ve ona bağlı Türk
Atabeglerinin hâkîmiyetinde kaldı. Selçuklulara bağlı Artuklu Beyliği
zamânında, bölgeye yerleştirilen Türkmen Aşiretleri, bölgenin Türkleşmesinde
mühim rol oynadı.
Selçuklu Devletinin zayıflaması ve yıkılması ile bu bölge Moğollar ve
onların yerini alan Türkleşmiş Moğollar (İlhanlılar)ın hâkimiyetine geçti.
1344’te İlhanlı Hakanlığı dağılınca, bölge, Türkleşmiş Moğol olan
Celâyirlilerin hâkimiyeti altına girdi. Daha sonra birbirini tâkip eden
Tîmûr, Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevîler olmak üzere dört Türk
devletinin eline geçti. Yavuz Sultan Selim Han, 1514 Çaldıran Zaferinden
sonra, Siirt’i Osmanlı Devletine kattı.
Osmanlı Devletinde Siirt, Diyâr-ı Bekr Beylerbeyliğinin (Eyâletinin) 24
sancağından (vilâyetinden) birine merkez oldu. Tanzimattan sonra, Bitlis
vilâyetine bağlandı. Onun 4 sancağından biri oldu.
Cumhûriyet Devrinde, sancaklara (mutasarrıflıklara) vilâyet (il) denince,
Siirt il oldu. Cumhûriyet devrinde, demiryolu ve petrol Siirt’in
kalkınmasında önemli rol oynadı.
Turizm
Siirt’in tabiî güzellikleri, mağaraları, şifalı kaplıcaları ve târihi
eserleri boldur. Başlıca târihi eserleri şunlardır:
Ulu Câmi: Türkiye’nin en eski câmilerinden birisidir. Yapılış târihi
bilinmemektedir. 1129’da Selçuklu Muğiseddin Mahmûd 1260’ta Atabeg el-Mücahid
İshak tarafından tâmir ettirilmiştir. En son 1969’da tâmir gören câmi tek
minârelidir. Cevizden yapılmış ve bir sanat şâheseri olan minberi Ankara
Etnoğrafya Müzesindedir.
Çarşı (Asakir) Câmii: Artukoğullarından Melik SalihNasireddîn
tarafından yaptırılmıştır.
Cumhûriyet Câmii: Yapım târihi kesin olarak bilinmeyen câmi 1928’de
tâmir edilmiştir. Eski ismi Hıdır-il-Ahdar’dı. Tâmirden sonraCumhûriyet
Câmii ismini aldı. Rivâyete göre Îsâ aleyhisselâmın havârilerinden
Yehova’nın kabri bu câminin yanındadır.
Veysel Karânî Makamı: Bu türbe, Tâbiinden Veysel Karânî hazretlerinin
6 yerde bulunan makamlarından biridir. Anadolu’ya hiç gelmemiştir.
İsmâil Fakirullah Türbesi: Aydınlar (Tillo) ilçesindedir. 1764’te
yaptırılmıştır. Mârifetnâme isimli eserin sâhibi, büyük âlim Erzurumlu
İbrahim Hakkı hazretleri, türbeyi üstâdı adına yaptırmıştır. Kendi türbeleri
de hocasının yakınındadır. Her sene 21 Mart ve 23 Eylül günleri güneş
ışınları 40x40 cm’lik bir pencereden girip türbe kulesinde bulunan bir
prizmadan geçerek sandukanın baş tarafını aydınlatır.
Erzen Şehri Harâbeleri: Kurtalan yakınlarındadır. Eski devirlere âit
bir şehrin kalıntıları vardır.
Botan Mağara Şehri: Botan Çayı ve barajının karşı yakasında yüksekçe
bir yerde küçük bir mağara şehridir.
Kavvam Hamamı: Selçuklu vezirlerinden Sarmakoğlu Kavvam tarafından
1095 senesinde yaptırılmıştır. Taş oymacılığı çok güzeldir.
Derzin Kalesi: Baykan ilçe merkezinin 8 km doğusunda Derzin küyü
yakınında, sarp bir tepenin üzerindedir. Gözetleme kuleleri bugün bile eski
durumundan bir şey kaybetmemiştir. Şahkuli Bey Kalesi olarak da bilinir.
Osmanlılar devrinde Şahkulu adlı âsînin bu kaleye sığındığından bu isimle
tanındığı rivâyet edilmektedir.
Kormaz Kalesi: Şirvan ilçesinin Kerimes köyündedir. Bizans dönemine
âit olduğu tahmin edilmektedir. Kale daha ziyâde şato tipindedir.
İrun Kalesi: Şirvan ilçesinin 40 km kuzeyinde kapalı ve sarp dağların
zirvesindedir. Bulunduğu dağın eteğinden geçen nehirle ve bir yeraltı
tüneliyle irtibatı vardır.
Kiver Kalesi: Eruh ilçesinin güneyinde Kiver Dağı yamacındadır.
Günümüze bâzı kalıntıları ulaşabilmiştir.