
Kütahya Adının kökeni
Eski kaynaklara, sikke ve yazıtlara göre Kütahya’nın antik dönemdeki adı “Kotiaeion”dur. Ünlü Antik Çağ Coğrafyacısı Strabon bu adın, “Kotys’in Kenti” anlamına geldiğini belirtmektedir. Kotys, Trakya’da yaşayan Odrisler’den olup, Romalılar’ın M.S. 38’de Anadolu’ya gönderdiği bir komutanın adıdır. Kütahya Müzesi’nde bulunan bir sikkede bu ad “Koti” olarak geçmektedir. Kütahya adı, eskisine benzetilerek Türkler tarafından verilmiştir.
Ege Bölgesi’nin İç Batı Anadolu Bölümü’nde yer alan Kütahya, bilinen tarihi içinde Hitit, Frig, Roma, Bizans, Selçuklu, Germiyanoğulları ve Osmanlı Dönemi uygarlıklarıyla Türkiye Cumhuriyeti’ne ulaşmıştır. Kütahya ili sınırları içinde kalan topraklarda yerleşen ve adı bilinen en eski halk Hitit’lerdir. Buna rağmen çevredeki Arkeolojik buluntular ilin yerleşim tarihini çok daha eskilere, ilk çağlara değin götürmektedir. Kütahya için kesin bir kuruluş tarihi verilememekle birlikte; Hitit metinlerinde geçen Assuva tarihiyle ilgili IV. Tuthaliya (M.Ö. 1256–1220) yıllıklarına dayanarak M.Ö. II. binin ortalarında kurulduğu söylenebilir. Kütahya, bugün de işletilen zengin maden yatakları dolayısıyla tarihin her devresinde ilgi görmüş, bu sayede geniş ticaret yollarına sahip olmuş, hızla gelişmiştir. Malazgirt Zaferi’nin ardından XI. yüzyılın sonunda Türk uygarlıklarıyla tanışan Kütahya, Germiyanoğlu Beyliği’ne başkentlik yapmış olup Osmanlı Devleti bu topraklar üzerinde kurulmuştur. Ayrıca Kütahya “Türk ve dünya askerlik tarihi” nin en büyük zaferinin kazanıldığı yer olarak zengin bir kültürel mirasa sahiptir.
KÜTAHYA’NIN İLK KURULUŞ YERİ:
İlimizin ilk yerleşim yeri Kütahya kalesi ve çevresidir. Germiyanoğulları döneminde de kullanılan şehir merkezinde yapılan kazılarda Roma dönemi nekropol (mezarlık) alanları bulunmuştur. Ancak şehir merkezinde Frigler dönemine ait önemli bir buluntuya rastlanmamıştır. Kütahya’nın antik dönemdeki yerleşim alanı henüz kesin olarak belirlenememiştir. Ne zaman kurulduğu, nerede kurulduğu, ne zaman ve kim tarafından fethedildiği kesin olarak ifade edilemeyen Kütahya, bir sırlar kentidir.
