
Burdur, Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde, Göller
Bölgesinde yer almaktadır. Burdur adının nereden geldiği
hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Birinci görüş,
Burdur adının “Polydorion” kelimesinin daha sonra, “Polydor”
şekline dönüştüğü, oradan da Burdur şekline dönüştüğüdür. İkinci
görüş ise Burdur yöresinin eski adı Limobrama “Göl Kenti”
anlamına gelen Limobria kelimesinden türemiştir. Sonradan da
değişerek Burdur olmuştur. Fakat Antik Çağlarda Burdur’un
yerinde herhangi bir şehir bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.
Bunun için bu iki adın kesin olarak ne zaman kullanıldığı
bilinmemektedir.
Üçüncü görüş ve en akla yatkın olanı da; Burdur şehrinikuran
Türkmen boylarından Kınalı Oymağı mensupları, konaklama yeri
ararken, burayı buluyorlar ve bölgenin güzelliği karşısında
“Cennet Buradadır” demişler “ve “Burada Dur” sözü zamanla hece
düşmesine uğramış ve Burdur’a dönüşmüştür.
Genel Tarih
kaynaklar ve arkeolojik bulgular, antik dönemde Pisidia olarak adlandırılan bölgede yer alan Burdur ilinde Paleolitik Çağdan bu yana yaşanıldığını göstermektedir. Yeşilova ilçesinin Başkuyu köyünde bulunan kaya resimlerinden anlaşıldığına göre Paleolitik Çağda bu bölgede ilk insanın varlığı kesinlikle anlaşılmıştır.
İl merkezine bağlı Hacılar Köyünde yapılan kazılarda M.Ö. 7 bin yıllarına tarihlenen "Keramiksiz Neolitik" üzerinde lX-VI katlar (M.Ö.5400), insanın yeryüzünde hayvanı ehlileştirip, köyler kurarak çanak çömlek yapmasını öğrendiği, toplayıcılıktan üretime geçerek belli bir yere bağlandığı merkezlerin en önemlilerindendir. Burada ortaya çıkarılan ana tanrıça figürleri ile boyalı insan yüzlü çanak çömlekleri dünya arkeolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bölge, Frig, Roma, Bergama Krallığı ve Bizans dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlılar bölgede hakim olmuşlardır.
----
Burdur ve çevresi dünyânın en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Eski
devirlere âit eşyâlar ve harâbeler bulunmuştur. Anadolu’nun ilk sâhipleri ve
Anadolu’da ilk devlet kuran, Anadolu birliğini temin eden Hititler, M.Ö. 2000
senesinden M.Ö. 700 senelerine kadar Burdur bölgesine hâkim olmuşlardır.
Hititlerin kendi iç bünyelerinde iktidar ve iç savaşları Hitit Devletini
zayıflatmış ve Frigyalılara yenilince, bu bölge de Frigyalıların kontrolüne
geçmiştir.Lidyalılar, Frigyalıları yenince bu sefer Lidyalılar bölgeye hâkim
olmuşlardır. Perslerin de Lidyalıları yenmesiyle kısa bir müddet Perslerin
işgâli altında kalan bölge, Makedonya Kralı İskender’in istilâsı ile Anadolu,
İran ve Hindistan, Makedonya’ya katılmıştır. İskender’in ölümü üzerine
imparatorluğu kumandanlar arasında bölünmüş ve Burdur, Selevkos Devleti içinde
kalmıştır. M.Ö. 183 senesinde Romalılar bu bölgeyi ele geçirmişlerdir. M.S. 395
senesinde Roma İmparatorluğu parçalanınca, Burdur ve çevresi Doğu Roma (Bizans)nın
payına düşmüştür.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Burdur, Selçuklu Devletinin toprağı olmuştur.
Haçlı seferleri sebebiyle Bizanslılar kısa bir müddet yeniden bu bölgeyi istilâ
etmişlerdir. Daha sonra bölgeye hâkim olan Hamidoğulları, 1308’e kadar
Selçuklulara ve 1335’e kadar İlhanlılara tâbi olmuşlar. 1391’de Yıldırım Bâyezîd,
Hamidoğlu Beyliğine son verince, Burdur ve çevresi Osmanlı Devletinin olmuştur.
