İsminin Kaynağı

   Samsun’un ilk ismi Amisos olup şehir İyonyalılar (Miletliler) tarafından kurulmuştur. Ancak, bundan önce Gaskarlar tarafından da burada bir yerleşim yeri kurulduğu (MÖ 3500) bilinmektedir. Bu yerleşim yerinin ise denizden gelebilecek tehlikelerden korunabilmek ve yerleşmenin kolayca sağlanabilmesi amacı ile kıyıdan uzak vadi içinde ve yamaç eteklerinde bulunmaktadır. (Bugünkü Mert Irmağı Kılıçdede Mahallesi sınırları içerisinde kalan ve Gazi İlköğretim Okulu karşısındaki Öksürük Tepe –Dündartepe- çevresindeki alan ile Sosyal Meskenlerin olduğu alan) Bu yerleşim yerinin kurulduğu dönemdeki adının , şehrin eski isimlerinden olan Enete, Simisso, Sinusso ve Peiraeurs’dan hangisi olduğu tespit edilememiştir.

    Selçuklu Türkleri bu şehri feth edince mevcut yerin hemen yanına yeni bir yerleşim yeri daha kurmuşlar ve buraya “Samsun” ismini vermişlerdir. “Samsun” ismi, Selçuklu Türklerinin verdiği özel bir isim, olup eski “Amisos” ile ne kelime olarak ve ne de mana olarak herhangi bir ilgisi yoktur. Türkler şehir merkezine Samsun, İl sınırları ile çevrili bölgeye ise “Canik ” demişlerdir.

Genel Tarih

Samsun’un tarihi Hititlere dayanır.
Anadolu’nun tarihsel çağları, Çorum'un Sungurlu ilçesine 5 km. uzaklıkta bulunan ve yapılan kazılarda Hitit İmparatorluğu’nun başkenti Hattuşa olduğu anlaşılan Boğazköy'de, Yozgat’ın güneydoğusuna düşen Alişarhöyük'te ve kayserinin kuzeyindeki Kültepede bulunan, çivi yazısı ile yazılmış tablet denilen kil levhacıklar ile başlar. Sayıca, Alişar ve Boğazköy de az Kültepede ise on binleri aş Anadolu’da ilk siyasî birliği kuran Hititler, bu bölgeye hakim olup, Anadolu kelimesi Yunanca güneşin doğduğu yer anlamına gelen “Anatoli”dan doğmuştur. Romalılar, kendi topraklarına göre doğuda kaldığından buraya doğu toprağı anlamında Thema Anadolia demişlerdir. Anadolu isminin bir bölge adı olması ise Selçukluların Anadoluya gelmesiyle başladı Orta Karadeniz’deki eyaletlerine “Gasgas” ismini vermişlerdir. M.Ö. 8. yüzyılda Miletliler, Samsun limanında ticarî bir koloni olarak “Amisos” şehrini kurdular. Kafkaslardan gelen Kimmerler, bu bölgeyi ele geçirdiler. Frikyalılar bu toprakların bir kısmına sahip oldular. M.Ö. 6. asırda Persler, Anadolu’nun büyük kısmı gibi bu bölgeyi de ele geçirdiler.

M.Ö. 4. asırda Makedonya Kralı İskender ( Alexander IIIİskender (BÜYÜK) ya da MAKEDONYALI İSKENDER olarak da bilinir (d. İÖ 356, Pella, Makedonya - ö. İÖ 13 Haziran 323, Babil), İÖ 336-323 yılları arasında Makedonya kralı ve tarihteki en büyük komutanlardan biri. Pers İmparatorluğu'nu yıkarak Yunanistan'dan Hindistan'a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuş, Eski Yunan uygarlığının Doğu'ya yayılmasında etkili olmuş ve efsanevi bir kahramana dönüşmüştü.
Persleri yenerek Anadolu ve Persler İran’a hakim olan eski bir kavim. Ari ırkına mensup, Hint-Avrupa kavmidir. M.Ö. 2000 yılında, kuzeyden gelip, Orta İran’a yerleştiler. Eski Ortadoğu’ya hakim Elamlılar ve Medlerin hakimiyetinde yaşadılar. M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında, Pers Prensi Keyhüsrev, Medlerle mücâdele etti. Keyhüsrev, M.Ö. 533’te Medlerin İran’daki hâkimiyetine son vererek, Pers İmparatorluğunu kurdu. Büyük Keyhüsrev denilen ilk Pers imparatoru, İran ve Anadolu’ya hâkim olup, hudutlarını Balkanlardan Orta Asya İran’ı istila etti. Yunanlaşmış Pers asıllı İran İslam Cumhuriyeti Asya’nın batısında yer alan bir devlet. Kuzeyinde Ermenistan, Azerbaycan, Türkmenistan ve Hazar Denizi, doğusunda Afganistan ve Pakistan, batısında Türkiye ve Irak, güneyinde Basra ve Umman körfezleri bulunur. Pontus kralları, Kuzey Karadeniz ve Pontus veya "Pontos" kelimesi, "etnik" bir isim değil, "coğrafi" bir ifadedir. "Pontus" veya "Pontos" kelimesi Grekçe'de "Deniz" anlamında olup; eski çağlarda Karadeniz'in güneydoğu kısımlarına, bu arada Karadeniz'e de verilmiş coğrafi bir addır. Kırım’a hakim oldular. Pontus Kralı Mitridates, > Karadeniz'ın kuzeyinde yarımada. Kırım Tatarlarının anavatanı. Roma İmparatorluğu ile savaştı. Roma İmparatorluğunun galibiyeti üzerine, M.Ö. 1. asırda bütün Anadolu gibi bu bölge de Roma İmparatorluğunun eline geçti.
M.S. 395 senesinde Roma İmparatorluğu ikiye bölününce, bütün Anadolu gibi bu bölge de, Doğu Roma (Bizans)nın payına düştü. Bizans İmparatoru Bugünkü İtalya’nın Latium bölgesinde, Tiber Irmağı’na bakan tepelerde kurulmuş birkaç köyden oluşan eski Roma, sonradan dünyanın en büyük imparatorluklarından birinin merkezi oldu. Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkiledi.
 
