İsminin Kökeni

Ordu ,Türkçe bir kelimedir. Aslında saray demektir sarayda genellikle hükümdar oturduğu için , bu tabir hakanın oturduğu şehir olarak kullanılmıştır.

Ordu adının ilk defa Fatih devri arazi ve vergi tahrir defterinde , bir nahiye , Bucak adı olarak (Boluk-u Nibayet-i Ordu) ifadesi ile rastlanmıştır.

Bayramlı Kasabasının kuruluşu bahsinde de belirtildiği gibi 1613 tarihli arazi vergi tahrir defterinde de Kaza –i Bayramlı Nam-ı diğar ordu olarak anılır. Bu kayıtlara göre 15. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Ordu adı bir yerleşim yerinin ismi olarak kullanılır. Ordu adının verilişinin üzerine birçok söylentiler mevcuttur. Bu söylentilerin en yaygın olanı Ordu adının karargah, çadırlı, ordugah askeri birliğin konakladığı yer anlamında kullanıldığını ifade etmektedir. Bölgede askeri bir topluluğun yerleşmesi ile ilgili hikayelerden biri şöyledir.

18. Yüzyılın başlarında , Ordu şehrinin bu günkü yerinde ormanlar, çalılıklar, bataklıklar bulunmaktaydı. Boztepe’nin eteklerinde hiçbir mesken kurulmamıştı. Yamaçlarında Bayramlı halkının hayvanları otlatılırdı. Sahil ve çevresinde bataklıklar olduğu için biraz uzaktaki sırtın üzerinde bu günkü Bucak mahallesinde Bucak adlı bir köy bulunuyordu.

Bayramlı civarında derebeyleri’nin nüfusu hakimdi. Osmanlı Devleti’nin devrelerde, İstanbul hükümetince muhassıl ve mütesellim namı ile yerini tutan yetkili kimseler başlangıçta hükümete bağlı iken nüfus ve kudret sahibi durumuna gelerek kendi başların buyruk olmaya başladılar. Bayramlı çevresindeki derebeyleri ise nüfuzca kalabalık olan aile fertlerine dayanarak dilediklerini yapmakta idiler. Bölgede bu yüzden asayiş kalmamıştı.

Halk uzun süreden beri asayişsizlikten bıkmış usanmıştı. Yıllarca devam eden bu huzursuzluk nihayet İstanbul Hükümetince haber alındı. Padişah , mahalli asayiş kuvvetlerini önleyemeyeceğini düşünerek buraya bir askeri birlik göndermeye karar verdi. Hükümet Canik’te (Samsun) bulunan Osman Paşaya geniş yetkiler verdi. Bu geniş yetkilerle karadan Bayramlıya doğru yola çıktı. Birliğin bir kısmı Ordu şehrinin güneyindeki Bucak köyünün kurulu olduğu sırtın eteklerinde konakladı Ordugah kurdu. Askerlerin bir kısmı ise Bayramlı çarşısında, caminin önündeki geniş düzlükte yerleşerek asayişi temin etti.

Osman paşa askerlerinin asıl konaklama yeri Bucak semti idi. Askerler her gün sabahleyin buradan Bayramlı topraklarına girerek vazife görmekte, akşam vaktinde de tekrar ordugaha dönmekte idiler.

ORDU İLİ TARİHİ TABLOSU

Hitit tabletlerine göre İ.Ö.17.yüzyılda Ordu, Kaşkaların ülkesi ve Hitit hakimiyetinde idi.( İ.Ö.1700-1200) Hititlerden sonra bölgeye Frigler ( İ.Ö.1200-670) sonra da Kimmerler hakim oldu. ( İ.Ö.676-546)

Yunan Tarihçi Ksenophon (M.Ö.431 ) " Onbinlerin Dönüşü" adlı eserinde Ordu yöresinin yerli halkı olarak Mossinoikler, Khalibler ve Tibarenler'den bahseder

Asurlu bir halk olan Tibarenler, Çarşamba-Ordu arasında yaşıyorlardı. Giresun- Ordu arasında yaşayan Khalibler, daha sonra batıya doğru demir madeninin bol olduğu Tibaren ülkesine yayıldılar; merkezleri Ünye olmuştur.

Kimmerler döneminde Miletoslular yörenin kıyı kesiminde ticaret kolonileri kurdular. Kimmerler'den sonra hakimiyet Med ve Perslerin ( M.Ö. 547-334) eline geçti.Pers hakimiyetine Makedonyalı İskender son verdi.Bundan sonra bölge 50 yıl kadar yerli aşiret reisleri tarafından yönetildi. İ.Ö.280'de İran kökenli yerli krallardan Mithridates'in kurduğu Pontus krallığının İ.Ö.280 - İ.S.63 tarihleri arasında üç buçuk asırlık ömür sürmüştür ama hakkında ayrıntılı bilgi yoktur. Vl. Mithridates'in oğlu Pharnakes'in bu bölgeye hakim olduğu ve adından dolayı buralara Pharnakia dendiği biliniyor.Bu kral 25 yıl Romalılara direndi ve sonunda teslim oldu. Böylece Pontus kıyıları Roma ve Bizans hakimiyetine geçti.

