
Araştırmalar sonucunda Bursa ve civarında M.Ö. 4000'li yıllardan itibaren çeşitli yerleşimlerin olduğu saptanmıştır. Fakat yöreye ait kesin bilgiler M.Ö. 700'lere dayanmaktadır. Homeros bölgeden Mysia olarak söz etmektedir. Günümüzde Bursa yöresinde Mysia yerleşmelerini anımsatan iki köy bulunmaktadır: Misi(Gümüştepe) ve Misebolu.
Tarihi coğrafyada bölgeye Phrygia da denilmektedir. M.Ö. 700'lerde
Skyth'lerden kaçan Kimmer'lerin Phrygia devletini yıktıkları bilinmektedir.
Bursa adı, bu şehri kuran Bithynia Kralı Prusias'dan gelmektedir. M.Ö. 7.yy'da
bu bölgeye göç eden Bityn'ler buraya Bithynia adını verirler.
M.Ö. 185'te Kartaca'nın yetiştirdiği büyük generallerden Hannibal'in Kral I.
Prusias'a Prusias ve Olympus kentinin kurulmasını örgütlediği bilinmektedir.
Prusias adı zamanla Prusa, sonra da Bursa'ya dönüşmüştür. M.Ö. 74'te Roma
İmparatorluğunun egemenliğine geçen Bithynia Roma'dan gönderilen Proconsul(Eyalet
Valisi)'lerce yönetilen bir Asya Eyaleti haline gelmiştir. V Bursa M.S. 385-1326
yılları arasında ise Bizans dönemini yaşamıştır. M.S. 555'lerde bölgede ipek
üretimine başlanmış ve doğal sıcak sulu kaplıcaların üretilmesi ile küçük bir
kaplıca kenti kurulmuştur.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia(İznik)'a bağlı, genelde kale
içinde kalmış, fazla büyüyememiştir. Selçuk İmparatorluğu'nun zayıflayıp
dağılmaya başlamasıyla kurulan Anadolu Beylikleri içinde zamanla gelişen Osmanlı
Beyliği çevredeki Tekfur'ların arazilerini de alarak güçlenmiştir. Bursa 1307
yılında Osman Bey tarafından kuşatılmış, uzun süren kuşatmadan sonra 6 Nisan
1326'da Osman Bey'in oğlu Orhan Bey kenti zaptetmiştir.
1335 yılında başkent Bursa'ya taşınmış ve kentte büyük imar hareketleri
yaşanmıştır.
Osmanlılar Bursa'yı aldıklarında kent sadece hisar içinden ibaretken Orhan Gazi
şehri hisarın dışına çıkararak Orhan Gazi Külliyesini kurdurtmuştur. Surlar
dışında mevcut yerleşmeye yakın, hakim noktalarda cami ,hamam, imarethane,
darüşşifa, medrese gibi kamu yapıları inşa edilerek bu külliyelerin çevrelerinde
konut alanları yaratılmış ve böylece bir yerleşme geleneği başlamıştır. I. Murad
Hüdavendigar zamanında (1363) başkent Edirne'ye taşınmıştır. II.Fatih Mehmed'in
İstanbul'u fethetmesinden sonra ise Bursa'nın faal rolü son bulmuş ve yönetim
merkezi niteliğini kaybetmiştir.
Tanzimat sonrası dönemde Hüdavendigar Vilayeti merkezliği yapan Bursa'ya 1900'lü yılların başında Bilecik, Kütahya, Karesi (Balıkesir), Karahisar (Afyon) sancakları bağlı bulunmaktaydı. Milli mücadele dönemlerinde çeşitli ayaklanmaların yaşandığı Bursa, 8 Temmuz 1920'de Yunalılarca işgal edilmiş; 30 Ağustos savaşından sonra Türk birliklerince geri alınmıştır.
Bursa'da Roma ve Bizans Dönemlerinden günümüze ulaşabilmiş yapı yoktur. Eski kenti çevreleyen surların ilk olarak Bithynialılarca yapıldığı, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinde ise onarılarak kullanıldığı düşünülmektedir. Bursa, Osmanlı İmparatorluğunun ilk 200 yıllık döneminde diğer kentlere göre büyük gelişmeler göstermiş, bir çok mimari yapı ile süslenmiş, devrinin tanınmış medreseleri ile bilim aleminin merkezi olmuş, canlı bir ticaret şehridir. I.Murad zamanından başlayan Hüdavendigar Külliyesi, I. Beyazıd'ın yaptırdığı Yıldırım Külliyesi, I.Mehmed (Çelebi) döneminde başlayıp II. Murad zamanında tamamlanan Yeşil Külliyesi Bursa'nın mekansal gelişimini etkileyen ve bugünde ayakta duran büyük komplekslerdir. Cumhuriyet dönemiyle birlikte planlama çalışmalarına başlanan şehirde, 1960'lı yıllardan itibaren sanayinin önemi artmış, kentin nüfus ve kentsel gelişimi hızlı bir değişime uğramıştır. Coğrafi konumu, tarımsal, ticari ve sanayi potansiyelinin yüksek oluşu kentin çekiciliğini her dönem korumasını sağlamaktadır.
Kentin 14 km. batısında, Çayırköyü'nün 1 km. güneybatısındaki "Çayırköy Höyüğü"nün boyutları Demirtaş Höyüğü ile aynıdır. Burada bulunan seramik parçalarında gri, kırmızı grikahverengi ve siyah renkler hakimdir. Bulunan seramik parçalarının önemli kısmı elde, çok az miktardakiler de çarkta yapılmıştır. Höyüğün en eski buluntusu M.Ö.2700 yılına aittir.
Günümüzden yaklaşık 5000 yıl önce insanların yerleştiği bu topraklara M.Ö. VII. yüzyılda Trakya'da Strümon nehri kenarında oturan Bitynler ve akrabaları Tnyniler İskit saldırılarına karşı koyamayınca kuzeybatı Anadolu'ya göç ederek yerleşirler. Bu verimli topraklara Bitynia adını verirler. Kısa zamanda sınırlarını genişletmelerine rağmen M.Ö.VI yüzyılda bölgede güçlü orduya sahip Lidyalıların hakimiyetine girmekten kurtulamazlar. M.Ö.546'da Lidya Kralı Kroisos, Pers orduları karşısında mağlup olunca bölge M.Ö.453 tarihine kadar Pers İmparatorİuğu sınırları içine girer.
Makedonya İmparatoru İskender'in bu bölgeleri hegemonyasına alması M.Ö.325 yılından ölümüne kadar devam eder. Bithnia ve Küçük Asya toprakları İskender'in ölümü üzerine komutanları arasında yapılan paylaşımda Antigonos'un idaresine girer. Fakat İskender'in komutanları arasında bir süre mücadeleler devam eder. Bu fırsattan Bithynia Krallığı yararlanır. Bitynlileri yöneten Doidalses bölgede bağımsız bir krallık geliştirdi. Krallık Zipoites (M.Ö.327-279) zamanında komşuları tarafından tanınıp saygı gördü. Ziopites'in oğlu I.Nikomedes (M.Ö.279-250) yılları arasında sınırları genişletti. Küçük Asya'nın en saygın krallığı haline getirdi.
