Genel Bilgiler
Adana, Türkiye'nin güneyinde Akdeniz
Bölgesi'nin Doğu Akdeniz Bölümü'nde yer alan 14.030
km² yüz ölçümüne ve 2.300.000 gayri resmi nüfusa
(DİE, 2000 yılı nüfus sayımına göre 1.849.478) sahip
bir ildir.
Adana, yönetim olarak 13 ilçe, 9 bucak ve 547
köyden oluşmaktadır. Adana ili ve il merkezi
Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim bölgelerinden
olan Çukurova Deltası'nda yer alır ve esas olarak
gelişimi ve ekonomisi tarımsal üretim ve tarıma
dayalı endüstri yoğunlukludur. Adana kenti, Seyhan
ve Ceyhan nehirlerinin oluşturduğu Çukurova
Deltası'ndan kuzeydeki dağlara doğru hafif bir
eğimle yükselen alüvyal dolgu taraçalardan biri
üzerinde, denizden yaklaşık 40 km içeride (ve
kuzeyde) kurulmuştur. Denizden yüksekliği il
merkezinde 23 m'dir. Seyhan Nehri, bu düzlükte bir
kaç metre gömülmüş geniş bir yatak içinde kentin
kuzeyinden güneyine akar. Irmakla kentin kurulduğu
düzlük arasındaki düzey farkının azlığından doğan
sel baskınları, Seyhan Barajı'nın yapımından sonra
hemen hemen ortadan kalkmıştır. Adana kentinin
çekirdeğini, sırtını doğuda Seyhan ırmağına dayamış
olan Tepebağ yükseltisinin çevresindeki dairesel
yerleşim oluşturur.
Roma döneminden kalma Taş Köprü, burayı Seyhan'ın
sol kıyısına bağlar. Uzun süre orta halli bir taşra
kenti özelliğini koruyan, nüfusu 20.000-30.000 arası
olan Adana; 19. yy'ın ikinci yarısında gelişmeye
başladı. Bu gelişme özellikle 1950'den sonra
hızlanarak Adana'ya bugünkü büyük kent özelliğini
kazandırdı. 1886'da, kent, demir yoluyla Mersin
Limanı'na bağlandı. Hicaz Demiryolu Birinci Dünya
Savaşı yıllarında Torosları aşarak Adana'ya ulaştı.
Bu gelişmeler sonucu kent, özellikle 1950'den sonra
eski çekirdeğin çevresinde daha çok Kuzey-Batı'daki
istasyona ve batıya doğru olmak üzere hızla yayıldı,
çekirdek bölümde kimi düzenlemeler yapıldı. Planlı
yeni mahalleler kuruldu, geniş caddeler ve parklar
açıldı. Bu gelişmeler sırasında büyüme Seyhan'ın sol
yakasına taştı. Türkiye'deki kentleşme sürecinin en
hızlı olduğu yerleşmelerden biri olan Adana, Akdeniz
Bölgesi'nin ticaret, sanayi ve sermaye piyasası
bakımlarından en önemli merkezidir. Gelişmiş bir yol
şebekesinin kavşak noktası olan Adana'da, havaalanı,
çeşitli düzeyde eğitim kurumları, Çukurova
Üniversitesi ve Devlet Güzel Sanatlar Galerisi
vardır.