Bölgenin etnik yapısını değiştiren asıl olgu, bu siyasi olaylar değil, M.S.324 yılında bölgede Hıristiyanlığın yayılması, yerli halkların Hıristiyanlaştırılması ve Yunan dilini öğrenmeye başlamışlardır.

Latinlerin Bizans'n başkenti Konstantinopolis ( İstanbul)'i 1204 yılında ele geçirmesi üzerine , Komnenos ailesinden Aleksios ve David, Gürcülerin de yardımıyla Trabzon Devleti'ni ‘ 1204-1461) kurdu. Bu devleti Fatih Sultan Mehmed ortadan kaldırdı. Fakat Ordu ve Yöresi Osmanlılar tarafından değil, 1270' lerden 1380'lere kadar uzanan uzun bir süreç içinde diğer TÜRK Gruplarının Özellikle Hacı Emiroğullarının mücadeleleri sonucunda fethedildi.XII.yüzyıl başında, Karadeniz'in Samsun'dan Rize'ye ve canik dağları zirvesinden sahile uzanan bölgesinde Trabzon Devleti ( 1204 – 1461) vardı. İstanbul Latinlerin elindeydi. Batı Anadolu'da İznik Devleti kurulmuştu. Bunlar dışında bütün Anadolu Selçuklular tarafından XI. Yüzyıldan buyana Türk iskanına açılmış ve burada güçlü bir Müslüman Türk medeniyeti kurulmuştu. Sinop'tan Karadeniz'e açılan Selçuklu Devleti şüphesiz Trabzon'u tehdit ediyordu.

1223' te Selçuklular tarafından gerçekleştirilen Trabzon seferi,

sonuç vermedi. Bununla birlikte, Trabzon Devleti genel olarak Selçuklulara bağımlı idi. Ne var ki, iki devlet arasındaki barış içinde devam eden yaşama süreci, ancak 1243 yılında Anadolu'nun İlhanlılar tarafından istilasına kadar devam etmiştir.

Anadolu'daki Moğol hakimiyeti kısa sürdü, fakat bölge yapısında büyük değişmelere yol açmıştır. Bu değişmenin en önemli sebebi, Moğol istilasıyla birlikte çok sayıda Türk aşiretinin
XI. Yüzyılda olduğu gibi, Anadolu'ya göç etmiş olmasıydı. İlhanlılar bu aşireti kontrol altına almakta zorlandı. Zaten son İlhanlı valileri de merkeze karşı isyan ettiler. İşte bu iki sebeple, XIII. yüzyılın ikinci yarısında ve XIV. Yüzyılın başlarında Anadolu'da bir çok Türk Beyliği kuruldu.

Bu beyliklerden Trabzon Devleti'ne sınırdaş olanlar arasında Sivas'ta Eratnalıların yerine geçen Kadı Burhaneddin Devleti, Bayburt ve Erzincan Beyleri, merkezi Milas ( Mesudiye) olan Hacı Emiroğulları Beyliği ve merkezi Niksar olan Taceddinoğulları Beyliği vardı.Trabzonlular, bu devlet ve halklarla ve yine Doğu Anadolu'da bir Türk konfederasyonu olan Akkoyunlularla ilişki içindeydiler.

Ordu ve çevresinin Türkler tarafından fethedildiği XIV. Yüzyılda, Trabzon Devleti'nin çevresindeki Türk Beylikleriyle ilişkileri hakkındaki araştırmaları bulunan Trabzon saray tarihçisi Panaretos'un Kronik'i ile Kadı Burhaneddin'in yakını olan Aziz b.Erdeşir-i Esterabadi'nin Bezm u Remz adlı eserleri; Ordu tarihi hakkında bize bilgi veren nadir eserlerdir.

Bu kaynaklardaki verilere göre, Trabzon İmparatorluğu'nun XIV. yüzyıl boyunca Türklerle sürekli çatışma halinde olduğunu, yüzyılın ilk yarısında karşılıklı baskınlarla devam eden ilişkilerin, daha sonraki dönemde Trabzon İmparatorunun kızlarını Türk Beyleriyle evlendirmek suretiyle akrabalık ilişkilerini geliştirip barış ortamı yaratmaya çalıştıklarını, bununla birlikte baskın ve çatışmaların yine de devam ettiği görülmektedir.