Yapılan Arkeolojik Kazılar ve Eski Yerleşim Merkezleri :
Bugüne kadar Kütahya ve çevresinde yapılan sistematik kazı ve araştırma sayısı çok değildir. İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına Clive Foss - Kütahya Kalesi’ni, Epigraf Tomas Drew Bear - Yazıtları, David French - Roma Yolları ve Mil Taşlarını, İstanbul Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Turan Efe Antik Yerleşimlerden Höyük ve Tümülüsleri araştırmıştır. Alman Arkeoloji Enstitüsü’nün Aizanoi Antik Kentinde başlattığı sistematik kazı ve araştırmalar 1970 yılından beri devam etmektedir. Müze uzmanlarının Kütahya il sınırlarında yaptığı inceleme ve araştırma çalışmalarında yüzü aşkın höyük, tümülüs ve antik yerleşim saptanıp belgelenmiş, yapılan kurtarma kazılarıyla kentin tarihini aydınlatacak önemli arkeolojik malzemelere rastlanmıştır. Kütahya Merkez Seyitömer Höyük’te yapılan kurtarma kazılarında Eski Tunç dönemine uzanan toplu buluntular elde edilmiş olup Kütahya Arkeoloji Müzesi’nde ayrı bir salonda sergilenmektedir. Merkez Ağızören Köyü’nde 2000 yılında yapılan kazılarda Hitit yerleşimine ait nekropol (mezarlık) alanında önemli arkeolojik malzemeler ele geçmiştir. Kütahya’da Eski Tunç Dönemi’ne uzanan toplu buluntu veren en önemli merkez, 1977 yılında kömür çıkartma işlemi sırasında ulaşılan Tavşanlı Tunçbilek, Boyalık ve Gevence mevkileridir. İlin yerleşim tarihine ışık tutan Eski Tunç buluntu merkezleri Seyitömer, Tavşanlı - Kayı Köyü, Altıntaş - Üçhöyük, Domaniç - Elmalı, Simav, Emet ve Çavdarhisar yöreleridir. Buralarda ele geçen buluntular Bitynia dışında tüm Batı Anadolu’da rastlanan tipik Troya çanak - çömleği örneklerindendir. Gaga ağızlılar, üç ayaklı kaplar, depas türü maşrapalar dışında, Balıkesir, Bursa yöresine özgü Yortan kültürünün bezekli kaplarına rastlanması, Kütahya’nın kuzeyinde bu kültürün etkin olduğunu göstermektedir.
HİTİT - FRİG DÖNEMİ:
Kütahya yöresi, Hititler Dönemi'nde Assuva'nın doğusunda, Hitit Devlet
sınırlarının da batısında yer almaktadır. Antik Çağ bölümlenmesine göre ise ilin
doğu yarısındaki toprakları Frigya, batısı da Mysia bölgesindedir.
O dönemde Hititlerin siyasal etkisi dışında kalan Batı Anadolu'daki pek çok kent
konfederasyonlar şeklinde örgütlenmiştir. Kuzeybatı Anadolu'daki As-suva
Konfederasyonu bunlardan biridir ve Kütahya'nın batısında kalan topraklar bu
konfederasyona bağlıdır. İlin kuzey kısımları ise zengin gümüş yatakları ve
buna bağlı gelişmiş ticaret yolları dolayısıyla Hititlerin sürekli ilgi ve etki
alanında kalmakta, bu yüzden sıkça saldırılara uğramaktadır
Hitit İmparatorluk döneminin sonuna doğru doğuda Assuva yöresindeki bakır
yataklarının Asurlar'a kaptırılması, Hititler'in Kütahya'ya ilgisinin artmasına
neden olmuştur. Bu sırada Assuva'nın başında Sum Dlama, Hititler'in başında IV.
Tuthaliya bulunmaktadır. (M.Ö. 1256-1220).
Assuva'ya saldıran Hititler'in ülkeyi yakıp yıktıklarını, Assuva kralı ve oğlu
Kukkulis'i tutsak alıp Hattuşaş'a götürdüklerini IV. Tuthaliya yıllıklarından
öğreniyoruz.
M.Ö. 1200'lerde Trakya'dan Anadolu'ya büyük dalgalar halinde geçen Frig-ler,
bölgede Hitit egemenliğine son verip, doğuda Kızılırmak, güneybatıda Burdur
Gölü'ne kadar uzanan geniş bir alanı yurt tutmuşlardır.
Bursa, Balıkesir yörelerine gelen yeni oymakların eskilerini daha doğuya
sürmeleri sonucunda Kütahya'nın batı kesimleri Mysia bölgesinde yer almıştır.
Yine Frigler'in bir kolu olan Bitin ve Tinler'in Kütahya'nın
kuzeyine Bilecik-Sakarya bölgesine yerleştikleri görülmektedir. Frigler'in asıl
kalabalık oymaklarının ise Afyon, Eskişehir, Kütahya üçgenindeki bölgeye
yerleşmesi sonucunda, Kütahya'nın doğusu Epiktetos Frigyası adını almıştır.
Kütahya'nın güneyine, Temnos (Şaphane) ve Dindimos (Murat) Dağı'na kadar yayılan
Frigler yerli Hititler'le karışıp kaynaştıkça güçlenmiş, kültür alanlarını
genişleterek doğuda Fırat'a, batıda Ege Denizi'ne kadar dayanmalarına rağmen
Lidyalılar üzerinde sürekli bir egemenlik kuramamışlardır.