Orta Avrupa'dan üç kol halinde akan Galatlar (M.Ö.278-277) yıllarında, Batı Anadolu'dan başlayarak önüne gelen her yerleşim birimini istila edip yağmaladılar. Galat akınlarından sonra Anadolu'da çeşitli kent devletleri oluştu. Bu sarsıntıdan sonra Ziaelas (M.Ö.192-146) II.Nikomedes M.Ö.146-92, III.Nikomedes M.Ö.92-75 ve IV.Nikomedes M.Ö.75-74 tarihleri arasında ülkeyi yönettiler.
II.Nikomedes, batıdaki Roma İmparatorluğu'na karşı Pontus kralı Mitridates ile anlaştı. Fakat yerine geçen III. Nikomedes babasının izlediği politikanın tam tersini tatbik edip, Roma İmparatorluğu ile anlaşıp Pontus Krallığı ile çatışmaya girişti. Bunda başarı kazanamamasına karşın Roma İmparatorluğu'nun özel desteği ile istiklalini korudu. Ölünce yerine geçen IV.Nikomedes M.Ö.74 yılında ülkesini Roma İmparatorluğu'na bağışladı. Böylece Bithynia Roma'nın bir eyaleti haline geldi.
İmparator Domitian (81-96) zamanında göreve getirilen Plinius, İmparator Trajanus (98-117) zamanında Bithynia eyaleti Prokonsüllüğüne terfi etti. Bölgede hakimiyet sağlandıktan sonra, imar faaliyetlerine girişti. Fakat bundan Prusa'dan çok Nikaia(İznik) ve Nicomedia (İzmit) faydalandı. Bursa'da sadece bir hamamın tamir edildiği öğrenilmektedir.
Antik kaynaklar bugünkü Bursa'nın kurucusunu I.Prusias (M.Ö.232-192) olarak göstermektedir. Kartaca Kralı Hannibal, Roma İmparatorluğu ile yaptığı savaşı kaybedince, birlikleriyle beraber I.Prusias'a sığınır. Burada zafer kazanan bir komutan gibi karşılanıp, saygı görür. Bu yakınlığa karşılık olarak Hannibal emrindeki askerlerle bir şehir inşa eder. Buna Prusias'ın adını verip ona armağan eder. Kurulduğunda bugünkü hisar içinde olan şehir, günümüzün bir mahallesi kadardı. Bithynia krallık dönemine ait tümülüs'te M.Ö.II yüzyıla ait çok önemli belgeler bulunmuştur.
Roma İmparatorluğu zamanında (Prusa ad Olympium) Uludağ Bursa'sı adını alan şehirde o döneme ait mermerden bir kadın heykeli ve ostotek bulunmuştur.
İmparator Justinianus (527-565) zamanında Pythia'da (Çekirge'de) yeni hamamlar yaptırılmıştır. 1935 yılında Hisar içinde tonozlu odalar bulunmuştur. Hisar içinde, Yer Kapı'da bulunmuş erken Bizans devrine ait taban mozaiği, önemli arkeolojik kalıntılardandır. Tophane'de Bizans döneminden bir şapel ve manastıra ait mozaikler bulunmaktadır.
Prusa (Bursa) 1204-1261 yılları arasında Nikaia'a (İznik)'e bağlı sönük bir tekfurluk olarak yaşamını sürdürdü.
Bugün ülkemizin en zengin Bizans devri mezar stelleri ve çeşitli mimari eser parçaları, seramikler, sikkeler Bursa Arkeloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
Tarihi Eserler
Bursa ili baştan başa bir târih hazînesidir. Ülkemizin İstanbul’dan sonra
târihî eser bakımından en zengin ilidir. Osmanlılar, Selçuk sanat ve mîmârîsine
kendi görüş ve mahâretlerini katarak Bursa tipi mîmârî meydana getirmişlerdir.
Buna Bursa Mektebi denir. Çinicilik, ağaç oymacılık ve duvarlardaki nakışcılıkta
çok ileri bir sanat zirvesine çıkmışlardır.
Orhan Gâzi zamânında yapılan câmi ve mescitler
Orhan Câmii: Ters (T) biçiminin ilk modelidir. Çift kubbeli, iki yan eyvanlı,
dışta iki oda ve bir revaklıdır. Kitâbesi Çelebi Mehmed zamânında Bâyezîd Paşa
tarafından tâmir edilmiştir.
Alâeddîn Câmii: Orhan Gâzinin kardeşi, Alâeddîn Bey yaptırmıştır. Tek kubbeli
tonozlu bir revakı ve önünde klasik çeşmesi bulunan bir câmidir.
Ahi Hasan Mescidi: Hisar-Ortapazar semtindedir. Maalesef bugün ev olarak
kullanılmaktadır. Ahî Hasan, Edebâli’nin kardeşinin oğludur. Bursa’nın fethinde
kale burcuna bayrağı ilk diken ve Bursa’ya ilk giren bu akıncıdır. Çobanbey,
Gâzi Aktimur, Lala Şâhin ve Nilüfer Hâtun Mescidleri bugün yoktur.
Murâd Hüdâvendigâr Devri Câmileri
Hüdâvendigâr Câmii: Çekirge’dedir. Alt katı câmi ve üst katı medresedir.
Medresede 12 oda vardır.
Şehâdet Câmii: Hisar içinde büyük bir câmidir. 1854 zelzelesi ile zarar gören
câmiyi, Vâli Mahmûd CelâleddînPaşa tâmir ettirmiştir.
Kavaklı Mahallesindeki câmi ile Murâdiye’de Koca Nâib Câmiini Kâdızâde-i Rûmî
yaptırmıştır. Bu zât Bursa’da 40 sene kâdılıkta bulunmuştur. Molla Fenârî
hazretlerinden ders almıştır. İran’a gitmiş ve İranlılar "Molla Zâde-i
Ekber"derler. Uluğ Beye muallimlik yapmıştır. Uluğ Beyin kurduğu rasathânede
emeği vardır. Yıldırım Bâyezîd’in düğününde kâfile başkanıydı. Her iki câmi tek
kubbelidir.
Kavaklı Mahallesindeki câminin önündeki yaşlı çınarı Orhan Gâzi devri
erenlerinden "Baba Sultan" dikmiştir.
Hayreddîn Paşa Câmii: Çancılar’da olup sâdece minâresi kalmıştır. İzzeddîn
Câmii: Pınarbaşı’ndadır. Emin İzzeddîn tarafından yaptırılmıştır. Minâresi
yenidir. Eski karakteri kaybolmuştur. Kara Ali Câmii: Yerkapı’dadır. İznik
fethinin kahramanı Kara Timurtaş Paşanın babası yaptırmıştır. Moloz taştan
yapılmıştır. Kubbesi çökmüştür.