Justinianus devrinde M.S. 4. asırda şehir gelişti ve Piskoposluk merkezi oldu. Muhtelif tarihlerde İslam orduları bu bölgeye akınlar yaptılar. Fakat devamlı kalmadılar. İranlı Sasaniler de, zaman zaman bu bölgeye akınlar yaptılar. 1071 Malazgirt Zaferinden sonra, Selçuklu Türklerinden Anadolu fatihi Kutalmışoğlu Süleyman Şahın komutanlığındaki Türk ordusu bütün Anadolu gibi bu bölgeyi de fethetti. Bizansın tahriki ve Roma kilisesinin teşvikiyle başlayan Haçlı Seferlerinin birincisinden sonra Selçuklular, bazı kıyı şehirleri gibi bu şehri de terk ederek Anadolu içlerine çekildiler. Dördüncü Haçlı Seferinin sonunda başşehir Trabzon olmak üzere Pontus Rum İmparatorluğu kuruldu. Cenevizlilerin Karadeniz ticaretini ele geçirmeleri üzerine Samsun limanının önemi arttı.

Selçuklu sultanlarından Sultan Keykavus ve kardeşi Sultan Alaeddin Keykubat, Trabzon Rum İmparatorluğunu doğuya doğru iterek küçülmesine sebep oldu. Samsun ve Sinop’u yeniden fethettiler. Samsun limanı Sinop yanında sönük kaldı. Bu devirde iki Samsun bulunuyordu: Bugünkü Samsun’un bulunduğu yerde “Müslüman Samsun” ile 2-3 km ötede ve çoğunluğunu gayri müslimlerin teşkil ettiği Ceneviz ticaret sitesi olan “Gavur Samsun” veya “Kara Samsun” idi. Ceneviz sitesi olan Samsun, 14. asırda Osmanlı hakimiyetini kabul etmekle beraber, 15. yüzyılda kesin olarak Osmanlı Devletine katılmıştır.

Müslüman Samsun ise, Anadolu Selçuklu Devleti çökmek üzereyken Canik Beyliğinin başşehri oldu. 1398’de Yıldırım Bayezid Samsun’u alarak, Toroslara ve Fırat’a kadar Anadolu’yu Osmanlı hakimiyetinde birleştirdi. 1402 Ankara Savaşında Timur’a karşı yenilmesinden sonra Timur, Samsun’u Kubadoğlu Cüneyd Beye verdi. Birkaç yıl sonra Taceddinoğlu Hasan Bey, Cüneyd Beyi öldürerek Samsun’u aldı. Az sonra Samsun, Kastamonu’da oturan İsfendiyar (Candar) oğullarının eline geçti. 1413’te Çelebi Sultan Mehmed Samsun’u alarak kesin bir şekilde Osmanlı Devletine kattı.
Osmanlı Devrinde Samsun, “Canik Sancağı” (vilayeti) adıyla Rumiye-i Suğra Beylerbeyliğinin (eyaletinin) bir vilayetiydi. Tanzimattan sonra Trabzon vilayetinin (eyaletinin) 4 sancağından biri oldu. 6 kazası vardı.