Timur’un 1402 senesinde burayı almasından başka hiçbir devlet tarafından bugüne
kadar ele geçirilmemiş; Osmanlı devrinde Isparta (Hamidili) sancağına bağlı bir
kazâ iken; Tanzîmâttan sonra Konya vilâyetine bağlı bir bağımsız sancak
olmuştur. Birinci Dünyâ Harbinden sonra İtalyanlar Burdur’u işgâl ettiklerini
îlân etmelerine rağmen, fiîlen işgâl edemediler. Mayıs 1921’de bölgeden
askerlerini çektiler. Cumhûriyet devrinde vilâyet olmuştur.
Burdur târihî eserler bakımından oldukça zengindir. Târihî eserlerin çoğu
Osmanlı ve Selçuklu devrine âittir.
Ulu Câmi: Hamidoğlu Dündar Bey tarafından dördüncü asırda yaptırılmıştır. Yüksek
bir tepe üzerindedir. Birkaç kere tâmir görmüştür.
Şeyh Sinan Câmii: 1776’da Çelik Mehmed Paşa tarafından medresesi ile berâber
yaptırılmıştır. İnce görünümlü minâresi 1914 zelzelesinde yıkılmıştır.
Divan Baba Câmii: Değirmenler Mahallesindedir. Minârenin kitâbesinde 1775’te
Tilurzâde Hacı Süleymân tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. 1971 zelzelesinden
sonra tâmir edilmiştir.
Çeşmedamı Câmii: Çeşmedamı Mahallesindedir. 1914 zelzelesinde yıkılmayan birkaç
yapıdan biridir. 1842 târihli bir vakıfnâmede câmiden muallimhâne olarak söz
edilmektedir.
Kayışoğlu Câmii: Kuyu Mahallesindedir. Taş temel üstünde yükselen ahşap bir
minâresi vardır. Yapım târihi kesin olarak bilinmemekle berâber 1872’de tâmir
görmüştür.
Susuz Hanı: Mîmârî özelliklerinden Selçuklu devrine âit olduğu anlaşılan eser,
Bucak ilçesinin Susuz köyündedir.
Saat Kulesi: 1830’da Konya Vâlisi Tevfik Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Tabak Hamamı: 1523’te Şeyhülislâm Bedâi Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Burdur içindeki Çelikpaşalar Konağı ve Taşoda dış yapısı ve iç süslemeleri ile
Osmanlı Türk sivil mîmârîsinin uzakta kalan ender yapılarındandır. İl merkezinde
çok sayıda bulunan çeşmelerin büyük kısmı yıkık veya kullanılmayacak hâldedir.
Üzerlerindeki süslemeler ve hat sanatı Türk taş işçiliğinin ince örnekleridir.
Burdur eski devirlere âit eserler bakımından da zengindir. Başlıcaları
şunlardır: Hacılar: Burdur’a 25 km uzaklıkta olup, 7500-8000 sene önceye ait
binâ kalıntıları, seramik eşya ve heykellerin bulunduğu yerdir. Höyükler:Hacılar
dışında 34 adet höyük eski çağlara âit sayısız eserlerle doludur. Bu höyükler
(7000-10.000) sene öncesine âittir. Burdur ve çevresi 50 büyük ve 20 kadar antik
şehir kalıntısıyla Anadolu’nun en zengin köşelerinden biridir. Ağlasun:
Makedonya Tralı İskender’in savaştığı Sağalasus Roma devrinden kalma 12.000
kişilik tiyatro, kale ve lahitler, Antonius mâbedi ve sütun başlıkları Burdur’a
31 km uzaklıktadır. M.S. 2. asra âittir. Gremna:Pisidya’nın korunma bölgesiydi.
Çamlık köyündedir. Kale vesâir kalıntılar vardır. Gölhisar: Cibaya (Horzum)
harâbeleridir. 20.000 kişilik 3 kademeli tiyatrosu, stadyumu, agorası, anıtları,
tapınakları ve lahitler hâlen ayaktadır. İbecık-Lüba: Gölhisar yakınındadır.
Tiyatro, stadyum, tapınak ve kalelerin kalıntıları vardır. Belenni, Bereket,Karacaören,
Akçaören, Akviran Yuva, Kestel, Melli, Kızılkaya, Karaot ve Pırnas köylerinde
eski çağlara âit kentlerin kalıntıları bulunur. Burdur’da antik çağlardan kalma
eserlerin sergilendiği büyük bir müze vardır. Buradaki eserler çok kıymetlidir.
Burdur’da kütüphâne Hamidoğullarından beri mevcuttur.