Yıldırım Devri Câmileri
Yıldırım Câmii: Yıldırım semtinde büyük bir câmidir. Orhan Gâzi devrinde
başlayan kanatlı câmi tipindedir. Sanat değeri çok yüksektir. Ali Paşa Câmii:
Ali Paşa semtindedir. Çandarlı Kara Halil’in oğlu Yıldırım Bâyezîd’in vezîri Ali
Paşa yaptırmıştır. 1854 depreminde zarar görmüştür. Çandarlı Kara Halil,
Bursa’nın ilk kâdısı, ilk kazasker ve ilk Osmanlı vezîridir. Demirtaş Câmii:
Demirtaş semtindedir. Minâresi câmiden ayrıdır. Altı şadırvan, üstü minâre
olarak şöhretli bir eserdir. Kara Timurtaş Paşanın oğulları yaptırmıştır.
Ertuğrul Câmii: Üstü çatı ve kiremit, tek kubbe esâsına göre yapılmış bir
eserdir. Yıldırım Bâyezîd’in oğlu Ertuğrul adına yapılmış olup, kabri
yanındadır. Gâzi Timurtaş Mescidi: Çakırhamam karşısındaydı. Bugün yoktur. Molla
Fenârî Câmii:Çok ziyâret edilen Molla Fenârî (1331-1429) Osmanlı Devletinin ilk
şeyhülislâmıdır. 100’den fazla eseri vardır. Hüdâvendigâr ve Yıldırım Bâyezîd
devrinde yaşamıştır. Emir Sultan hazretleri ile yakın dostluğu vardı. Mübârek
kabirleri câminin avlusundadır. Câmi Aydede semtindedir. Mehmed Şah Fenârî,
Molla Fenârî hazretlerinin oğludur. 18 yaşında Edirne’de müderrislik yaptı.
1429’da vefât etti. Kabri babasının yanındadır. Somuncubaba Câmii ve Fırını:
Molla Fenârî’nin alt kısmında tek kubbeli klasik bir mescittir. Bir çift fırını
ve çilehânesi yanındadır. Somuncubaba, Ulu Câminin açılışında ilk namazı
kıldıran ve ilk hutbeyi okuyan zâttır. Kerâmetinin anlaşılması üzerine Bursa’dan
Aksaray’a gitmiştir.
Ulucâmi: Bursa’nın her tarafından görülen büyük bir câmidir. Yıldırım Bâyezîd
yaptırmıştır. İki minâreli, 20 kubbeli, ortasında büyük bir şadırvan bulunur.
Minberi ceviz ağacından oyma ve geçmeli şaheser bir yapıdır. Duvarları İslâm
harflerinin en güzel örnekleri ile baştan başa yazılıdır. Duvarlarında 87’si
sâbit ve 105’i levha olarak 192 yazı vardır. Kıymetli levhalarla süslüdür. Her
gün birçok yerli ve yabancı turist ziyâret etmektedir. Yeşil Bursa’nın zümrüt
göğsünü bir elmas gibi süslemektedir. 1396 Niğbolu Savaşını kazanan Yıldırım
Bâyezîd, ganîmetlerle 20 câmi yapacağını vâd eder. Emir Sultan hazretleri 20
câmi yerine 20 kubbeli bir câmi yapmasını söyler. Sınırlarını rüyâ âleminde Emir
Sultan hazretleri tesbit eder.
Moğol, Karaman istilâları, zelzele, şiddetli lodos ve yangınlarla zararlar
görmüşse de tâmir edilmiştir.
Çelebi Sultan Mehmed Devri Câmileri
Yeşil Câmi: Şâheser Câmi ismiyle de anılır. Plânını, çinilerini, nakışları ve
sanat değerini târif ve tasvir etmek çok zordur. Osmanlı Devletinin ikinci
kurucusu Çelebi Mehmed Sultan 1421’de yaptırdı. Nefis İznik çinileriyle
süslüdür. Çinilerde hâkim renk yeşildir. Mîmârı Hacı İvaz Ağadır. Selçuk Hâtun
Câmii: Çelebi Sultan Mehmed’in kızları Selçuk Hâtun ve Hafsa Hâtun tarafından
yaptırılmıştır. Bedreddîn Câmii: Dış kapı üzerinde kalan duvarındaki, tuğlalarla
yapılmış motiflerin benzeri yoktur. Sanat değeri çok yüksektir.
İkinci Murad Devri Câmileri
Murâdiye Câmii: Murâdiye semtinin büyük câmisidir. Beş tâne küçük revak kubbeli,
iki büyük, yanlarında birer tâne de küçük kubbeli, kanatlı câmi tiplerindendir.
Dıştaki cephe duvarı tuğla ve çini ile süslü, içi kısmen çini ile kaplı sâde bir
câmidir. Abdal Câmii: Mutasavvıf Abdal Mehmed adına Başçı Hacı İbrâhim
yaptırmıştır. Câmi karşısındaki türbesini Sultan Murad yaptırmıştı. Hayâtı
menkıbeleşmiş bir akıncıdır. Zeyniler Câmii: Tek kubbeli son cemâat revakı
bulunan bir câmidir. Bu câmi etrâfında büyük zâtların kabirleri vardır.
Abdüllatîf-i Kudsî, Hızır Bey,Molla Hüsrev ve Molla Hayâlî’nin kabirleri
buradadır. Abdüllatîf-i Kudsî (İbn-i Gânim el-Makdisî ) Horasan’dan gelmiştir.
Yedi eseri vardır. 1452’de vefât etmiştir. Molla Hayâlî (Mevlânâ Şemseddîn Ahmed),
Hızır Beyden ders almıştır. Filibe, İznik müderrisliği yapmıştır. Kelâm, mantık
ve fıkıh âlimidir. 33 yaşında 1480’de vefât etmiştir. Molla Hüsrev, Fâtih’in
kazaskerliğini ve İstanbul’un ilk kâdılığını yapmıştır. Âlim ve büyük bir
velîdir. Çok sayıda eseri vardır. "Dürer ve Gurer, Mir’ât- ül-usûl" İslâm Hukûku
(fıkıh) için kaynak eserlerdir. Kabri, Zeynîler Câmii yanında kendi medresesinin
avlusundadır. 1481’de vefât etmiştir.
Fâtih Sultan Mehmed Han Devri Câmileri
Fatih devrinde büyük câmi yapılmamıştır. Yıldırım Bâyezîd’in yaptırdığı Ebû
İshak Câmii yenilenmiştir. Zeynîler Câmii civârındaki mübârek zâtların
kabirlerine hürmeten çeşme yaptırıp su getirmiştir. Fâtih devrinde Tuzpazarı
(1479), Akbıyık, Veli Şemseddîn, Nalbantoğlu, Karaşeyh, Namazgâh, Omurbey (Umurbey),
Şible, Yiğit Köhne, Kiremitçi, Koca Taşkır, Mahsem, Hacılar, Hacı Seyfeddin,
Hoca Tayyib, Arap Mehmed, Kamberler (1456), Ahmed Dâî (1471) ve Acem Reis
câmileri yapılmıştır. Akbıyık’ın İstanbul fethinde büyük hizmeti olmuştur.
İstanbul Sultanahmed yakınındaki Akbıyık Mahallesi bu zâta hürmeten verilmiştir.