Tarihsel Gelişimi
Eski Çağlarda Adana
Tarihi araştırmalardan elde edilen bilgilere
göre, Çukurova, Yontma Taş Devrinden bu yana
yerleşim yeri olmuştur. Çukurova'nın en eski
yerleşim merkezlerinden biri Tepebağ Höyüğü ilk
çağlardan kalmadır. Höyükte rastlanan surlarla
çevrili kent çekirdeği burada Neolitik çağda yaşayan
kent dönemine ışık tutmaktadır. Tepebağ'ın güneyinde
Taş Köprü'nün bitişğinde eski kale yıktırılarak
yerine Adana Kalesi yaptırılmıştır. Bu kaleyi daha
sonra Mehmet Ali Paşa yıktırmıştır. 1553'te başlayan
Ramazanoğulları devrinde, kent oldukça büyümüş bu
dönemde Ulu cami Tuzzhanı, Yağ Camii gibi eserler
yapılmıştır. Adana, Yavuz Sultan Selim'in Mısır
seferinden Osmanlılara bağlanmış, 1608'de eyalet
olmuştur. Sırasıyla Konya, Malatya, Şam, Halep
eyaletlerine bağlı kalmıştır. Bir ara Kıbrıs'tan da
idare edilmiş, 1867'de vilayet bundan sonra da Adana
Sancağı'nın merkez ilçesi olmuştur. Bu durum Fransız
işgaline kadar sürmüştür. İşgal sırasında vilayet
merkezi Pozantı'ya nakledilmiş, işgal sona erince
Adana yeniden vilayet merkezi olmuştur. Cumhuriyet,
devrinde çok gelişmiştir.
Eski Çağlarda Adana'ya
Egemen Olmuş Gruplar
- Luvi Krallığı
(M.Ö.1900) ,
- Arzava Krallığı
(M.Ö. 1500-1333) ,
- Hitit Krallığı
(M.Ö. 1900-1200),
- Kue Krallığı
(M.Ö.1190-713),
- Asur Krallığı (M.Ö.
713-663) ,
- Pers Satraplığı
(M.Ö.612-333),
- Helenistik Dönem
(M.Ö. 333-323)
- Selökidler (M.Ö.
312-133),
- Korsanlar
Dönemi (M.Ö. 178-112),
- Romalılar (M.Ö.112-M.S.
395)
Orta Çağda Adana'ya
Egemen Olmuş Gruplar
- Bizanslılar (M.S. 395-638),
- İslam Devri, Selçuklular, Ermeni Krallığı
Yeni Çağda Adana
- Mısır Türk Memlukları,
- Ramazanoğulları,
- Osmanlılar.
Kurtuluş Savaşı ve
İşgaller Dönemi
Kayıplara sebep olan I. Dünya Savaşı, siyasi ve
ekonomik üstünlük için birbirleri ile mücadeleye
girişen Avrupa devletleri arasında ve Avrupa'da
çıkmıştır. Kısa zamanda mücadele bütün kıtalara
yayılmış ve Osmanlı imparatorluğu da bu savaşın
içine sürüklenmiştir. Sonunda imparatorluk çökmüş
toprakları parçalanmış, anayurt bile düşman istilası
altında kalmıştır. Beş cephede birden ve pek çok
devlete karşı savaşmak zorunda bırakılan Osmanlı
Devleti, Mondros Ateşkes Antlaşması ile imparatorluk
topraklarının pek çoğunu düşmana bırakarak
çekilmiştir. İşte bu dönemde Suriye Cephesinde kalan
Türk birliği, o cephede Yıldırım Orduları komutanı
olarak bulunan Mustafa Kemal idaresinde Halep'e
çekilerek, tamamen yok edilmekten kurtarılmıştır.
Zamanın sadrazamı İzzet Paşa tarafından, o sırada
grup komutanı Liman Von Sanders'ten (Alman Komutanı)
elindeki tüm grup komuta ve koordinasyon yetkisini
Mustafa Kemal Paşa'ya devretmesi bildirilmiş ve bu
devir-teslim işlerini gerçekleştirmek için 31 Ekim
1918'de Mustafa Kemal Paşa Adana'ya gelmiştir. Liman
Von Sanders Paşa'nın Yenildik...bizim için her
şey bitti sözüne karşılık, yetkiyi teslim alan
Mustafa Kemal Paşa Savaş müttefikler için bitmiş
olabilir ama bizi ilgilendiren savaş, kendi
istiklalimizin savaşı, ancak şimdi başlıyor
karşılığını vermiştir. İşte bu sözlerin özetlediği
ve vurguladığı mücadele yılları 1922'ye hatta
politik anlaşmaların bitimine kadar yani 1923'e
kadar sürmüştür.