Samsun, Osmanlı devrinde, Sinop ve Trabzon limanları yanında ikinci derecede bir Karadeniz limanı olmuştur. Bu şehirde askerî ve sivil tersaneler bulunuyordu. Anadolu’ya açılan bir kıyı şehri olarak sakin bir tarihi vardır. Ancak bu sakin tarihî hayat, merkezi Trabzon’da olmak üzere Giresun, Ordu, Samsun, Amasya, Sinop şehirlerini içine alacak şekilde kurulmak istenen “Rum Pontus Devleti”nin teşkili için girişilen vahşet ve katliamlarla, zaman zaman bozulmuş ve yüzlerce köy haritadan tamamen silinirken, on binlerce Müslüman Türk, Pontusçu Rum Çeteleri tarafından öldürülmüştür.

Turizm

Samsun ili târihi eserleri, tabiî güzellikleri, içme ve kaplıcaları, deniz sâhil ve gölleri, her mevsim yeşil olan bitki örtüsü ve ılıman iklimiyle şirin bir ilimizdir. Fakat turizm konaklama ve altyapı tesisleri ve organizasyon yetersizliğiyle turizm sektörü gelişememiştir.

Kale Câmii: Kuyumcular Çarşısında, 1314’te İlhanlı Vâlisi Emir Timurtaş Paşa adına yaptırılmıştır. Çeşitli zamanlarda tâmir görmüştür.

Pazar Câmii: Samsun’un en eski câmisidir. On dördüncü asırda İlhanlılar tarafından yaptırılmıştır. 1814’te tâmir gören câmi dikdörtgen plânlı ahşap çatı ile örtülüdür.

Şeyh Seyyid Kutbiddin Câmii ve Türbesi: On beşinci asırda yaptırılmıştır. Osmanlı eseridir. Câminin bitişiğindeki 800 senelik türbede Büyük İslâm Âlimi Seyyid Abdülkâdir Geylânî hazretlerinin torunları medfundur. Câmi dikdörtgen plânlıdır.

Yalı Câmii: Buğday pazarındadır. 1894’te Sâdık bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır. Küçük minâreli ve kubbesi kiremit örtülüdür. Buğday Pazarı ve Hoca Hayreddin Câmii isimleriyle de bilinir.

Îsâ Baba Câmii ve Türbesi: Anadolu’nun fethi uğrunda şehit olan Türk mücâhidlerinin ve Îsâ Baba’nın kabirleriyle küçük bir mescidden ibârettir. On beşinci asırda yapılan câmi ve türbe gördüğü tâmirler yüzünden ilk yapılış şeklini kaybetmiştir.

Hacı Hâtun Câmii: Saathâne meydanı yakınlarında İbrâhim kızı Hacı Hatice Hâtun tarafından yaptırılmıştır. Tâmirlerle birçok değişikliğe uğrayan câmi kesme taştan ve tuğladandır.

Ulu Câmi (Vâlide Câmii); Şehrin en büyük câmisidir. Batumlu Hacı Ali tarafından yaptırılmış olup, Sultan Abdülazîz Hanın annesi tarafından tâmir ettirilmiştir. Bu yüzden Vâlide Câmii olarak da bilinir. Belediye tarafından esaslı bir şekilde çevre düzenlemesi yaptırılmıştır. Vakıflar tarafından restore ettirilmiş Türkiye Elektrik Kurumu tarafından ışıklandırılmıştır.

Büyük Câmii: Bafra ilçesinde Köprülü Mehmed Paşanın hanımı Ayşe Hâtun tarafından 1670’te yaptırılmıştır. Câminin bahçesinde bulunan kabristanda meşhur bilim adamlarının mezarları vardır.

Tayyar Paşa Câmii: Bafra ilçesinde Cumhûriyet meydanındadır. Tayyar Paşa tarafından 1869’da yaptırılmıştır. Tek şerefli minâresi ilk orjinalliğini korumaktadır.

Mustafa Paşa Câmii: Havza ilçesinde İmâret Mahallesindedir. 1256’da kesme taştan yapılan câmi çeşitli zamanlarda tâmir edilmiştir. Tek şerefeli ve ahşaptır.

Tâceddin Paşa Câmii: Vezirköprü ilçesinin Çanaklı Mahallesindedir. 1494’te yaptırılan câmi 1945 zelzelesinde tamâmen yıkılmıştır.

Fâzıl Ahmed Paşa Medresesi: Vezirköprü’nün Yenimahalle semtindedir. 1662’de yaptırılan eser 1964’e kadar çeşitli amaçlarla kullanılmıştır. Bu târihten sonra halk kütüphânesi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

Emir Mirza Bey Türbesi: Bafra ilçesinin Türbe köyündedir. Dörtgen plânlı, moloz taştan türbe, sivri bir kubbeyle örtülüdür. Kitâbesinden 1381’de Emir Mirza Beyin, vebâdan ölen yakınları için yaptırdığı anlaşılmıştır.