Burdur, Akdeniz Bölgesinin batı kesiminde, Göller
Bölgesinde yer almaktadır. Burdur adının nereden geldiği
hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Birinci görüş,
Burdur adının “Polydorion” kelimesinin daha sonra, “Polydor”
şekline dönüştüğü, oradan da Burdur şekline dönüştüğüdür. İkinci
görüş ise Burdur yöresinin eski adı Limobrama “Göl Kenti”
anlamına gelen Limobria kelimesinden türemiştir. Sonradan da
değişerek Burdur olmuştur. Fakat Antik Çağlarda Burdur’un
yerinde herhangi bir şehir bulunup bulunmadığı bilinmemektedir.
Bunun için bu iki adın kesin olarak ne zaman kullanıldığı
bilinmemektedir.
Üçüncü görüş ve en akla yatkın olanı da; Burdur şehrinikuran
Türkmen boylarından Kınalı Oymağı mensupları, konaklama yeri
ararken, burayı buluyorlar ve bölgenin güzelliği karşısında
“Cennet Buradadır” demişler “ve “Burada Dur” sözü zamanla hece
düşmesine uğramış ve Burdur’a dönüşmüştür.
Genel Tarih
kaynaklar ve arkeolojik bulgular, antik dönemde Pisidia olarak adlandırılan bölgede yer alan Burdur ilinde Paleolitik Çağdan bu yana yaşanıldığını göstermektedir. Yeşilova ilçesinin Başkuyu köyünde bulunan kaya resimlerinden anlaşıldığına göre Paleolitik Çağda bu bölgede ilk insanın varlığı kesinlikle anlaşılmıştır.
İl merkezine bağlı Hacılar Köyünde yapılan kazılarda M.Ö. 7 bin yıllarına tarihlenen "Keramiksiz Neolitik" üzerinde lX-VI katlar (M.Ö.5400), insanın yeryüzünde hayvanı ehlileştirip, köyler kurarak çanak çömlek yapmasını öğrendiği, toplayıcılıktan üretime geçerek belli bir yere bağlandığı merkezlerin en önemlilerindendir. Burada ortaya çıkarılan ana tanrıça figürleri ile boyalı insan yüzlü çanak çömlekleri dünya arkeolojisinde önemli bir yer tutmaktadır. Bölge, Frig, Roma, Bergama Krallığı ve Bizans dönemlerini yaşamıştır. Daha sonra Selçuklular, Hamitoğulları ve Osmanlılar bölgede hakim olmuşlardır.
----
Burdur ve çevresi dünyânın en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Eski
devirlere âit eşyâlar ve harâbeler bulunmuştur. Anadolu’nun ilk sâhipleri ve
Anadolu’da ilk devlet kuran, Anadolu birliğini temin eden Hititler, M.Ö. 2000
senesinden M.Ö. 700 senelerine kadar Burdur bölgesine hâkim olmuşlardır.
Hititlerin kendi iç bünyelerinde iktidar ve iç savaşları Hitit Devletini
zayıflatmış ve Frigyalılara yenilince, bu bölge de Frigyalıların kontrolüne
geçmiştir.Lidyalılar, Frigyalıları yenince bu sefer Lidyalılar bölgeye hâkim
olmuşlardır. Perslerin de Lidyalıları yenmesiyle kısa bir müddet Perslerin
işgâli altında kalan bölge, Makedonya Kralı İskender’in istilâsı ile Anadolu,
İran ve Hindistan, Makedonya’ya katılmıştır. İskender’in ölümü üzerine
imparatorluğu kumandanlar arasında bölünmüş ve Burdur, Selevkos Devleti içinde
kalmıştır. M.Ö. 183 senesinde Romalılar bu bölgeyi ele geçirmişlerdir. M.S. 395
senesinde Roma İmparatorluğu parçalanınca, Burdur ve çevresi Doğu Roma (Bizans)nın
payına düşmüştür.
1071 Malazgirt Zaferinden sonra Burdur, Selçuklu Devletinin toprağı olmuştur.
Haçlı seferleri sebebiyle Bizanslılar kısa bir müddet yeniden bu bölgeyi istilâ
etmişlerdir. Daha sonra bölgeye hâkim olan Hamidoğulları, 1308’e kadar
Selçuklulara ve 1335’e kadar İlhanlılara tâbi olmuşlar. 1391’de Yıldırım Bâyezîd,
Hamidoğlu Beyliğine son verince, Burdur ve çevresi Osmanlı Devletinin olmuştur.