1276'da Karamanlı Mehmed Bey'in Konya üzerine yürümesini fırsat bilen Trabzon İmparatoru, 1277' de denizden Sinop'a saldırmış, ancak Çepniler tarafından bozguna uğratılmıştır, bunun üzerine bazı Türk grupları Samsun sahil şeridini takiben doğuya doğru ilerlemişler; Karadeniz dağlarında yayla yapan Türk grupları ise, Harşit Deresi, Aksu,Melet Suyu, Bolaman Deresi ve benzeri vadilerden sahile doğru inmeye başlamışlardır.Yaylalardan sahile uzanan mesafe 70- 80 km civarındadır.Bu kadar kısa bir mesafe, muhtemelen arazinin dağlık olması sebebiyle, ancak 120 yıllık bir zaman dilimi içinde fethedilebilmiştir.1297-1380 yılları arasındaki 20 civarandaki çatışma, Panaretos'un Günlüğü'nde anlatılmaktadır.İşte bu çatışmalarla Hacıemiroğulları Beylerinden Bayram ve Süleyman Beyler, 1396 yılında Orta Karadeniz Bölgesini bir daha geri dönmemek üzere fethetmişlerdir. Türkler bölgeye bütün varlıklarıyla, aileleriyle birlikte yerleşmişler, toplu bir iskan politikası uygulayarak kendi düzenlerini kurmuşlardır.

Fatih Sultan Mehmet tarafından 1455 yılında yaptırılan ve Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan bu Tahrir Defterine göre Ordu yöresinin resmi adı, Vilayet-i Canik Bayramlu me'a İskefsir ve Milas'tır. Bu adlar Bölükler biçiminde örgütlenen bir Ordu'nun, Ordu yöresini tuttuğunu ve iskan ettiğini açıkça göstermektedir.

Ordu Bölgesi Hacı Emiroğulları tarafından kesin olarak 1390'larda, yani 1455 yılı tahririnden 65 yıl önce feth ve iskan edilmiştir. İşte bu bölükler, askeri birlikler tarzında örgütlenerek bölgeyi feth ettikten sonra buralara yerleşen boy ve oymaklardır. Her bölükün yerleştiği kısım bir idari birim olmuş ve fetih sırasında başlarında bulunan kişinin adı idari birime ad olarak verilmiştir. Mesela; Bucak Bedir(lü),Ebulhayr Kethüda, Alibeğece, Fidaverende gibi.

İdari birim adları arasında, şahıs adları dışında altı ad vardır. Bunlardan biri, Ordu bi ismi Alevi'dir.Bu, Hacıemiroğulları ailesinin mensup olduğu cema'atin adıdır. Bunlar da ayrı bir bölük oluşturmaktadır. Bu ad aslında, Türklerin devlet merkezini Ordu olaak adlandırması geleneğinden gelmektedir.Taceddinoğulları Beyliğinin merkezi olan ve bugün hala Çarşamba'nın güneyinde varlığını koruyan köyün adı ORDU'dur.Diğerleri Elmalu, Kıruk-ili, Milas( Mesudiye), Hafsamana ( Gölköy) ve Bolaman'dır.

Ordu yöresinin fethi, profesyonel orduların bir ülkeyi veya bölgeyi fethine benzemez çünkü asker nitelikli değil aile fertlerinin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.Yurt olarak benimsenmiştir.Selçuklular döneminde, Anadolu'nun büyük bir bölümünde uygulanan ve bu ülkedeki nüfus ve kültür yapısının temelini oluşturan fetih ve iskan biçimidir.

Eski Yerleşmeler :

Cotyora ( Bozukkale): Ordu ili'nin ilk kuruluş yeri olarak bilinen Cotyora ( Kot Türklerinin yurdu) Kod Yurdu halk arasında Bozukkale, yapılan araştırmalara göre Bizanslılarca XI. yüzyılda yapılan küçük bir gözetleme kulesi olduğu anlaşılmıştır. Ordu-Samsun karayolu üzerinde il merkezine 2 km mesafede deniz kenarındadır. 2. derece arkeolojik SİT alanı olarak tescillidir.

Kurul Kaya Yerleşmesi: İlimiz merkezine 13 km . mesafedeki Bayadı köyü sınırlarında bulunan sivri bir kaya üzerine kurulmuş antik bir yerleşme alanıdır. Yapılan çalışmalarda dehliz kazısı yapılmış 250 –300 adet merdiven gün ışığına çıkarılmıştır. Kaya üzerinde piknik alanları mevcuttur. Kazı esnasında bulunan pişmiş topraktan çatı kiremitleri , duvar örgüsü seramik parçaları incelenmiş MÖ.V ve IV.yüzyılda yerleşme yapıldığı tespit edilmiştir.

Cıngırt Kayası Yerleşmesi: İlimiz Fatsa ilçesi Yapraklı köyü sınırları içerisinde yer alır. Kaya blokları üzerine kurulmuş antik yerleşmedir. Yerleşmede bir dehliz, kaya mezarları, nişler, duvar kalıntıları ile çanak çömlek parçaları bulunmaktadır.

Arıkmusa Yerleşmesi: İlimiz Mesudiye ilçesi, Arıkmusa köyü sınırları içinde bulunan yüksek kayalıklar üzerinde kurulmuş bir yerleşimdir. Ana kayaya oyulmuş iki adet dehliz günümüze kadar gelmiştir. Ayrıca, gözetleme odaları mevcuttur. 2000 yıllıktır.
 