Saat Kulesi: Vezirköprü ilçesindedir. Sultan İkinci Abdülhamîd Han devrinde Sivas Vâlisi Reşid Âkif Paşa tarafından yaptırılmıştır. Her yöne bakan dört saati vardır. Seksen basamakla çıkılır. Anadolu’nun en güzel saat kulelerinden biridir.

Diğer eserlerden bâzıları şunlardır:

Taşhan: Mahmûd bin Ali Paşanın vakfıdır. Sivil Osmanlı mîmârîsinin güzel bir örneğidir. Eski Belediye Binası: 1913-1915 arasında eski Belediye Başkanlarından Necmi Bey yaptırmıştır. Samsun Belediyesi 1971-1977’de bu târihî binâyı restore ettirmiştir. Birinci katında Samsun Şehir Müzesi açılmıştır. Eski Adliye Binâsı: Târihî bir yapıdır. Atatürk Anıtı: 1931’de yapılmıştır. Samsun parkındadır. Atatürk’ü at üzerinde gösterir. İlk Adım Anıtı: Atatürk 19 Mayıs 1919’da Anadolu’ya ayak bastığı merkez iskelesinde (şimdi doldurulmuştur) 1982’de törenle açılmış bir anıttır. Kâidesi Ünye taşından yapılmıştır. Turban Büyük Samsun Oteli yanındadır. Gâzi Müzesi: Atatürk’ün 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelişlerinde kaldığı Mıntıka Otelidir. Alt katı Belediye Oda Tiyatrosudur. Müze kısmında Atatürk’ün çalışma odası, yatak odası ve konferans salonu olarak kullandığı üç odada Atatürk’ün kullandığı eşyâlar ve Bandırma Vapurunun maketi vardır. Atatürk Müzesi: Atatürk’ün şahsî eşyâları ile hayâtına âit fotoğraflar bulunmaktadır. Arkeoloji Müzesi: Burada Hitit, Frig, Roma ve Bizans devirlerine âit eserler sergilenmektedir.

Amisos Harâbeleri: Cedit Mahallesi sırtlarındadır. Baflagonya Kaya Mezarları: Bafra’ya 35 km mesâfededir. M.Ö. 7. asra âittir. Burada; Roma, Bizans ve Osmanlı devrine âit kalıntılar mevcuttur. Asar Kalesi: Bafra Kızılırmak Vâdisindedir. Tekkeköy Mağaraları: Eski çağlara âittir. Samsun’a 15 km mesâfededir. İkiztepe, Hoşça Kadem Tepe, Dedetepe ve Gökçe Boğaz Höyükleri: Hititlere ve daha öncelere âit höyüklerdir. Öksürüktepe (Dündartepe) Höyüğü: Eski çağlara âit Hitit ve öncesi eserler bulunmuştur. Samsun Mağaraları: Samsun’un doğusundadır. Eski çağlara âittir. Kürtün Irmağında kayalara oyulmuş mağaralar Roma, Bizans ve Cenevizlilere âittir.

Mesire yerleri: Her mevsim yeşil bir örtüyle kaplı olan Samsun, tabiî güzellikler bakımından zengindir. Deniz ve ormanın birbirini tamamladığı ilde birçok mesire yeri vardır. Bâzıları şunlardır:

Çakırlar Korusu: Samsun-Bafra karayolu üzerinde ve denize çok yakın bir dinlenme yeridir. İl merkezine 15 km mesâfededir.

Hasköy Korusu: İl merkezinde, ağaçlarla kaplı bir mesire yeridir. Geniş bir alanı içine alır.

Çamgöl: Bafra-Sinop karayolu üzerindedir. Bafra’ya 42 km uzaklıktadır.

Kaplıca ve İçmeler: Samsun ili kaplıca ve içmeler bakımından da zengindir. Lâdik, Havza, Bafra ve Çarşamba’da şifâlı kaplıca ve içmeler vardır. Başlıcaları şunlardır:

Havza Kaplıcası: Havza ilçesinde, Amasya-Samsun karayoluna bir km uzaklıkta ve yolun güneybatısındadır. Modern tesisleri mevcuttur. Kaplıca suları her çeşit romatizma, nevralji, nefrit ve kadın hastalıklarının tedâvisinde tavsiye edilmektedir.

Hamamyağı Hilyaz Kaplıcası: Lâdik ilçesine 13 km, Samsun-Ankara karayoluna 3 km mesâfede Hamamyağı köyündedir. Tesisleri mevcuttur. Kaplıca suyu sinir sistemi hastalıklarıyla nefrit ve çocuk felçlerine tavsiye edilir.