Frig Yerleşimi-Söğüt Köyü
M.Ö. VIII. yüzyılda devlet olarak örgütlenen Frigler'in barışçı bir toplum
olarak geliştiği, tarım ve hayvancılıkla uğraştıkları, kaya mezarları, tapınım
alanları ilekendilerine özgü bir mimari getirdikleri, maden işçiliği ve
dokumacılıkta ileri gittikleri, yeni müzik aletleri ürettikleri görülmektedir.
Antik kaynaklar, ünlü masalcı Ezop'un doğum yeri olarak Kütahya'yı
göstermektedir.
M.Ö. 676'da Kafkasya üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler'in, Frigya Kralı III.
Midas'ı yenerek Kütahya ve çevresini ele geçirdiği, daha sonra M.Ö. 607'de Lidya
kralı Alyattes'in Kimmer egemenilğine son verdiği gözlenmektedir. Lidyalılar
döneminde Efes'ten başlayıp başkent Şart, Uşak ve Kütahya'dan geçerek Adalar
Denizi ve Kızılırmak'ın doğu yakasını birbirine bağlayan Kral Yolu bu dönemde
yapılmıştır.
Doğuda gelişerek Anadolu'yu Marmara'ya kadar istila eden Persler'in ünlü kralı
II. Kyros, M.Ö. 546'da Lidyalıları tarihten silmiş, Kütahya'yı Frig
Satraplığı'nın merkezi yaptığı Dinar'a bağlamıştır. Pers yönetiminin
zayıflamasıyla M.Ö. 334'te Biga Çayı civarındaki savaşı kazanan Makedonyalı
İskender bölgede üstünlük kurmuştur. İskender'in M.Ö. 324'te ölümüyle Kütahya ve
çevresi komutanlarından Antigonas'a geçmiştir. Bölgede M.Ö. III. yüzyılın
başlarında yaşanan karışıklıklardan sonra
Bergama Krallığının üstünlük sağladığı ve M.Ö. 133 tarihinde Kütahya'nın
Roma'nın Asya Eyaleti sınırlarına dahil edildiği görülmektedir.
ROMA VE BİZANS DÖNEMİ
Kütahya, Roma egemenliğine girdiği sırada bölgede küçük şehir devletleri
vardır. Kütahya'da Koti-aeion, Gediz'de Cadı, Simav'da Synaus, Emet'te Ti-beriopolis,
Simav Boğazköy'de Ancyra, Altıntaş'ta Soa ve Çavdarhisar'da Aizanoi Antik
yerleşim merkezleri bulunmaktadır. Bu şehir devletlerini Claudius unvanlı
valiler yönetmiş, toplanan verginin bir bölümünü merkeze gönderip kalanını
kentin imarına harcamışlardır. O dönemin en büyük şehri olan 120 bin nüfuslu
Aizanoi'nin Zeus Tapınağı, İmparator Hadrian MS. (117-138) döneminde toplanan
arazi vergileriyle yaptırılmıştır. Bu bölgede (302) tarihinde yapıldığı saptanan
bir borsa binası vardır. Duvarları üzerinde Latince fiyat listeleri
bulunmaktadır. Bu listeler fiyat artışlarını önlemek için konulmuştur.
M.S.395'te Roma İmparatorluğu'nin ikiye ayrılmasıyla Kütahya, Doğu Roma İmparatorluğu (Bizanslında kalmıştır. Bu dönemde önemli bir piskoposluk merkezi olan Kütahya hızla gelişmiş, çevresine yapılan kalelerle korunaklı bir kent haline getirilmiştir. Zeus Tapınağı kiliseye çevrilmiş, il ve çevresinde çok sayıda kilise inşa edilmiştir.
SELÇUKLULAR DÖNEMİ :
1071 'de Malazgirt Savaşı'nda Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Romanos
Diogenes salıverildikten sonra Bizanslılar tarafından Kütahya Kalesi'ne
getirilmiş ve gözlerine mil çekilerek cezalandırılmıştır.
Anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075'te İznik'i
aldıktan sonra Kütahya ve yöresine akınlar düzenlemiş, 1078'de şehri ele
geçirmiştir.
II. Yakup Çelebi İmaret Külliyesi
1097'de Haçlıların saldırısıyla Bizans'ın eline geçen Kütahya 1182'de
Selçuklular tarafından geri alınmıştır. 1186'da II. Kılıç Arslan ülkeyi 11 oğlu
arasında paylaştırınca Kütahya Gıyaseddin Keyhüsrev'e düşmüş, çıkan
karışıklıklar ve kardeş kavgaları sırasında 1196'da Kütahya tekrar Bizanslıların
eline geçmiş, 1233'de Alaeddin Keykubad zamanında Anadolu Selçuklularına yeniden
kazandırılmıştır
Kütahya'daki Hıdırlık Mescidi, Yoncalı Hamamı ve Camisi, Balıklı Camii ve
Medresesi Selçuklu dönemi eserlerindendir.
BEYLİKLER DÖNEMİ
I. Alaaddin Keykubad döneminde 1230'da Anadolu'ya gelen Germiyanoğlu Aşireti,
Malatya yöresine yerleştirilmiş olup 1240'ta Baba İshak ayaklanmasında
Selçuklulara yardım etmişlerdir. 1243 Kösedağ bozgunundan sonra artan Moğol
baskısı karşısında Germiyanoğulları 1260'ta göç ederek Kütahya yöresine
yerleşmiştir.
Ulu Camii
1277'de Anadolu Selçuklu Devleti'nin dağılmasıyla Kütahya ve yöresi
Germiyanoğullarfnın payına düşmüş, hızla gelişen Germiyanoğlu Beyliği, Batı
Anadolu'nun en güçlü beyliği olmuştur. İlk beylerinin Alişir olduğu
bilinmektedir. Alişiroğlu I. Yakup 1300'de bağımsızlığını ilan ederek Kütahya'yı
başkent yapmıştır. 1340'ta yerine geçen oğlu Mehmet Bey döneminde gelişimini
sürdüren Germiyanoğlu Devleti'nin başında 1361'de Süleyman Şah görünmektedir.
Bu dönemde Osmanlı Sultanı I. Murad'ın
Vacidiye Medresesi
oğlu Bayezid'e kızını veren Süleyman Şah, Kütahya, Simav, Emet ve Tavşanlı'yı
kızı Devlet Hatun'un çeyizi olarak Osmanlılar'a vermiştir. (1381) Yıldırım Baye-zid
1389'a kadar Kütahya'da valilik yapmıştır. Süleyman Şah, Kula'ya çekildikten
sonra 1387'de ölmüş, yerine oğlu II. Yakup Bey geçmiştir. Germiyanoğulları
Beyliği II. Yakup'un vasiyeti üzerine 1429'da Osmanlılara katılmıştır.
Kütahya'daki Germiyanoğlu eserleri arasında bugün Çini Müzesi olan II. Yakup
İmaret Külliyesi, şimdi Arkeoloji Müzes olan Umur-Bin Savcı Medresesi ile İshak
Fakih Camii ve Medresesi sayılabilir. Germiyan oğulları döneminde Yıldırım
Bayezid'in Kütahya Valiliği sırasında yapımına başlanan Ulu Camii XV. Yüzyılda
Musa Çelebi döneminde tamamlanmıştır.
OSMANLILAR DONEMİ :
1429'da Germiyanoğlu II. Yakup'un vasiyeti ile Osmanlılara geçen Kütahya bu
dönemde bir sancak merkezidir. 1451'de Anadolu Beylerbeyliği'nin merkezi olan
Kütahya'da Kanuni'nin oğulları Şehzade Bayezid (1542-1558) ve (Sultan II.) Selim
(1558-1566) valilik yapmışlardır.
1511'de Safavilerin Anadolu'da yaptıkları bölücülük sonucunda çıkan Şahkulu
ayaklanması Kütahya'ya kadar yayılmıştır. 1833'te Mısır Valisi Kavalalı Mehmet
Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa'nın Kütahya'yı işgali ve aynı yıl imzalanan
Kütahya Antlaşması ile şehri terk etmesi dönemin kayda değer olaylarıdır.