 

Yasonburnu Yarımadası: Perşembe ilçe merkezine 15, il merkezine 28 km . mesafede Çaytepe köyü sınırları içindedir. Yasonburnu üzerinde 1869 tarihinde yapılmış bir kilise mevcuttur. Kilise, Sayın Valimiz Kemal YAZICIOĞLU önderliğinde İl Özel İdaresi ve İl Kültür Turizm Müdürlüğü tarafından onarımı ve çevre düzenlemesi yaptırılmıştır. Son düzenlemeler yapıldıktan sonra ilimizin en önemli ziyaret ve gezi alanlarından birisi olacaktır. 2005 yılının ilk sekiz ayında 75 bin turist tarafından ziyaret edilmiştir.

Hoynat Adası : Perşembe ilçemizin en önemli tarihi unsurlarından biridir. Ramazan köyü sınırları içerisinde Hoynat tünelinin hemen yanındadır. Eskiden gemicilerin depo ve sığınak olarak kullandıkları tahmin edilmektedir. Üzerinde su kalıntısı bulunur. Martı ve karabatak kuşlarının yaşadığı kuş cennetidir.

Kaya Mezarları :

Büben Kaya Mezarları: Merkeze bağlı ( Zafer Köyü) Değişik ve ilginç görünüme sahiptir. Büben köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Delikkaya Kaya Mezarları: İlimiz merkezine 10 km mesafedeki

Delikkaya köyü sınırları içerisinde bulunur. Tek odalı, sütunsuz ve alınlıklı ve çift sütunlu girişe sahip, 3 kaya mezarı mevcuttur.

Kaleköy Kalesi Kaya Mezarları : Ünye İlçe merkezinin 7 km . batısında Kale köyünde bulunmaktadır. Kalenin etek kısmı oyularak yapılmıştır. Girişi antik grek tapınaklarındaki gibi alınlık formunda düzenlenmiş, yanları iç bükeydir kavislidir, iç kısımlarına freskler bulunmaktadır. Helenistik döneme ait vadi boyunca birçok mezara rastlanır.

 

Tozkoparan Kaya Mezarları: Ünye İlçe merkezine 5 km . uzaklıkta Gürpınar köyünde bulunmaktadır. Mezar girişi büyük yuvarlak kemerli ve derin iniş vardır, buradan içiçe iki odaya geçilmektedir.

Dikenlice Kaya Mezarları: İlimiz Gürgentepe İlçesi Dikenlice köyünde bulunur. Kayalıklara oyulmuş 9 adet kaya mezarı bulunmaktadır. Mezarlar tek odalı olup içerisinde ölünün konulduğu klineler ( seki) vardır.

Dikenlice Tombs: They are in the Dikenlice Village of the town of Gurgentepe of our city. There are 9 tombs carved into the rocks. The tombs are made up of a single room which contains sections to put the dead.

Mesudiye İlçesi Kaya Mezarları : İlimizde en çok kaya mezarı Mesudiye ilçesinde bulunmaktadır. Mesudiye'nin Konacık köyünde 2, Kale köyünde1, Eski köyde 2, Bakır köyde 1, Çavdar köyünde 2, Erik köyünde 6, Alanköyde 4 adet kaya mezarı bulunduğu tespit edilmiştir. Çift ve tek sütunlu çeşitleri ile görülmeye değerdir.

Kıranyağmur Köyü Kaya Mezarları : İlimiz Ulubey ilçesi sınırları içinde bulunan 8 adet kaya mezarıdır. Bunlar da diğer kaya mezarları gibi sadedir. Tek odalı ve yüksek kayalar üzerine oyulmuşlardır.

Sırma ( Kadavat) Kaya Mezarı : Ünye'ye 20 km uzaklıkta, Tekkiraz Beldesi, Sırma- Kadavat mahallesinde bulunan kaya mezarı tam olarak tarihi bilinmemekle beraber Helenistik döneme ait olduğu sanılmaktadır. Bu mezarlar anıtsal büyüklüktedir.

Çubuklu Kaya Mezarı- A.Kızılin Kaya Mezarı, Kardeşler köyü Kaya Mezarı- ULUBEY
 

Kaleler :

Ünye Kalesi: İlimiz Ünye İlçesinde Ünye – Niksar karayolunun 7. kilometresinde yolu solunda kalan, bir tepenin üzerinde kurulu, ilçenin 5 km . güney doğusunda, 2500 yıllık bir kaledir. Kale köyü sınırları içindedir.

Jeologların görüşü; göre kale çok eski çağlarda yanardağ olduğu ve orta çağda insanları sönmüş volkan üzerine kaleyi inşa ettiği yönündedir. Yalçın dik yamaçlar üzerine kurulan duvarlar ve sutreler hala yeniliğini korumakta. Turistlerin ilgisini çekmektedir. Kale çevre yüzeyine göre çok yüksek olduğu için XI- XII. yüzyıllarda müstahkem mevkii olarak kullanılmıştır. Kapısı 5 m . yüksekliğinde olup, incelemeler bu kapının II. Midridat zamanında yapıldığı ihtimalini kuvvetlendirir mahiyettedir.