Ulucâmi yakınında kendi ismini taşıyan mahallede evinin bahçesindeki türbesi
ahşaptır. Umur Bey büyük bir kumandan olup, 1460’ta vefât etti. Açık türbesi
Umur Bey Câmii avlusundadır.
İkinci Bâyezîd Devri Câmileri
Molla Arab Koca Hanı Mescidi: Molla Arab (Vaiz Muhammed bin Ömer bin Hamzâ bin
İvaz) aslen Türktür. Molla Arab ismi Mısır’da hadis âlimi Süyûtî’den ve
Şa’bî’den ders aldığı içindir. Nihâye isimli fıkıh eseri meşhurdur. Ehl-i sünnet
âlimidir. Yavuz Sultan Selim ile Çaldıran Savaşına katılmış, askere vâz ederek
cesâret vermişdir. Çok sayıda eseri vardır. Üsküp ve Bursa’da câmi yaptırmıştır.
Pir Emir Buhara’dan gelmiştir. 1532’de vefât etmiştir. Adına yapılan câmi
yanındaki türbede yatmaktadır. Menkıbeleri çoktur.
Emir Sultan Câmii: İstanbul’daki Fâtih Câmiinin küçük bir benzeridir. Câmi ve
türbeyi ilk yaptıran Emir Sultan hazretlerinin eşi ve Yıldırım Bâyezîd’in kızı
Hundî Hâtundur. Aynı türbede Hundî Hâtun ile oğul ve kızlarının da kabirleri
vardır. Üçüncü Selim 1804’te câmiyi restore ettirmiştir. Câmi ile türbe arasında
şadırvanlı geniş bir avlu vardır. Câmide ahşap kısımlar hâkimdir. Yüksek tek
kubbe ile üç kat pencerelidir.
Emir Sultan (Şemseddîn Mehmed Ali el-Hüseyin el-Buhârî)Buhâra’da doğmuş olup,
Evlâd-ı Resûl (seyyid)dür. Peygamber efendimizin mânevî emirleri ile Bursa’ya
gelmiştir. Yıldırım Bâyezîd’in kızı Hundî Hâtun ile evlenmiş büyük hizmetler
görmüştür. 1430’da vefât etmişdir. Câmi ve türbesi Bursa’da en çok ziyâret
edilen yerdir.
Üftâde Câmii: 1581’de Üftâde Mehmed Muhyiddin yaptırmış ve depremden yıkılınca
torunu İbrâhim yenilemiştir. 1869’da Rızâ Paşa ahşap kısımları tâmir etmiştir.
Yanındaki türbede 9 kabir vardır. Kabirlerde Üftâde hazretleri, oğul ve
torunları Mustafa, Mehmed ve Hayreddîn vardır. İsmâil Hakkı Tekkesi:1722’de
yapılmış, sonra câmi hâline gelmiştir.
Diğer câmiler: Şükrâniye, Vefikiyye Paşa, Sâdi Fakih, Selimzâde, Kara Çelebi,
Konevî, Mantıcı, Enbiye Mes’ûd Makramavî, Mecidiye, Güngörmez, Hayriye,
Hüsâmeddîn, Çırpan, Rusçuk, Ahmed Paşa ve Fenârî câmileridir. Cumhuriyet
Devrinde çoğu yeni yerleşim merkezlerinde olmak üzere birçok câmi yapılmıştır.
Türbeler: Yeşil Bursa’nın diğer bir önemli husûsiyeti de türbelerinin çok oluşu
ve bu türbeler içinde çok kıymetli zâtların bulunuşudur. Her köşesi buram buram
târih kokan Bursa aynı zamanda bir türbeler şehridir. Bursa ve civârındaki
mezarlıkların büyük kısmı yok olmuşsa da, Bursa halkının millî ve mânevî
değerlerinin yüksek oluşu sebebiyle türbelerin önemli kısmı zamânımıza
ulaşabilmiştir. Bu türbeler ve diğer târihî eserler, câmiler mâzi ile bugün
arasında mânevî bir köprü vazîfesini îfâ etmişlerdir. Bütün bu târihî eserler
güzel vatanımızın en geçerli târihî tapusudur.
Pâdişâh türbeleri: Osmanlı Devletinin ilk altı pâdişâhı ve yakınlarının
kabirleri Bursa’da bulunur.
Osman Gâzi Türbesi: Hisar içinde Tophâne denilen yerdedir. Osman Gâzi, Bursa’nın
fethinden önce Molla Arap’taki gözetleme kulesinden Bursa’yı gözetlerken,
Tophâne’de bulunan Sent EliManastırının çatısına vuran güneş ışınları ile
parlayan yeri göstererek "Beni şu gümüşlü kümbete gömün" vasiyetini yapmıştır.
Vefât edince ilk önce Söğüt’te, sonra da vasiyet ettiği yere gömüldü. Türbe,
yangın ve zelzele ile yıkılınca 1868’de Sultan Abdülazîz Han tarafından bugünkü
türbe yaptırılmıştır. Bu türbede 17 kabir vardır. Oğlu Alâeddîn Bey (1331),
Sultan Murad’ın oğlu Savcı Bey (1385), Savcı Beyin kardeşi İbrâhim ile Orhan
Gâzinin zevcesi buradadır.
Türbe yanında 9 mermer kabir ile İstiklâl Savaşı şehitleri olan 14 kişinin
kabirleri bulunmaktadır.Türbe yanında İstiklâl Savaşı Anıtı bulunmaktadır.
Orhan Gâzi Türbesi: Orhan Gâzi Türbesinde 21 kabir bulunmaktadır. Orhan Gâzinin
ahşap, muhteşem kabri ortadadır. Yanında Cem Sultanın oğlu Abdullah (1481),
İkinci Bâyezîd’in oğlu Korkut (1513), Orhan Gâzinin zevcesi Nilüfer Hâtun, oğlu
Kasım Çelebi, Yıldırım Hanın oğlu Mûsâ Çelebi ve kızı Fatma’nın kabirleri
buradadır.
Murâd Hüdâvendigâr Türbesi: Yıldırım Bâyezîd’in isteği üzerine bu türbeyi Molla
Fenârî hazretleri yaptırmıştır. Türbede 8 kabir vardır. Birinci Kosova Savaşında
şehit düşen Sultan Murad (Hüdâvendigâr)ın kabri ahşap sanduka ve pirinç parmakla
çevrili ve üstü yeşil örtülüdür. Kosova Savaşında şehit olan Şehzâde Yâkup,
Yıldırım’ın oğlu Emir Süleymân (1410), Süleymân oğlu Mehmed (Kefe vâlisi iken
vefât etmiştir) buradadır.
Yıldırım Türbesi: Yıldırım semtindedir. 1402’de Akşehir’de vefât eden ve Şeyh
Hayrânî Türbesine gömülen Yıldırım Bâyezîd bilâhare buraya nakledilmiştir.Karamanoğulları
türbeyi yakıp yıkmış, sonradan Çelebi Mehmed türbeyi yeniden inşâ etmiştir.
Ahşap sanduka üzerinde sırma işlemeli kadife örtülüdür. Pirinç parmaklarla
çevrilidir.Türbede 5 kabir vardır. Yıldırım’ın oğlu Kasım Çelebi ve Îsâ
Çelebi’nin kabirleri buradadır.