Toros geçitlerini tutmaya çalışan Bnb. Menil
komutasındaki Fransız taburu, milli kuvvetler
karşısında tutunamayarak kaçmaya çalışmış, ancak
Karaboğazı'nda çevrilerek esir alınmıştır. İşte
Fransız taburunu esir alan 40 kişilik Kahraman Milis
Müfrezesi Bucak Köyü'nde görülüyor.
Mustafa Kemal Paşa 31 Ekim 1918'de geldiği
Adana'da 11 gün kalmış, etrafın ve halkın durumunu
inceleyerek bunu Genel Kurmay Başkanlığı'na
bildirmiştir. Bu telgraflarda sadece mevcut durum
değil, ileriye dönük düşünce ve uyarılar da yer
almıştır.
İskenderun'a asker çıkararak işgal teşebbüsünde
bulunurlarsa ingilizlere ateş açılacağını zamanın
hükümet ve başbakanına telgrafla bildiren Mustafa
Kemal Paşa, aynı zamanda kendine bağlı kumandalara
da benzer bir emir vermiştir. Verilen emre göre
denizden İskenderun'a çıkartma yapmak isteyen
İngiliz ve Fransızlar'a ateşle karşı konulacaktır.
Tarihi açıdan bakılacak olursa, Adana'dan verilen bu
ilk emir Türk Kurtuluş Savaşı'nın ilk emridir.
Nitekim, 15 Mart 1923'te Adana'ya tekrar gelen
Mustafa Kemal Paşa bu durunu şu sözleriyle toplum ve
tarih önünde kanıtlamıştır:
Bende bu vekayiin ilk hiss-i teşebbüsü bu
memlekette, bu güzel Adana'da vücut bulmuştur.
Adana'dan İstanbul'a gönderilen telgrafların
hiçbir olumlu etkisi olmadığı gibi, kısa bir süre
sonra Yıldırım Orduları Grubu ve 7. Ordu Karargahı
lağvedilmiş ve Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a
çağrılmıştır.
Adanalılar, İstanbul Hükümetinin 23 Kasım 1918
tarihli, Adana ve dolaylarının boşaltılmasını
zorunlu kılan kararını büyük tepki ile
karşılamışlardır. Durumu protesto eden, böyle bir
harekatın yaratacağı vahim hadiseleri vurgulayan bir
telgraf dönemin İçişleri Bakanına yollanmıştır. Kısa
bir süre sonra işgal kuvvetleri Mersin limanından
Çukurova'ya girmiş, tüm kilit noktaları kontrol
altına almış ve sonra Adana'yı işgal etmişlerdir. Bu
işgal sırasında Türklere ait bütün sembol, arma,
işaret ve levhalar yok edilmiş ve sistemli şekilde
Türk halkının soykırımı yoluna gidilmiştir. Fransıs
işgal kuvvetleri tarafından yine çok planlı ve katı
bir şekilde uygulanan diğer bir işlem de Adana,
Çukurova ve civarı bölgelere Ermenilerin
yerleştirilmesi olmuştur. 1915 yıllarında yani I.
Dünya Savaşı sırasında Anadolu'nun Doğu yöresinde
isyan eden Türk halkını öldürüp, işkence eden ve
Ruslara yardım ederek ülke içinde 5. kol olarak
çalışan Ermenilerin 1915 tarihli Tehcir Kanunu ile
Suriye'ye zorunlu göçleri sağlanmıştır. 1918'de
Adana ve Çukurova'yı işgal eden Fransızlar kendi
birlikleri içinde özellikle Ermeni askerleri
getirdikleri gibi, Suriye'den 70 bin Ermeniyi
Adana'ya, 12 binini Dörtyol'a, 8 binini Saimbeyli'ye
yerleştirmişlerdir. Hatta Antep ve Maraş çevresine
de 50 binden fazla Ermeni getirilmiştir. Bütün bu
gayretler adeta I. Haçlı Seferi sırasında olduğu
gibi yine Avrupa devletlerine bu bölgede ileri
karokol görevini görecek bir Ermeni Krallığının
yeniden oluşturulması içindi. 1918-1919 yıllarında
Adana'da tam bir terör ve cinayet dönemi
yaşanmıştır.