Kale girişi güney-doğudadır, bu cephede yerden on metre yüksekliğinde , genişliği 3 metre , yüksekliği 2 metre Tetrasil bir kaya mezarı bulunmaktadır. Mezarın üçgen kalınlığının her üç noktasında birer kabartma kartal bulunmakta, sağ uçtaki kabartma iyi korunmuş durumdadır.

Zirveye yakın bölgede 45 derece meyille kuzey batı yönünde iki adet dehliz ve bir sarnıç bulunmaktadır.

Göller Köyü Kalesi: Çatalpınar ilçesi, Göller köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Çevreye hakim kayalıklar üzerinde kurulmuş olup, sur kalıntıları, sarnıç ve yerleşim izlerine rastlanılmaktadır.

Kaleköy Kalesi : Mesudiye ilçesine 6 km . mesafede bulunan Kaleköy sınırlarında bulunur. Üç kümbet kalıntısı ve kaya mezarları vardır. 14. yüzyılda yapıldığı bilinmekte olup, eski mezar taşları mevcuttur.Büyük sur duvarları, kümbet kalıntıları ve tarihi mezarlardan oluşan kalıntılar bulunmaktadır.

Meletios ( Yastura) Kalesi: Mesudiye ilçesine 15 km . uzaklıkta Yeşilçit köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Yeşilçit köyünün doğusunda doğal kaya blokları üzerine kurulmuştur. Ana kayanın oyulması ile oluşturulmuş merdiven ile kaleye ulaşım sağlanmaktadır. Yörenin en eski yerleşim yeri olarak kabul edilmektedir.

Gölköy Kalesi : Gölköy ilçesi Kale mahallesinde yer alır. Tek kapılı geniş alana sahip olarak inşa edilmiştir.İlçeye hakim durumda, gözetleme ve savunmaya elverişli olarak yapılmıştır. Kale girişinin solunda silindir şekilli bir burç ve gözetleme kulesi yer almaktadır. 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Antik Eserler Listesi'ne alınmıştır.

Kevgir Kalesi ( Kevgürk Kalesi ) : İlimiz Akkuş Alan Köyü ile Tokat Erbaa ilçesi sınırındadır. Bizans döneminden kaldığı tahmin edilmektedir. Tabana yaklaşık 300 m . Yükseklikteki yalçın bir kayanın üzerinde, yöreye hakim bir şekilde kurulmuştur.

Bolaman Kalesi: Doğu Karadeniz kıyısında zincirleme bir şekilde inşa edilmiş kaledir. Gözetleme ve karakol görevi için iç ve dış olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. İç kale kalenin batı ucunda yer almakta, çok yüksek duvarlardan oluşmuş, kesme taşlar kullanılmıştır. İçinde bazilike planlı küçük bir şapel bulunmaktadır. İç kale üzerine 18. yüzyılda ahşap bir konak yapılmıştır. Kademoğlu Konağı olarak bilinen bu bu ev, iç kale üzerine çift cumbalı olarak yapılmıştır. Bölgemizin sivil mimarlık örneğini teşkil eder. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından aslına uygun onarımı ve restorasyonu için çalışma başlatılmıştır.

Gençağa Kalesi: İlimiz İkizce İlçesi Karlıtepe köyü sınırlarında sarp bir kaya kütlesi üzerinde yer almaktadır. Fazla hasar görmemiştir. 13. yüzyılda Hacıemir Beyliği zamanında yapılmıştır. Temaşa imkanı yüksek bir kaledir.

Kuşnefak Kalesi : Kumru İlçesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Merkeze 3 km mesafededir.

Çubuklu Kalesi: Ulubey İlçesi Çubuklu köyü sınırlarında bulunan kale ilçeye 35 km . mesafede bulunmaktadır. Çok ilginç kaya mezarları bulunmaktadır. Kalenin üzerinden manzara muhteşem olup görülmeye değerdir. Her türlü motorlu taşıt ile ulaşım sağlamak mümkündür. 1997 yılında UNESCO tarafından Dünya Antik Eserler Listesi'ne alınmıştır.

Camii ve Hamamlar :

Atik İbrahim Paşa ( Orta Cami) :
Ordu'da ilk inşa edilen Camilerden biridir. 1770'li yıllarda deniz kıyısına inşa edilmiş deniz dalgalarından zarar görmesi üzerine şimdiki yerine yeniden yapılmıştır. En önemli özelliği barok usulünde yapılmış yoğun süslemeli mihrabıdır. Doğu kapısında beşerli on dizelik kitabe mevcuttur.