Timur’un 1402 senesinde burayı almasından başka hiçbir devlet tarafından bugüne
kadar ele geçirilmemiş; Osmanlı devrinde Isparta (Hamidili) sancağına bağlı bir
kazâ iken; Tanzîmâttan sonra Konya vilâyetine bağlı bir bağımsız sancak
olmuştur. Birinci Dünyâ Harbinden sonra İtalyanlar Burdur’u işgâl ettiklerini
îlân etmelerine rağmen, fiîlen işgâl edemediler. Mayıs 1921’de bölgeden
askerlerini çektiler. Cumhûriyet devrinde vilâyet olmuştur.
Burdur târihî eserler bakımından oldukça zengindir. Târihî eserlerin çoğu
Osmanlı ve Selçuklu devrine âittir.
Ulu Câmi: Hamidoğlu Dündar Bey tarafından dördüncü asırda yaptırılmıştır. Yüksek
bir tepe üzerindedir. Birkaç kere tâmir görmüştür.
Şeyh Sinan Câmii: 1776’da Çelik Mehmed Paşa tarafından medresesi ile berâber
yaptırılmıştır. İnce görünümlü minâresi 1914 zelzelesinde yıkılmıştır.
Divan Baba Câmii: Değirmenler Mahallesindedir. Minârenin kitâbesinde 1775’te
Tilurzâde Hacı Süleymân tarafından yaptırıldığı yazmaktadır. 1971 zelzelesinden
sonra tâmir edilmiştir.
Çeşmedamı Câmii: Çeşmedamı Mahallesindedir. 1914 zelzelesinde yıkılmayan birkaç
yapıdan biridir. 1842 târihli bir vakıfnâmede câmiden muallimhâne olarak söz
edilmektedir.
Kayışoğlu Câmii: Kuyu Mahallesindedir. Taş temel üstünde yükselen ahşap bir
minâresi vardır. Yapım târihi kesin olarak bilinmemekle berâber 1872’de tâmir
görmüştür.
Susuz Hanı: Mîmârî özelliklerinden Selçuklu devrine âit olduğu anlaşılan eser,
Bucak ilçesinin Susuz köyündedir.
Saat Kulesi: 1830’da Konya Vâlisi Tevfik Paşa tarafından yaptırılmıştır.
Tabak Hamamı: 1523’te Şeyhülislâm Bedâi Efendi tarafından yaptırılmıştır.
Burdur içindeki Çelikpaşalar Konağı ve Taşoda dış yapısı ve iç süslemeleri ile
Osmanlı Türk sivil mîmârîsinin uzakta kalan ender yapılarındandır. İl merkezinde
çok sayıda bulunan çeşmelerin büyük kısmı yıkık veya kullanılmayacak hâldedir.
Üzerlerindeki süslemeler ve hat sanatı Türk taş işçiliğinin ince örnekleridir.
Burdur eski devirlere âit eserler bakımından da zengindir. Başlıcaları
şunlardır: Hacılar: Burdur’a 25 km uzaklıkta olup, 7500-8000 sene önceye ait
binâ kalıntıları, seramik eşya ve heykellerin bulunduğu yerdir. Höyükler:Hacılar
dışında 34 adet höyük eski çağlara âit sayısız eserlerle doludur. Bu höyükler
(7000-10.000) sene öncesine âittir. Burdur ve çevresi 50 büyük ve 20 kadar antik
şehir kalıntısıyla Anadolu’nun en zengin köşelerinden biridir. Ağlasun:
Makedonya Tralı İskender’in savaştığı Sağalasus Roma devrinden kalma 12.000
kişilik tiyatro, kale ve lahitler, Antonius mâbedi ve sütun başlıkları Burdur’a
31 km uzaklıktadır. M.S. 2. asra âittir. Gremna:Pisidya’nın korunma bölgesiydi.
Çamlık köyündedir. Kale vesâir kalıntılar vardır. Gölhisar: Cibaya (Horzum)
harâbeleridir. 20.000 kişilik 3 kademeli tiyatrosu, stadyumu, agorası, anıtları,
tapınakları ve lahitler hâlen ayaktadır. İbecık-Lüba: Gölhisar yakınındadır.
Tiyatro, stadyum, tapınak ve kalelerin kalıntıları vardır. Belenni, Bereket,Karacaören,
Akçaören, Akviran Yuva, Kestel, Melli, Kızılkaya, Karaot ve Pırnas köylerinde
eski çağlara âit kentlerin kalıntıları bulunur. Burdur’da antik çağlardan kalma
eserlerin sergilendiği büyük bir müze vardır. Buradaki eserler çok kıymetlidir.
Burdur’da kütüphâne Hamidoğullarından beri mevcuttur.