Kütahya Osmanlı mimarisinin güzel örnekleriyle donatılmış, çeşme, köprü, cami,
medrese, han ve hamamlarla imar edilmiştir. Selçuklulardan bu yana devam eden
çini sanatı bu dönemde en parlak devrini yaşamıştır. Dünya tarihinin devlet
gözetiminde yapılan ilk toplu iş sözleşmesi, Fincancılar Esnafı Anlaşması
adıyla 13 Temmuz 1766 tarihinde Kütahya'da imzalanmıştır.
1849'da Osmanlı Devleti'ne sığınan Macar bağımsızlık hareketinin önderi Lajos
Kossuth ve beraberindeki 56 mülteci, 1850-1851 yıllarında Kütahya'da konuk
edilmiştir. Lajos Kossuth'un Kütahya'da kaldığı ev 1982 yılında müze haline
getirilmiştir.
1867'de Hüdavendigar Vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Kütahya, 8 Ekim
1923'te vilayet olmuştur.
|
ANTİK ÇAĞDAN KALAN TARİHİ ESERLER |
1-FRİG VADİSİ:
Kütahya-Eskişehir yolunun 26 km' si yakınlarında bulunan Ovacık köyüne kadar, ilin doğusu boyunca uzanan çamlar arasındaki kayalık alana "Frig Vadisi" denilmektedir.
Frig Vadisi iki ana bölümde incelenebilir. Birinci bölüm Sabuncupınar, Söğüt, İnli, Fındıklı köyleri civarındaki kuzey bölümüdür. İkinci bölüm ise daha güneydeki Ovacık köyüdür. Kütahya' nın doğusunda eski bir yanardağ olan Türkmen dağının, tüfleriyle örtülü olan Frig yayları, çok eski çağlardan beri çeşitli kavimler tarafından iskan edilmiştir.
Volkan türünün kolay işlenebilir bir kayaç olması, bölgenin en eski halklarından biri olan Friglerin bunları oyma ve yontma yoluyla çeşitli amaçlarla kullanmalarını sağlamıştır. Friglerin ana tanrıçası Kybele' ye adanmış açık hava tapınaklarıyla, savunma amaçlı yapılar, en çok göze çarpan eserler arasındadır.
Bunların yanında Roma döneminde kayaları oymak suretiyle meydana getirilmiş çeşitli barınaklar, mezar odaları, ağıl ve ahır olarak kullanılan mekanlar, sarnıçlar ve ambarlar da bulunmaktadır.Erken ve geç Bizans çağlarında ise bunlara ilaveten kilise ve şapeller (küçük kilise) inşaa edilmiştir.
Bölgemizde yüzlercesi bulunan bu mekanların büyük bir kısmı kendi hallerine terkedilmekle birlikte tamamı tabiat şartlarına maruz kalmaktadır. Günümüzde bazıları hayvan barınakları, ambar ve samanlık olarak halen kullanılmaktadır. Bu barınakların en yoğun olarak bulunduğu yerler; Söğüt, Armutlu, İnli, Sökmen, Fındık ve İncik köyleri ile Sabuncupınar beldelesidir. Bölge Kapadokya' yı aratmayacak güzellik ve zenginliktedir.
Frig Vadisi' nin ikinci bölümü Kütahya' ya 56 Km uzaklıkta bulunan Ovacık köyünün İnlice mahallesinin doğusunda başlayan çam ormanları arasındadır. bölgenin MÖ 900-600 yıllarında Frigler daha sonra Romalılar ve Biznslılar tarafından kullanıldığı bilinmektedir. Bu bölgede kayaları elle oyulmuş kaya mezarlar, kiliselerle, sığınma-barınma amaçlı yüzlerce mağara bulunmaktadır. Çok geniş olan bölge incelenirken üç bölüme ayrılmıştır.
Birinci bölümde kayaların içinde iki kilise bulunmuştur (Tekli kilise) ve çiftli kilise adı verilen yapıların duvarlarında freksler vardır. Ayrıca kök boyayla yazılmış yazılar, mender motifleri ve haç işaretleri de görülmektedir.