Aziziye ( Yalı) Cami : Sultan Abdül Aziz zamanında yaptırıldığı ve adının Aziziye Camii verildiği tahmin edilmektedir.Ahşap olduğu ve yıkılmaya başlayınca 1890 yılında Kadı Zade Hasan Efendi tarafından kesme ve moloz taş ile yeniden inşa ettirildiği bilinmektedir. Zeminle üç katlı, soğan kaideli, tek şerefeli minaresi vardır.

Hamidiye ( Hükümet) Camii: Ahşap ve taş malzemenin birlikte kullanılmıştır. Vilayet Binasının yanında inşa edilmiştir.( 1890 – 1892 ) Küçük ve kare planlı, bağdadi iç kubbesi vardır. Ordulu şair ve eski Ordu Belediye Başkanı Tıflı Efendi tarafından yazılmış bir kitabesi vardır.

Selimiye Camii : İlimiz Merkez Selimiye Mahallesinde yer almaktadır. Cumhuriyet döneminde yapılmıştır. Binanın kendisi tarihi olmamakla beraber mihrabı Ordu'nun eski sanat eserlerinden biridir. Orta caminin 18. yüzyıl sonlarında yapılan eski mihrabı bu camiye yerleştirilmiştir. Mihrabın çevresi kabartma süslü olup, iki çerçeve içerisinde sarkıtlar bulunmaktadır. Mihrabın üst kısmında üç kalem kabartma vardır. 1995 yılında cami Vakıflar teşkilatınca onarılmıştır.

Saray Camii: İlimiz Ünye ilçesi Kaladere Mahallesinde bulunmaktadır. Dikdörtgen planlıdır. Ünye taşından 1816 yılında yapılmıştır.

Hacı Osman Ağa Camii: Ünye İlçesi Merkez Ortayılmazlar Mahallesinde bulunmaktadır. Kuzey –güney doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Su basma seviyesi taş, ahşap, kargir arası taş dolgudur. Camii kırma çatılı, geniş saçaklı, saçak altı ahşaptır.

Yalıköy Camii: Fatsa İlçemize bağlı Yalıköy'de bulunmaktadır. Duvarları taştan, iç kısmı ile üst katı ahşaptandır. Üç taş sütunla taşınan son cemaat yeri mevcuttur. İç kısımda mihrabın sağında ve solunda sıva üzerine yazılmış ayetler bulunmaktadır. Ahşap kısmı onarılmıştır.

Çayır Camii: İlimiz Çaybaşı ilçesi Merkez'de bulunan tamamen ahşaptan yapılma tarihi camidir. Yaklaşık 150 yıllıktır.

Eski Pazar Camii ve Hamamları : Eski Pazar Ordu'nun ikinci yerleşim yeridir. Dikdörtgen planlıdır. 1380 yıllarında Hacıemiroğulları tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Rumi 1197(M.1781) yılında Şebinkarahisar mutasarrıfı Hüseyin Battal Paşa tarafından onarılmıştır. Zelzeleden harap olan camii yüzyılın başlarında onarılmıştır. Eski camiden günümüze sadece giriş kapısı ve portalı kalmıştır. Şimdiki minaresi ise 1877 yılında eski minarenin kaidesi üzerine yapılmış, 1994 yılında Vakıflar teşkilatınca onarılmıştır.

Pencere kapakları ve mimberi ahşap oymacılığın güzel örneklerinden olup, Ankara Etnografya Müzesinde

sergilenmektedir. İki hamamı mevcuttur.

-Büyük Hamamı: Caminin güney tarafında yer alır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık olarak üç kısımdan oluşmaktadır. Hamamın dışı moloz taş, içi ise düzgün yontma taştan yapılmıştır. Örtüde kubbe ve tonoz kullanılmıştır.

- Küçük Hamam: Caminin kuzey doğusunda yer almaktadır. Kare tek bir mekan ile su haznesinden oluşmaktadır. 15.- 16. yüzyıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir.

Eski ( Ulu Camii) Camii: İkizce İlçemizdedir. Selçuklular zamanında yörede Laloğlu adı altında beylik kurulduğu ve yöreye Lala denildiği bilinmektedir. Daha sonra da Osmanlı Veziri Lala paşanın buraya geldiği ve Ulu Camiinin avlusunda konakladığı, halkın ilgisinden memnun olduğu ve halkın Vezire lale sunmaları nedeniyle yöreye Laleli ismini verdiği söylenir. 18.yy. yapılan camii ahşap yapıda olup ahşap işlemeciliğinin örneklerini sunmaktadır. Caminin bilinen adı ise “ Laleli” dir.

Medreseönü Afırlı Camii: Perşembe ilçesi Medreseönü beldesinde bulunan camii, tamamen ahşap yapıdadır. Hiç onarım görmemiş ve orijinal mimarisi görülmeye değerdir.

Efirli Camii ve Mezarlığı: Perşembe İlçesi Efirli köyü sahil kesimindedir. 1800 yıllardan kalma olduğu tahmin edilmektedir.Mezarlıkta birbirinden farklı, estetik mezar taşları ve kitabeler bulunur. Kültür ve Turizm Bakanlığı'na kayıtlı Türk Aile Mezarlığıdır. Caminin tek şerefeli minaresi vardır. Caminin içi çok az restore edilmiş, mihrap ve iç kapı orijinaldir.