Yeşil Türbe (Çelebi Sultan Mehmed Türbesi): Bu türbe Bursa’nın en muhteşem
şâheseridir. Bursa’nın bir nevi sembolüdür. Dış görünüşü ile sekiz yüzlü olup,
her yüzü çini kaplıdır. Her yüzünde mermer pencere ve panoludur. Bunların
üstünde sivriye yakın bir kubbesi vardır. Dıştan tek katlı gibi görünürse de iki
katlıdır. Kitâbede "Osmanoğlu, Orhanoğlu, Muradoğlu, Bâyezîdoğlu Sultan Mehmed
türbesi" yazılıdır (1421). Ceviz ağacından oyulmuş geometrik parçalarla takılmış
ahşap kapı üzerinde târihî ve dînî yazılar vardır. İçerisi çinilerle süslüdür.
Kapıdan içeri girilince iki basamakla çıkılan türbenin zemini ortasında alçak
bir kademe yüksekliğinde düz türkuvaz renginde çinilerden 8 köşeli bir set
vardır. Bunun ortasında kabartma ve renkli çinilerle donatılmış çiniden bir
tahta üzerinde Çelebi Mehmed’in altın yaldızlarla yazılmış kitâbeli çini
sandukası, üstün bir sanat şâheseridir. Yeşil türbe Osmanlı, Selçuk ve Orta Asya
mîmârîsi karışımıdır. Osmanlı tekniğiyle zevki hâkimdir. Mîmârı Hacı İvaz Paşa,
Oymacı Tebrizli Ahmed oğlu Hacı Ali, Nakkaş İlyas Oğlu Nakkaş Ali, Çinici Mehmed
Mecnun’dur.1682, 1769, 1864, 1907 ve 1945’te tâmir görmüştür. Türbe içinde kızı
Selçuk Hâtun (1485), kardeşi Hafsa Hâtun (Bedreddîn Câmiini yaptırmıştır),
kardeşi Ayşe Hatun, kardeşi Sitti Hâtun, kardeşi Mahmud (1429), kardeşi Yûsuf
(1429), kardeşi Mustafa (1422), ebesi Daya Hâtun (Taya Kadın Câmiini
yaptırmıştır); türbe dışında selvi altında Tacüttevârih sâhibi Hoca Sa’deddîn’in
babası Hasan Can ile Aziz Ahmed Paşa kabirleri vardır.
Sultan Murad (İkinci)Türbesi: Murâdiye Câmii yanındadır. Kesme kefekî ve tuğla
ile işlenmiş güzel bir eserdir.Kapı üstündeki nakışlı, yaldızlı, ahşap tavan o
devrin en güzel eseridir.Kubbenin tepesi yağmur tanelerinin düşmesi için açık
bırakılmıştır. Türbe 4 sütun üzerinde küçük bir kubbeden ibârettir. Sanduka
mermerden yapılmış olup, ortası topraktır.
Süleymân Çelebi Türbesi: Dağınık Selviler mevkıindedir. Mevlid-i şerîfi yazan
Süleymân Çelebi Bursalıdır. Vezir Ahmed Paşanın oğludur. Annesinin babası Şeyh
Mahmud’un Osmanlı Devletinin kuruluşunda çok büyük hizmeti geçmiştir. Yıldırım
Bâyezîd’in divan imamlığını, Ulucâmi imamlığı yapmıştır. Emir Sultan
hazretlerinin öğrencisi, sonra da medresesinde müderrislik yapmıştır. 1409’da
Mevlid-i şerîfi yazmıştır. Osmanlı Devletinin sonuna kadar Mevlid Kandilinde
vakıf parasıyla Ulucâmi’de Mevlid-i şerîf okunması Bursa’nın örf ve âdeti
olmuştur. Hadice Sultan Türbesi: İkinci Bâyezîd’in kızı Hamza Bey oğlu Mehmed
Bey oğlu Kara Mustafa Paşanın zevcesidir. Türbeyi oğlu Bursa Subaşısı Mehmed Bey
yaptırmıştır. Hamzabey Türbesi: İstanbul’un fethinde donanmayı Haliç’e indiren
deniz kuvvetleri komutanıdır. Türbe içinde 12 kabir vardır. Hamzabey’de câmi
bitişiğindeki türbeler Hamzabey’in zevce ve kızlarına âittir. Kara Mustafa
Türbesi: Fâtih’in veziri Bâyezîd’in dâmâdıdır. Veliyüddîn Oğlu Ahmed Paşa
Türbesi: Murâdiye’de medrese avlusunda gömülüdür. Fâtih’in veziri ve divan
edebiyatının kurucusu olan şâir bir kişidir. Murâdiye Türbesi: Alâeddîn Türbesi,
Sultan Murad Türbesine bitişiktir. İçinde Murad’ın Amasya mutasarrıfıyken ölen
oğlu Ahmed, Orhan diğer oğlu Amasya vâlisiyken ölen Alâeddîn (1442), küçük Ahmed,
Şehzâde Hâtun yatar. Mustafayı Atik Türbesi: Sultan Câmi ile Murâd Türbesi
arasındadır. İkinci Murâd kardeşi Ahmed (1429), Çelebi Mehmed’in oğlu Ahmed,
İkinci Bâyezîd’in oğlu Abdullah (1483), Saruhan vâlisiyken ölen oğlu Alemşah
(1512), bunun kızı Hundî Hâtun olmak üzere 6 kabirdir.
Mustafa Cedid Türbesi: İkinci Murâd türbesinin başında, Kânûnî Sultan
Süleymân’ın oğlu Mustafa adınadır. İçindeki duvarları kaplıyan çiniler lâle,
sümbül çiçekli ve çiniciliğin en gelişmiş devrinin çinileri ile kaplı pek zarif
bir eserdir. Kânûnî’nin oğlu Ahmed (1513) Mustafa’nın annesi Mahı Devran, diğer
oğlu Orhan(1562) kabirleri vardır.
Gülşah Hâtun Türbesi: Fâtih’in zevcesi ve Mustafa’nın annesi ile bir Şehzâdenin
kabri vardır. Mükrime Hâtun Türbesi: Şahinşah oğlu Mehmed ve annesi Mükrime
Hâtun kabirleri vardır. 1517’de yapılmıştır. Sultan Mahmud Türbesi: İkinci
Bâyezîd’in Manisa’da ölen oğlu Mahmud (1306), diğer oğlu Orhan, Emir, Mûsâ ve
Mahmud’un annesi Bülbül Hâtun kabirleri vardır. Ebe Hâtun Türbesi: Fâtih’in
ebesine âittir. Etrafı açıktır. Gülruh Hâtun Türbesi: İkinci Bâyezîd’in zevcesi
ve Alemşah’ın annesine âittir. Gülruh kızı Kamer, (1520) Alemşah kızı Fatma
(1522) ve oğlu Osman’ın (1512) kabirleri bulunur. Şirin Hâtun Türbesi:
Bâyezîd’in zevcesi ve Abdullah’ın annesine âittir. Abdullah kızı Ayşah ve
zevcesi Ferahşah’ın kabirleri vardır. Hâtuniye Türbesi: İkinci Murad annesi için
yaptırmıştır. Bu türbenin yanındaki etrâfı açık iki türbe de sultanlara
mahsustur. Azab Bey Türbesi: İkinci Murad’ın komutanlarından Azab Bey’e âittir.