İkinci bölümde bulunan "Deliktaş Kalesi" de Frigler ve Bizanslılar tarafından kullanılmıştır. Sığınma ve savunma amacıyla kayalar oyularak yapılmıştır. Burada da büyük bir kiliseyle gizli geçit ve dehlizlerle birbirine bağlanan bir çok oda bulunmaktadır. Üst kısmının ise kale surları şeklinde görülmektedir.
"Penteser Kalesi" denilen üçüncü bölüm, savunma amaçlı bir kale olup, kayalar oyularak yapılmıştır. Burada çeşitli kaya mezarları ve mağaralar vardır. Bölge doğal kaya yapısı ve çam ormanlarıyla çok ilgi çekici bir turizm merkezidir. İlgi ve tanıtılmayı beklemektedir.
2-AİZANOİ ANTİK KENTİ:
Burası, Kütahya' nın 57 Km güney batısında Çavdarhisar ilçesinde yer almaktadır. Bedir çayının iki yakasında kurulmuş olan bir Roma kenti olup hristiyanlık döneminde de önemini korumuştur.
Çevresinde savunma surları bulunmayan kent, özellikle Hadrianus (MS 98-117) döneminde çok gelişmiştir. Bedir çayının iki yakasına rıhtım duvarları yapılmış ve bunların arasında günümüze dek uzanan beş köprü ile bağlantı sağlanmıştır.
Suyun sol yakasında bir Agora (pazar yeri), küçük bir tapınak, Zeus tapınağı, hamam, stadium ve tiyatro yer almaktadır.
Sağında ise Borsa binası, mozaikli hamam, sütunlu cadde ve anıtsal kapı kalıntıları vardır. Nekropal (mezarlıklar) ise kentin çevresine yayılmıştır.
1878' deki hamam kazısında caldarium (sıcaklık), frigidarium (soğukluk), palaestra (spor sahası), F ve H apsisli salonlar, hataion (havuz) bölümlerinin ortaya çıkmasıylahamam tamamlanmıştır. F ve H salonları ile caldarium da derin nişler vardır. H salonunun yıkılmış olan apsisinin temeli belirgindir.
Tiyatro ile stadyum birbirine bitişik yapılarıyla alışılmışın dışında bir plan gösterir. Çevresinden yüksek olan tapınak, Temenos (kutsal alan) içindedir. Temenos sütunlu galerilerle çevrilidir.
Giriş yapısından sonra (propylon) aynı eksende sunak (altar) yer alır. Temenos' un ortasındaki tapınak Roma yapısı olmasına karşın Helenistik (yunan tipi) plan gösterir. Podyun,mlu olup psendodipteros planlıdır. Prostyle (önü sutunlu) planlıpronaos (ön oda), cella (kutsal oda), opisthodomos' tan oluşur.
Cella duvarlarındaki yazıt kuşağında yapının Hadrianus dönemine ilişkin olduğu yazılıdır. Dönemin sikkelerinden, Cellada Zeus' u ayakta, bir elinde kartal bir elinde mızrak tutar biçimde gösteren bir heykelin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Batı ve doğu akroterlerdeki kabartmalar, burada Zeus ve Kybele kültürünün (tapılan şeye gösterilen saygı) olduğunu göstermekte, ayrıca tapınağın altındaki tonozlu salonda Ana tanrıça' nın Kybele kültürü ile ilgili olduğu öne sürülmektedir.
Zeus tapınağı Hrıstiyanlık döneminde kilise olarak dinsel işlevini sürdürmüştür.
3-KÜTAHYA KALESİ:
Kütahya Kalesi antik devirlerden başlamak üzere yerleşmenin yer aldığı ve Kütahya şehrinin ilk kurulduğu yer olduğu tahmin edilen bu günkü şehre hakim tepe üzerinde bir iç kale, hisar ve Osmanlı devrinde aşağıdaki suyu da içine almak üzere eklenen üçüncü bir kısımdan meydana gelmektedir. Kale Roma, Bizans, Selçuklu ve Germiyanlı ve Osmanlı dönemlerinde iskan görmüş olmasına rağmen hiç bir döneme ait kitabe bulunamamaktadır.