Yalı Hamamı : İlimiz Merkez Düz mahallede bulunur, dikdörtgen planlı, köşeleri kesme taştan, diğer kısımları moloz taştan yapılmıştır. Yapının rotasında büyük, yanlarında küçük tonozlu örtü yer alır. Öndeki kısma bitişik ikinci kısmı mevcuttur. Bu bölüm iki kattan oluşur ve üst kısmı ahşaptandır.

Saray Hamamı: İlimiz merkez Selimiye Mahallesi sınırları içerisinde yer alır. Ortasında büyük, çevresinde üç küçük kubbeden oluşmuş taş bir yapıdır. Ana mekan kare planlı ve büyük kubbesi mevcuttur. 3 tane halvet hücresi ve üzerinde 3 küçük kubbe bulunmaktadır.

Eski Hamam : Ünye İlçe merkezinde Kaledere mahallesinde bulunmaktadır. Dıştan dikdörtgen şeklindedir. Soğukluk , ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmektedir. Kesme taş ve yığma taştan yapılmıştır. Dış cephe yüzeyi, kubbeler ve pencere söveleri onarım görmüştür, halen kullanılmaktadır. Orjınali kilise olan yapı sonradan hamama dönüştürülmüştür.

Çifte Hamam : Ünye ilçemiz Kaladere mahallesinde yer almaktadır. Soğukluk ve sıcaklık mekanlarından oluşmuş, dikdörtgen planlıdır. Kesme taş kullanmış ve iki büyük kubbe ile örtülmüştür.

Kiliseler :

Taşbaşı Kültür Merkezi ( Eski Cezaevi-Kilise) : Ordu il Merkezi Taşbaşı Mahallesi, kentsel SİT alanı içerisindedir. Kilise doğu-batı istikametinde, dikdörtgen tarzında yapılmıştır. Doğuda büyük bir apsis, yanlarda iki küçük apsis bulunmaktadır. Kilisenin ana mekanı iki sıralı üç sütunla üç nefe ayrılmıştır. Kilisenin semardam çatısı, sütunlarla desteklenen kemerlerle taşınmaktadır. Tamamı kesme taştan yapılmış, (kubbe hariç) günümüze kadar ayakta kalabilen, bir bazilika şeklinde yapıdır.

1853 yılında yörede yaşayan Rumlar tarafından yapılmıştır.

10 Nisan 2000 tarihinden itibaren Kültür Merkezi Olarak kullanılmaktadır.

Düz Mahalle Kilisesi ( OBKT Sahnesi) : Ordu Düz Mahalle Sinema sokakta yer almaktadır. 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra yapılmış , dikdörtgen planlı ve yuvarlak tonozla örtülü ve kesme taştan inşa edilmiştir. Girişi renkli taşlarla ve bir bordür ile çevrilidir. Restore edilerek Ordu Belediyesi 75. Yıl Cumhuriyet Sahnesi olarak kullanılmaktadır.

Mesudiye Kilisesi: Mesudiye ilçe merkezinde bulunan kilise, 1912 yılında yapılmıştır. Çatısı ve neftleri ahşap olup yıkılmıştır.

Yason Kilisesi: İlimiz Perşembe ilçesi Çaytepe köyü sınırları içerisinde Yasonburnu yarımadası üzerinde yer alan kilise, 1868 yılında yörede yaşayan Rumlar tarafından yaptırılmış, 1. derece arkeolojik, 2. derece doğal SİT alanı içinde bulunmaktadır. Üç apsisli küçük kubbeli olup, cephesinde açık ve koyu taşlar kullanılmıştır. Kilise içte iki sıra sütunla üç nef'e ayrılmıştır. Güneyde ve batıda olmak üzere iki girişi vardır. Valimiz Sayın Kemal YAZICIOĞLU'nun 2004 yılı Nisan ayında başlattığı restorasyon çalışmaları ile aslına en uygun biçimde onarılmış ve ilimiz turizmine kazandırılmıştır.

Ünye Kiliseleri: Ünye İlçe merkezinde bir kilise mevcuttur. Bu kilise Belediye'ye ait olup düğün salonu olarak kullanılmaktadır.

Kümbet – Türbeler ve Yatırlar :

Şakir Efendi Yatırı :
İlimiz Merkez Selimiye mahallesinde bulunmaktadır. Yatır içerisinde 7 adet kabir bulunmaktadır. Aslen Buharalı olan Şeyh Şakir Efendi, hem alim hem Kadiri Şeyhidir.

Tuzak Köyü Türbesi: İlimiz Akkuş ilçesi Tuzak köyünde bulunan 7,5x5 m. Ebadında dikdörtgen planlı türbedir. Derviş Mehmed adında bir zata ait olduğu bilinmektedir.Ahşap yapıda olup, iki kısımdan oluşmaktadır.