Karşıduran Süleyman Türbesi: İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’a tâyin edilen
ilk subaşıdır. İstanbul’un iskân ve asayişinde mühim vazîfeleri olmuştur. Cem
Sultan Türbesi: 1479’da Fâtih Sultan Mehmed büyük oğlu Mustafa için
yaptırmıştır. Sultan Cem’in nâşı 1499’da buraya getirilerek ağabeyi Mustafa’nın
yanına gömüldü. Bu, türbelerin en sanatkarâne yapılmış olanıdır. Zarif oymalı,
geometrik geçmeli, ahşap kapısı, altın kakmalı renkli çinilerle süslüdür.
Gülçiçek Hâtun Türbesi: Gece Mahallesinde olup,Birinci Sultan Murad’ın zevcesi
ve Yıldırım Bâyezîd’in annesi Gülçiçek Hâtun’a âittir. Bu türbenin karşısında,
fakat bir ev içinde kalan yer altındaHorasan Kubbeli türbe Gülçiçek Hâtun oğlu
Yahşi Beyin kabridir.
Üftâde Türbesi: Üftâde Câmii yanındadır. Yeşil Türbe: Pınarbaşı kapıda olup
ahşap bir binâdır. Mevlevihâne Türbesi: Kârgir bir türbedir. Sanat değeri çok
yüksektir. Seyyid Ali Türbesi: Şekerhoca Câmii yanındadır. Âlim bir zâttır
(1493). Pars Bey Türbesi: "Pak Sultan"ın ismi ile anılır. Abdullah oğlu
Bedreddîn Beydir. Şehre Küstü Câmii yanında kârgir duvarlı ahşap bir türbedir.
Gâzi Timurtaş Paşa Türbesi: Çakır Hamam karşısındadır. Kara Timurtaş Paşa ve
Çakırhan Osmanlı Devletine çok büyük hizmetler yapmıştır. Yol genişletilirken
kabir etrâfında kazma vuran işçiler bayılmışlar, greyderler çalışmamıştır. Yolun
ortasında olan bu kabir 1949’da yapılmıştır. Abdal Mehmed Türbesi: Bu isimle
anılan câminin karşısındadır. Hüsâmeddin Türbesi: Cumhuriyet Köşkü yanındaki
tekkede ahşap bir türbedir. Çok sayıda eserleri bulunan bir âlimdir. 1625’te
vefât etmiştir. Çoban Bey Türbesi: Molla Arap Câmi altında harap, fakat kubbesi
sağlam duran bir türbedir. Osman Gâzinin oğlu Çoban Beye âittir. Abdürrezzak
Türbesi: Karamazak Mahallesindedir. Ahşap bir türbedir. Ayrıca Yunûs Emre’nin
makam kabri vardır. Abdüllâtif Kudsi Türbesi: Zeyniler Câmii yakınındadır. Çok
zarif, Fâtih devrinin tuğla kefekî işçiliğinin en güzel ve tek örneğidir.
Selimzâde Türbesi: Müderris, bilgin, kimyâ ilmi ile uğraşmış kişidir. 1611’de
vefât etti. Kendisi ile birlikte 6 kabir vardır.
Medreseler
Lala Şâhin Medresesi: Hisar semtinde, Tophâne civârında Kavaklı Caddesi
başındadır. Edirne fâtihi Lala Şâhin Paşa, Orhan Gâzi İznik’i kuşattığında,
Yalova’dan (Yalak-abad) gelen Bizans ordusunu yenerek elde ettiği ganîmetlerle
Bursa’da bu medreseyi, Kirmastide (M. Kemâlpaşa) câmi, köprü ve medrese
yaptırmıştır. Hüdâvendigâr Medresesi: Çekirge’de Hüdâvendigâr Câmiinin üst
katıdır.
Diğer medreseler: Çelebi Sultan Mehmed’in Yeşil Medresesi, Yıldırım, İkinci
Murad, Amcazâde Hüseyin Çelebi’nin 1674’te yaptırdığı İnebey Medresesi, klasik
Osmanlı medreseleridir. Ortada bir avlu bunun üç tarafı koridor, kıble tarafı
yüksek kubbeli dershânedir. Odalar koridora dizilmiştir. Hepsinin üstü kurşun
örtülüdür. Lala Şâhin Paşa Medresesinin üstü oluklu kiremitle örtülüdür.
Cumhûriyet Köşkü: Hünkar Köşkü adı ile anılan Abdülmecîd zamânında 19. asrın
ampir modası stilinde ahşap olarak yapılmıştır. Avlusundaki çinili çeşmenin suyu
tek kaynaktan ibâret olan Gümüşsuyu’dur.
Kervansaraylar
Orta Köy: İnegöl’ün doğusunda bulunan kalın yassı kum ve toprakla örtülü bir
kervansaraydır.
Issız Han: Bursa Karacabey yolunun Ulubat’ın 5 km doğusunda, göl kenarında her
şeyi ile mükemmel bir kervansaraydır.
Hanlar
Kaza Hanı: 1491’de İkinci Bâyezîd tarafından İstanbul’daki eserlerine vakıf
olarak yapılmıştır.
Pirinç Hanı: 1508’de Yavuz Sultan Selim Han yaptırmıştır.
İpek Hanı: Faytoncular Hanı da denir. Zarif Osmanlı kemerleri ile muhteşem bir
handır. Yeşil Külliyesine gelir olarak Çelebi Sultan Mehmed yaptırmıştır.
Kapan Hanı: Ulucâmi yanındadır. Hüdâvendigar Sultan Murad yaptırmıştır.
Emir Hanı: 300 sene ticâret ve Borsa merkezi olmuştur. Orhan Gâzi tarafından
yaptırılmıştır.
Geyve Hanı: Tuz Hanı, Çukur (Kütahya) Hanı 15. asrın eserleridir. Bezir ve Fidan
Hanı Osmanlı eseridir.
Kapalı Çarşı ve Bedesten Çarşısı: Bu eski hanlar kapalı çarşı içindedir. Eklenen
kısımlarla eski hanlara ilâve yapılarak kapalı çarşı meydana gelmiştir.
1957’deki yangından sonra yeniden tâmir görmüştür.
Yaşlı Ağaçlar (Çınarlar): Orhan Gâzi Câmii avlusundaki içi kovuk çınar câmi
inşâatında dikilmiştir. Hapishâne civârındaki ulûfeli çınar Yıldırım Bâyezîd
zamânında dikilmiştir. Baba Sultan köyündeki çınar, Baba Sultan zamânında
dikilmiştir. Kavaklı çınar ise Orhan Gâzinin gazâsını tebrike gelen Baba Sultan
dikmiştir. Uludağ eteklerindeki İnkaya Çınarı 570 yaşındadır. Çok uzun dalları
ve kökleri ile heybetlidir. Turistlerce ziyâret edilir.