Kütahya Kalesi Evliya Çelebi' ye göre 70 Burca sahiptir. Burçlar çok sık aralıklarla yerleştirilmiştir. Hatta iç kale tarafında adeta birbirine yapışık biçimde burçlar tespit etmek mümkündür. Tuğla hatlarının tuğla dizileri ve duvardaki sayıları bir örnek değildir. Bu durum burçların değişik dönemlerde değişik ustalar tarafından yenilenmesinden ileri geliyor olabilir.
Eski durumu hakkında bilgi bulunmamakla birlikte, kaynaklar kalenin son şeklinin Bizans döneminde aldığında birleşmektedir. Kale, garip bir şekilde bir çok yönden Diyarbakır Kalesi' ne benzemektedir.
Kütahya Kalesinde iki çeşme, iki mescit ve Cumhuriyet yapısı olan bir döner gazino ve kır kahvesi mevcuttur. Kale camiinden hisar kahvesine giden dolambaçlı yol üzerinde iki çeşme kalıntısı vardır. Bunlardan birisi son yıllarda suyu kesik olan güzel bir çeşmedir. İki parça blok taştan yapılmış, sivri kemerli, devşirme çift sütunlu ve sade nişlidir. Diğer çeşme ise kaba taştan inşa edilmiş bir su yolu ağzıdır.
Kaledeki bir eser de orta hisar mescidi olarak da bilinen Kale-i Bala mescididir. 1377-1378 yıllarında Germiyanoğlu Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı, düz çatılı, moloz ve kesme taş kullanılmıştır. Gördüğü onarımlar nedeniyle orjinal şeklini kaybetmiştir. Eski yapıdan bir duvar parçası, kesme taştan yapılmış bir minare kaidesi ile tuğladan yapılmış minare gövdesi (şerefeye kadar) kalmıştır.
Kalenin Osmanlılar tarafından yaptırıldığı bilinen aşağı Hisar (Kale-i Sagir) bölümünde de yine Osmanlılar tarafından yaptırılan altıgen planlı küçük bir mescit vardır. Kerpiç sıvalı olmasına rağmen tamamen tuğladan yapıldığı anlaşılmaktadır. Kütahya' daki tamamen tuğlalı ender yapılardandır. Mescidin altı tamamen taşlardan yapılmış bir su tesisidir. Tabanı zamanla değişikliğe uğramıştır.
Aşağı Kale' nin bu su tesisini bir kuşatmada susuz kalmamak için kalenin içine almak maksadı ile yapıldığı tahmin edilmektedir.
| KRONOLOJİK TARİHİ | |
|
M.Ö.(1800-1200) |
Hitit Dönemi, |
|
M.Ö.(1460-1200) |
Assuva Konfederasyonu içinde Kütahya, |
|
M.Ö.(1200-676) |
Frigler Dönemi, |
|
M.Ö.(607-546) |
Lidya Dönemi, |
|
M.Ö.(546-334) |
Persler Dönemi, |
|
M.Ö.(334-281) |
İskender Dönemi, |
|
M.Ö.(281-133) |
Bergama Dönemi, |
|
M.Ö.(133)-M.S.(395) |
Roma Dönemi, |
|
M.S. 395 |
Bizans Dönemi’nin başlaması, |
|
M.S. 8.yy |
Kütahya Kalesi’nin inşası, |
|
1078 |
Kütahya’nın Selçuklularca alınması, |
|
1097 |
Haçlıların Kütahya’yı alıp Bizanslılara bırakması, |
|
1182 |
Kütahya’nın yeniden Selçuklulara geçmesi, |
|
1197 |
Kütahya’nın Bizanslılarca geri alınması, |
|
1233 |
Kentin kesin olarak Selçukluların eline geçmesi ve Kütahya Kalesine ilaveler yapılması, |