Şeyh Yunus ( Emre) Türbesi: Ünye İlçemiz Karşıyaka Mahallesinde Ünye Sanayi Sitesi çıkışında yoldan 3 km içeridedir. Yunus Emre'nin

- İndik Rum'i kışladık
- Çok hayr ü şer işledük
- Oney ( Ünye ) oldu son durak
- Göçtük El-Hamd ü lillah “

Dörtlüğünden Ünye'yi ziyarette bulunduğu ve burada vefat ettiği, ebedi istirahatine çekildiği söylense de, bu mezar Yunus Emre'nin makamı olabilir.

Şid Abdal Türbesi ( Şidlü Dede) : Kabataş İlçesi Kuzköy sınırları içerisinde bulunan Türbe 14.asırda yöreye gelen Türklerden Şid Abdal'a aittir. Yörenini Türkleşmesine öncülük etmiş bir büyük hoca ve şeyhtir.

Emir Kümbet Türbesi: Aybastı İlçesi Perşembe yaylası sınırları içerisindedir. Danişment Gazi'nin komutanlarından olan Emir Kümbet, 1105 yılında Türkler ile Tranzon Devleti arasında geçen savaşta esir edilmiştir. Burada 900 senelik büyük bir şehit mezarlığı vardır.


Şeyh Abdullah Türbesi:
Ulubey İlçesi Şeyhler köyündedir. 14. yy. yöreye gelen Şeyh Abdullah, zora düşenlerin yardımına koşması nedeniyle vefatından sonrada insanlar tarafından unutulmamıştır. Türbe Turkuaz çinilidir. Bir tane mescit vardır.Bu yörede Şeyh Abdullah'ı anma törenleri vardır.

Salih Derviş Türbesi: Ulubey İlçesi Karakoca mahallesinde olup, 1994 yılında yaptırılmıştır.

Çeşmeler – Kemer Köprü – Anıtlarımız:

Oluksuyu Çeşmesi:
İlimiz Kirazlimanı Mahallesinde Oluksuyu sokakta bulunmaktadır.

Soğuksu çeşmesi olarak da bilinmektedir. H: 1258 ( M: 1842) yılında yaptırılmıştır. Düzgün kesme taştan yapılmış, ön cephesi taş kemerlidir. Kemerin içinde üstte kitabe, altta ise musluk bulunmaktadır. Ön cephesi işlenmiş kesme taşlarla yapılmış, kemeri içinde dikdörtgen kabartma içerisine alınmış dört sıra Arapça yazıt bulunmaktadır.
 

Kirazlimanı Çeşmesi : Merkez Kirazlimanı Mahallesinde bulunmaktadır. Kesme taştan kubik görünümlü, dar saçaklıdır. Çevresi dikdörtgen çerçeveye alınmıştır.

Çerçeve içerisi bantla ikiye bölünmüş bantın üst kısmında 3 satırlık Arapça yazıt, alt kısmında ise suyu aktarmakta olan bir musluk yer almaktadır. Kitabesine göre 1327 ( M.1911) yaptırılmıştır. Çürüksulu Ali Paşa çeşmesi ve Keçiköy çeşmesi olarak bilinir.
Osmanbey Çeşmesi
: Ordu ili Merkez Saray mahallesinde bulunmaktadır.Düz damlı, kubik kesme taştan yapılmıştır. Günümüzde halen akan iki musluğu bulunmakta ve her iki cephede de yekpare

taştan iki yalak bulunmaktadır. Çeşme üst kısmında çerçeveye alınmış tuğra ile beş satırdan oluşan Osmanlıca kitabe yer almaktadır.

Tarihi Çeşme : İlimiz Merkez Zaferi Milli Mahallesi Yüksek Sokakla Çocuk Geçidi Sokağın birleştiği yol üzerinde olan tarihi çeşme, Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulunca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle tescil edilmiştir.

Oluklu Çeşme : İlimiz Kabadüz İlçesi, Harami Köyü Oluklu Mahallesinde bulunan çeşme, Kültür ve Tabiat Varlıkları Kurulunca korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı özelliği göstermesi nedeniyle tescil edilmiştir.

Kemer Köprü : Ordu İli Merkezde Bülbül deresi üzerinde bulunan tek saçaklı düzgün kesme taştan 1890-1895 yılları arasında yapılmıştır. Tek gözlü yuvarlak kemerli ve tabanı taş döşelidir. 1982 yılında onarım görmüştür. İlimizin tarihi köprülerinden biridir.

Kestane Köyü Kemer Köprüleri: Gülyalı ilçesine bağlı Kestane köyündedir. 1890-1900 yıllarında yapılmıştır.

Kenş Kemer Köprüsü: İkizce ilçesi Şenbolluk beldesinde bulunan Akçay üzerinde bulunmaktadır.

Sarp Dere Kemer Köprüleri : Ulubey ilçesi Karakoca mahallesi ve aşağı Kızılin mevkisindedir. İlimizin en uzun kemer köprüleridir.