Bursa Kalesi: Bitinya devletinden kalmadır. Roma, Bizans ve Osmanlı devrinde
tâmir görmüştür. Hisar Kapı, Yer Kapı, Zindan Kapı, Pınarbaşı Kapı, Kaplıcalar
Kapı girişleri vardır.Kale üzerinde ev, hattâ apartmanlar yapılmıştır.
Yollar ve köprüler: Bursa’yı komşu illere bağlayan yolların temeli Osmanlı
devrinde açılan yollardır. Bizans devrinden kalma yol yoktur. Köprüler de
Osmanlı devrine âittir. Yalnız betonarme köprüler Cumhûriyet devrinde
yapılmıştır.
Mutlu Evler Altındaki Köprü,İkinci Murad kardeşi Selçuk Hâtun’un yaptırdığı
eserdir.Kurşunlu köyü Bursa’nın İstanbul iskelesiydi. Geçit Mezarlığı yanındaki
Nilüfer Köprüsünü Orhan Gâzi’nin zevcesi Nilüfer Hâtun yaptırmıştır. Mudanya
yolu 1881-1883’te yapıldı. Bursa Karacabey yolu İkinci Murad zamânında yapıldı.
Bursa-Gemlik yolu 1864-1904, Bursa Uludağ şosesi 1904; Bursa-Orhaneli yolu
1882’de yapılmıştır. Fevzi Çakmak Caddesi 1906, Fomara-Santral-Garaj,
Çekirge-Kaplıca-Zindankapı, Işıklar yolu 1883’te açıldı. Belediye ve hükümet
civârı yolları 1878’de, Çakırhamam-Setbaşı ise 1948’de genişletildi.
Merinos-Altıparmak-Zafermeydanı, Tahıl Caddesi 1904’te açıldı. Bursa
içerisindeki Demiroluk, Maksem, Setbaşı, Irgandı, Maydulak, Tatarlı,Demirtaş,
Abdal, Geçit, Nilüfer ve Mihraplı Köprüler Osmanlı devrine âit köprülerdir.
Târihî okullar: Işıklar Askerî Lisesi 1845’te Askerî İdâdî olarak vazifeye
başlamış, bugünkü binâ 1893’te bitmiştir. Bütün öğrenciler Ulucâmi’de Okul
Müdürü, Kaymakam Ali Bey, Dâhiliye Müdürü Binbaşı Esat Efendi ile birlikte namaz
kılıp, duâyı müteâkip 1894 Zilkâde ayının 15. Cumâ günü tedrisat başlamıştır.
Bursa Erkek Lisesi, Sultan Abdülhamîd Han zamânında 1888’de yaptırılmıştır.
Yıllarca tâmir görmemiş ve hâtıralara geçmiştir.
Müzeler
Arkeoloji Müzesi: Bursa, Balıkesir ve Bilecik illeri eski eserlerinin toplandığı
bölge müzesidir. Taş eser salonu, sikke ve pirehistorik eser salonu, seramik cam
ve mâdenî eserler salonu, sanat galerisi salonlarında zengin târihî eserler
sergilenmektedir.
Türk İslâm Eserleri Müzesi: Yeşil Medrese binâsında Türk İslâm sanatının
eserleri ile süslüdür.
Atatürk ve Kültür Müzesi: Bursa’ya geldiğinde Atatürk’ün kaldığı ahşap köşktür.
İmâretler: Fakir fukarânın doyurulduğu pekçok imâretten; Yeşil, İkinci Murad,
Emir Sultan, Demirtaş Paşa ve Ebû İshak imâretleri günümüze ulaşanlardandır.
Orhan Gâzi yaptırdığı câmilerin iç kandillerini kendi eliyle yakar, imârette
eliyle fakirlere yemek verirdi. Bursa’da çok sayıda târihî hamam vardır. Bütün
tabiî güzellikleri sînesinde toplayan yeşil Bursa’da yeşillik hâkimdir.
Çinilerde 1500 çeşit yeşil sayılabilmiştir. Ama Bursa’da yeşil rengin
çeşitlerini tesbit etmek mümkün olmamıştır. Bunun için Türkiye’nin en yeşil
beldesi olarak sayılmıştır. Yeşillerin en güzeli buradadır. Bu tabiî güzelliği
câmi, türbe ve her çeşit âbidelerle süslemiştir. Bursa’nın mânevî ve târihî bir
havası da vardır. Bunsuz Bursa cansız bir cesete benzer. Bursa’da madde ile mânâ
sanki birbiriyle kaynaşmıştır.
BURSA’DA ZAMAN’dan:
Bursa’da bir eski câmi avlusu,
Küçük şadırvanda şakırdayan su;
Orhan zamanından kalma bir duvar;
Onunla bir yaşta ihtiyâr çınar
Eliyor dört yana sâkin bir günü.
Bir rüyâdan arta kalmanın hüznü,
İçinde gülüyor bana derinden,
Yüzlerce çeşmenin serinliğinden,
Ovanın yeşili, göğün mâvisi
Ve mimârilerin en ilâhîsi.
Bir zafer müjdesi burda her isim;
Sanki tek bir anda gün, saat, mevsim
Yaşıyor sihrini geçmiş zamanın
Hâlâ bu taşlarda gülen rüyânın.
A.H.Tanpınar
Türk-İslâm sanatı câmilerde yansımıştı. "Sâdece kalıptan ibâret bir şehir değil,
nurdan bir sütun hâlinde yükselmiş fetihten bugüne" Osmanlı Devletinin
câmilerinin en zengin örnekleri Bursa’dadır. Bursa’nın şer’î mahkeme sicilleri
çok zengindir.Türk içtimâî târihi için gerçek bir hazînedir. Kütüphâne
zenginliği İstanbul, Ankara ve Edirne’den sonra gelir. Orhan ve Kara Şeyh
câmilerinde yedi bin yazma eser vardır.
Teleferikten Bursa’yı seyretmeye doyum olmaz. Evliyâ Çelebi Bursa’dan
bahsederken "Rûhâniyetli bir şehir" demektedir. İslâm dünyâsının mukaddes
sayılan şehirlerinden birisi de Bursa’dır.
İznik İlçesinde Bulunan Târihî Eserler
İznik Kalesi: İlçeyi çeviren kale, Roma döneminde yapılmıştır. İki sıradan
meydana gelen sur duvarları kesme taş ve tuğladandır. Dört giriş kapısı
vardır.Surların bâzı bölümleri bakımsızlıktan yıkılmıştır.
Hacı Özbek Câmii: Çarşı içinde, târihî bilinen en eski Osmanlı câmisidir.
1333’te yapılmıştır. Üç kemerli olduğu bilinen son cemâat yeri, 1959’da
yıkılmıştır.
Yeşil Câmi: İznik’in en önemli ve büyük câmisidir. 1378-1398 arasında Çandarlı
Hayreddin Paşa yaptırmıştır. Osmanlı mîmârîsinin en eski çinili yapısıdır. Adını
yeşil çinilerle kaplı minâresinden alır. Mermer mihrâbı, Osmanlı mîmârîsinden
kalan en eski örnektir.