|
1260 |
Germiyanoğlu Aşiretinin Kütahya’ya yerleşmesi, |
|
1277 |
Kütahya’nın Germiyanoğullarına ikta olarak verilmesi, |
|
1300 |
Germiyanoğlu Devleti’nin kuruluşu, |
|
1314 |
Umur-Bin Savcı Medresesi’nin yapılması, |
|
1381 |
Germiyanlı Devlet Hatun’un Yıldırım Bayezid ile evlenmesi, |
|
1381-1389 |
Yıldırım Bayezid’ın Kütahya Valiliği, |
|
1390 |
Yıldırım Bayezid’ın Germiyanoğlu Devletine son vermesi, |
|
1402 |
Timur’un Germiyanoğlu Devleti’ni tekrar canlandırması, |
|
1410 |
Yıldırım Bayezid’ın yapımını başlattığı Ulu Camii’nin tamamlanması, |
|
1411 |
II. Yakup İmaret Külliyesi’nin yapılması, |
|
1429 |
Germiyanoğlu II. Yakup’un ölümü ve vasiyetiyle topraklarının Osmanlılara geçmesi, |
|
1451 |
Anadolu Beylerbeyliği Merkezi’nin Kütahya’ya taşınması, |
|
1511 |
Şahkulu Ayaklanması, |
|
1542-1558 |
Şehzade Bayezid’ın Kütahya Valiliği, |
|
1558-1566 |
Sultan II. Selim’in Kütahya Valiliği, |
|
1766 |
Fincancılar Esnafı Anlaşması, |
|
1833 |
Mısır ordusunun Kütahya’yı işgali, |
|
1850-1851 |
Lajoss Kossuth’un Kütahya’da misafir edilmesi, |
|
10.09.1885 |
İlk telgrafın çekilmesi, |
|
1892 |
Demiryolunun gelmesi, |
|
1905 |
Kütahya eski Hükümet Konağı’nın yapılışı, |
|
20.09.1919 |
Kütahya Kuva-i Milliye Teşkilatının kurulması, |
|
21.07.1920 |
Kütahya Milli Alayı’nın Kuruluşu, |
|
06.08.1920 |
Atatürk’ün Kütahya’ya İlk Gelişi, |
|
03.09.1920 |
Simav’ın işgali, |
|
05.09.1920 |
Gediz’in işgali, |
|
05.01.1921 |
Gediz’in Çerkez Ethem’den alınması, |
|
13.07.1921 |
Altıntaş’ın işgali, |
|
14.07.1921 |
Tavşanlı’nın işgali, |
|
17.07.1921 |
Kütahya’nın işgali, |
|
28.07.1921 |
Yunan Kralı Konstantin’in Kütahya’ya gelmesi, |
|
30.08.1922 |
Dumlupınar Meydan Muharebesi Kütahya’nın Kurtuluşu s:18.00, |
|
01.09.1922 |
Gediz’in Kurtuluşu, |
|
03.09.1922 |
Emet ve Tavşanlı’nın kurtuluşu, |
|
24.03.1923 |
Atatürk ve Latife Hanımın Kütahya’yı ziyaretleri, |
|
08.10.1923 |
Kütahya’nın il olması, |
|
30.08.1922 |
Atatürk’ün Dumlupınar’a gelişleri, |
|
1926 |
Kütahya’ya ilk elektrik verilmesi, |
|
1926 |
Sümerbank Kiremit Fabrikası’nın Açılması, |
|
23-24.01.1933 |
Atatürk’ün Kütahya’yı ziyaretleri, |
|
21.06.1934 |
Atatürk ve Şah Rıza Pehlevi’nin Alayunt İstasyonu’nda dinlenmeleri, |
|
24.11.1954 |
Kütahya Şeker Fabrikası’nın açılması, |
|
1956 |
Tunçbilek Termik Santralı’nın üretime başlaması, |
|
1958 |
SLİ Termik Santralı’nın üretime başlaması Emet Etibor İşletmeleri’nin Açılması, |
|
27.10.1961 |
TÜGSAŞ (Azot) Fabrikası’nın açılması, |
|
1976 |
Kütahya Manyezit Fabrikası’nın açılması, |
|
1981 |
Gümüş Fabrikası’nın açılması, |
|
1992 |
Dumlupınar Üniversitesi’nin kurulması. |