Bunlar arasında Abdi ağa Çiftliği Olayları, şehir
içi cinayetleri, Taşköprü'de Türklerin çarmıha
gerilişi ve kırbaçlanarak öldürülüşü gibi olaylar
toplum şuurundan ve hatırasından çıkmayacak olaylar
haline gelmiştir. Bunca terör ve baskı arasında
Adana ve yöredeki Türkler, örgütlenerek Kilikya
Milli Kuvvetler Teşkilatını oluşturmuşlardır.
Çukurova, bölgelere ayrılarak, her bölgeye milis
kuvvetleri ve komutanı atanmış ve bölge bölge tüm
yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatının
denetimine girmiştir. Şubat 1920'den itibaren milli
kuvvetler düşmana karşı zaferler kazanmaya başlamış
ve her zafer daha iyi bir örgütlenme ve daha yüksek
bir moral kuvveti sağlamıştır.1920'de Toroslar'dan
Fransızlara saldırı başlatılmıştır. Sonuçta 27 Mayıs
1920'de Fransız orduları komutanı Men il, milli
kuvvetler tarafından esir alınmıştır. Kar Boğazı
Olayı olarak bilinen olay, Kuvayi Milliyenin ilk
siyasi zaferidir. Bunu takiben 28 Mayıs 1920'de
Fransızlar Mersin-Adana hattına çekilmişler ve kuzey
Çukurova (Kozan ve diğer dağlık bölgeler) tamamen
kurtarılmıştır. Düzlük, ovalık yörelerde Ermeniler
zulüm ve şiddeti artırmışlar ve sayısız cinayetler
işlemişlerdir. 10 Temmuz 1920'de Ermeniler
tarafından Türklere karşı büyük bir şiddet ve
soykırım harekatına girişilmiş ve bu harekat sonucu
onbinlerce Türk Toroslara doğru kaçmıştır. Dörtgün
süren bu hareket tarihte Kaç Kaç olayı olarak
isimlendirilmiştir. 5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal
Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri
Pozantı'ya gelmiş ve orayı il haline getirerek
Pozantı Kongresini yapmışlardır.
Daha büyük direnişe geçen Türkler çok büyük
kayıplar vermişlerdir. Buna rağmen Kasım 1920
sonlarında Fransızları ağır yenilgiye uğratmayı
başarmışlardır. Sonuç olarak Fransa, T.B.M.M.
hükümetini resmen tanıyarak barış yoluna gitmiştir.
Türk-Fransız barış anlaşması, 20 Ekim 1921'de
Ankara'da yapılmıştır. Bu anlaşma gereğince 5 Ocak
1922'de Fransızlar Çukurova'dan tamamen
(getirdikleri Ermenileri de beraberinde götürerek)
çekilmişlerdir. Fransızlarla gidemeyen veya yerli
olan Ermeniler de bölgeden kaçmışlardır. Bunlardan
120 bini tekrar Suriye'ye, 30 bini Kıbrıs veya
İstanbul'a gitmişlerdir. 5 Ocak 1922 kurtuluşunu
kutlama amacı ile Büyük Saat ile Ulu Camii arasına
çok büyük bir bayrak çekilmiş ve daha sonra bu
bayrak çekilmesi olayı il'in kurtuluş günlerinde
tekrarlanmıştır. Bayrak Adana'nın simgesi haline
gelmiştir. Adana ve Çukurova halkı milli kuvvetlere
katılarak yurdun diğer cephelerinde de çarpışmış ve
anavatanı düşmandan kurtarma mücadelesinde sonuna
kadar yer almışlardır.
Turizm
Adana'da her uygarlık kendi kültür çeşitliliğini
bir sonrakine aktararak bir kültür mozaiği
oluşturmuştur. Hititler, Romalılar, Araplar,
Selçuklular, Ramazanoğulları, Osmanlılar, Türkmen ve
Yörük aşiretlerinin yöre kültürünün çeşitlenmesine
katkıları olmuştur. Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda
Adana ovasında yerleşimin yoğunlaşmasıyla tarımda ve
sanayileşmede büyük atılımların olması, yörenin
kültüründe büyük değişiklikler yaratmıştır.