Nilüfer Hâtun İmâreti: Yeşil Câmi karşısında olup, 1388’de Sultan Murad
Hüdâvendigâr tarafından annesi Nilüfer Hâtun için yapılmıştır. Osmanlı câmi
mîmârîsinde, başlangıçta çok kullanılan yan mekanlı plân biçiminin, câmi dışında
bir uygulamasını göstermesi bakımından önemlidir. 1960’dan beri müze olarak
kullanılmaktadır.
Orhan Gâzi İmâret Câmii: Yenişehir kapısı dışındadır. 1334’de yapılmış olup, yan
mekanlı câmilerin öncüsüdür. Yıkık durumdadır.
Mahmud Çelebi Câmii: 1442’de sadrâzam Çandarlı İbrâhim Paşanın oğlu Mahmud
Çelebi yaptırmıştır. İznik’teki kubbeli câmilerin son örneğidir.
Çandarlı Hayreddîn ve Ali Paşa Türbesi: Şehrin doğusundadır. 1387-1406 târihli
yapıda, mezar taşları çok önemlidir.
Çandarlı Halil Paşa türbesi: Nilüfer Hâtun İmâreti yakınındadır. İkinci Bâyezîd
döneminde oğlu Atik İbrâhim tarafından yaptırılmıştır.
İnegöl İlçesinde Bulunan Târihî Eserler
İshak Paşa Câmii ve Külliyesi: Yan mekanlı câmilerden olup, Sadrâzam İshak Paşa
tarafından yapılmıştır. 1877’de tâmirât görmüştür. Külliyeden zamânımıza, câmi,
medrese, İshak Paşanın türbesi ve İkinci Murad Hanın eşi Tâcünnisâ Sultanın
türbesi gelmiştir. İmâret, han ve ahırlar yıkılmıştır.
Yıldırım Câmii (Cumâ Câmii): Osmanlı mîmârîsinin ilk yapılarındandır. 1894’te
tâmir görmüştür.
Geyikli Baba Türbesi: İnegöl’e 13 km uzaklıkta Sultan köyündedir. Osmanlı
mîmârîsinin ilk türbelerindendir. Orhan Gâzi, Germiyanoğlu Geyik Baba ve Balım
Sultan için yaptırmıştır. Türbenin yanında bir câmi ve hamam vardır.
Yenişehir İlçesinde Bulunan Târihî Eserler
Koca Sinan Paşa Külliyesi: 1573-1582 arasında yapılan külliyeden, câmi, medrese,
aşhâne ve aşhâne hücrelerinin dış duvar kalıntıları kalmıştır. Câmi tek
kubbelidir. Mihraptaki kalem işleri 15. asrın en güzel örnekleridir. Yemen
Fâtihi Sinan Paşa yaptırmıştır.
Ulu Câmi: On dördüncü asırda Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır. Kurtuluş
savaşında yıkılan câmi tekrar îmâr edilmiştir.
Orhan Câmii: Yarhisar köyündedir. Orhan Bey tarafından yaptırılmıştır.
Mesîre yerleri: Türkiye’nin en yeşil bölgesi olan ve bu sebeple Yeşil Bursa
olarak anılan Bursa’nın her köşesi ayrı bir tabiî güzelliktedir. Şifâlı
kaplıcaları, kış sporları için Uludağ’daki tesisler, İznik ve Ulubat gölleri,
soğuk, lezzetli serin suları, serin yaylaları, güzel sâhilleri göz kamaştırıcı
ormanları ve modern konaklama tesisleri ile turizme çok müsâittir.
Uludağ Millî Parkı: Uludağ’da iki bin metreden 2453 m yüksekliğe kadar olan
11.358 hektarlık bir alan 1961’de millî park yapılmıştır. Bu arâzinin % 80’i
ormanlıktır. Kayak alanı, otel ve moteller bu alanın içindedir. 34 kilometrelik
düzgün bir şose ile her mevsim bölgeye gitmek mümkündür. Millî Park içinde
Karaca, geyik, kurt, çakal, tilki, tavşan, dağ keçisi gibi yabânî hayvanlar
vardır.
Oylat: İnegöl ilçesine 27 km uzaklıkta orman içi bir dinlenme yeridir. Adını
yakınındaki Oylat Kaplıcalarından alır.
Palamutluk: Bursa-Orhaneli karayolu üzerindedir. Meşe ormanları ile kaplı bir
alandır. Kocayayla:Keles ilçesine 5 km uzaklıkta orman içi dinlenme yeridir.
Kazancıbayırı: Bursa-İnegöl karayolu üzerinde Bursa’ya 28 km uzaklıkta bir
dinlenme yeridir. Çok güzel suyu vardır.
Kaplıcaları: Türkiye’nin kaplıca ve içme suları bakımından en zengin ili
Bursa’dır. Uludağ termal ve mineral şifalı kaynaklar için bir su deposu gibidir.
Bursa’nın şifâlı suları Uludağ’ın kuzey eteklerinde Çekirge’den Ulubat’a uzanan
bir yeraltı çatlağından şifâlı sular çıkar. Kaplıca ve içmelerden bâzıları
şunlardır:
Oylat Kaplıcaları: İnegöl’e 27 km uzaklıkta ormanlarla kaplı bir alanda yer
alır. Bikarbonatlı acı olan suları banyo ve içme şeklinde mîde ve ağrılı
hastalıklara iyi gelmektedir.
Vakıfbahçe Kaplıcası: İl merkezinin Yukarı Çekirge semtindedir. Banyoları eklem
romatizmalarına iyi gelmektedir. İçmeler karaciğer ve safra yolları
hastalıklarında etkilidir.
Bâdemlibahçe Kaplıcası: Bursa-Mudanya karayolu üzerindedir. Banyo ve içme
şeklinde romatizma, gut, böbrek ve safra yollarının ağrılı hastalıkları ile
kadın hastalıklarına iyi gelmektedir.
Armutlu Kaplıcası: Armutlu bucağının 4 km kuzeyindedir. Banyo, içme ve çamur
uygulaması ile romatizma, gut, deri, idrar yolları ve kadın hastalıklarına iyi
gelmektedir.
Ağaçhisar Kaplıcası: Orhaneli’nin Ağaçhisar köyündedir. Banyoları ağrılı
hastalıklara iyi gelmektedir. Çamur uygulamaları ise uyuz ve deri hastalıkları
için yararlanılmaktadır.
Çitli Mâdensuyu: İnegöl’ün Çitli köyündedir. İçme kürü sindirim sistemi,
karaciğer ve pankreas rahatsızlıklarının tedâvisinde kullanılır. İçinde demir
bulunduğundan kansızlıklarda da kullanılır.
Dümbüldek Hamamı: Mustafa Kemâlpaşa’ya 10 km uzaklıktadır. Banyo ve içme
kürleri, romatizma, kadın hastalıklarına, çocuk felcine ve yarı felçlilere iyi
gelir. Sularının evsafı, Almanya’nın meşhur kaplıcası Bad Navhiem’den üstündür.
Bunlardan başka çok sayıda kaplıca vardır.