Osmanlı Arşivinden  Karadeniz Eşkiyası

Yöredeki eşkıya ile mücadelede bölgenin coğrafi yapısının hem güvenlik güçlerine hem de eşkiya gruplarına oldukça çetin tabiat şartları sunması; yöreyi eşkıyalık faaliyetleri için cazip kılmamaktadır. Dağlık ve ormanlık yapının saklanmak için uygun bir ortam sunduğu iç Karadeniz bölgesi sert kış şartları ve göçebe bir yaşam tarzına sahip yerli halkı nedeniyle cazip bir sığınma alanı değildir. Sahil şeridi ise güvenlik güçlerinin ve devlet otoritesinin yoğun bir şekilde varlığını gösterdiği bölgeler olması ve iç bölgelere olan kaçış imkanlarının kolayca kesilebilmesi gibi dezavantajları nedeniyle eşkiya için tasvip görmeyen bir yapıya sahiptir. Trabzon merkez sancağa bağlı yörede eşkıyanın gizlenebilmesi için en uygun arazi yapısı sahilden daha içeri kesimlerde yer alan ve dağlık bir arazi yapısına sahip bulunan Tonya ve Tirebolu yöreleridir. (1) Canik ve Ordu mıntıkasındaki eşkiyalar ise takibata uğradığında çareyi, daha uygun sığınma koşullarının mevcut bulunduğu ve siyasi otoritenin daha az tesirli olduğu, Sivas Vilayeti sınırlarına kaçmakta bulmuşlardır. Yörenin sosyal yapısı diğer yörelere nazaran farklılık arz eder. Eşkıyanın çoğunlukla sahil yerleşim birimlerinin yerlisi olması iç Karadeniz'de devlete sadakatle bağlı bulunan konar göçerler tarafından imhaları sonucunu da beraberinde getirmiştir. Konar-göçer aşiret ya da Yörük toplulukları ile yakın bağları bulunmayan sahil insanı iç Karadenizcin yaylalarını kontrol eden bu insanlardan destek alamamış ve buralara sığınamamışlardır.Örneğin, Şiran bölgesinde faaliyet gösteren ve Şiran eşkıyası olarak anılan Deli Paşo'nun yakalanmasında Gümüşhane yöresinde bulunan 4 aşiret beyi adamları ile birlikte devletin güvenlik güçlerinin yanında hareket ederek bölgedeki asayişi sağlama yönünde hizmette bulunmuşlardır.(2)

Devletin ticaret merkezleri ve yol güzergahlarında meydana gelebilecek eşkıyalık faaliyetlerine karşı gösterdiği ehemmiyeti yoğun bir ticarete sahip olmayan Trabzon sahil bölgesinde aramak hatalı olacaktır. 1830'lu yıllarda Erzurum-İran güzergahında eşkiyalarn baskını ile karşılaşıp malını kaybedenlere devlet zararlarını tazmin etme güvencesi veriyordu. Ayrıca, Trabzon-Erzurum yolu üzerinde kervanların korunması için silahlı muhafızlar devriye olarak gezdiriliyorlardı. Fakat, Karadeniz sahil kesiminde ve iç kesimlerinde eşkıyalık nedeniyle meydana gelebilecek zararları tazmin yönünde devletin varlığı söz konusu değildi. Devlet, eşkıyanın takibatı için mali destek ve bürokratik yasal kolaylıkları yöre yöneticilerine sunmaktan öte bir şey de yapmamaktaydı. Trabzon Vilayeti yerel yöneticileri eşkıya ile mücadelede yöre imkanlarını kullanmak ve civar vilayet yöneticileri ile koordineli bir şekilde hareket etmek suretiyle başarı göstermişlerdir. Diğer bölgelerde kullanılan Kırserdarı uygulamasına Trabzon'daki eşkiya ile mücadelede de yer verilmiştir.(3) Ancak, yöre idarecileri Trabzon Vilayeti'nde yörede bulunan konar-göçer gruplarının yanı sıra mevcut askeri birlikleri de uygulamaları ile aktif hale getirmişlerdir. Asli görevi yöre asayişini temin etmek olan deneyimli ve tecrübeli zabtiye, redif ya da bölgede bulunan ordu birliklerine mensup askerler eşkıya takibine gönderildiklerinde ve eşkıyanın ele geçirilmesi nedeniyle yaptıkları hizmetlerden ötürü mahalli mal sandıkları vasıtasıyla para ile ödüllendirilmişlerdir. Örneğin, Tirebolu'da ele geçirilen Hucuroğlu'nun yakalanmasında yararlılığı görülen yerli halkla birlikte askerler de 500 kuruş ödülle teşvik edilmişlerdir. (4) Normal dönemlerde en fazla 100 kuruş aylık alan zaptiye eri için 500 kuruşluk meblağ eşkıyayı takip işinde etkili olmakta ve normal görevini daha gayretli olarak yerine getirmesine vesile olmaktadır.

Karadeniz yöresinin rutubetli ortamı, yaralanma olasılığı yüksekeşkiyalar için ayrıca sağlık problemlerini de beraberinde getirmekteydi.Tımar edilemeyen yara Karadeniz'in arttırdığı rutubet ortamı nedeniyle çabucak iltihaplanmakta ve yaralı eşkiyayı sonu ölümle bitebilecek hastalıklara tutulmasına sebebiyet verebilmekteydi. Gerek sahil gerekse iç kesimlerin halkının eşkiyalığı tasvib etmeyen toplum yapısı eşkiyaya barınma imkanı sunmamakta, doğanın da meskensiz bir şekilde barınmaya imkan vermemesi nedeniyle eşkiya yalnız kalmaktaydı.Yörede eşkıyalık sonuç itibariyle 1856-1869 yılları arasında merkezi hükümetin -askeri ve ekonomi alanında- yanlış siyasi uygulamaları nedeniyle ortaya Çıkmış fakat, yerel idarecilerin gayretleri ve halkın işbirliği sayesinde kısa sürede engellenmiştir. Ekonomi alanındaki gerileme XIX. yüzyılın sonlarında da devam etmiştir. Ekonomideki kötü gidişatın bir sonucu olarak 1846'da kayıklarla kaçak silah ticareti yapan sahil insanı, 1860'da Akçaabad'da tütün ürünü ekilmeye başlandıktan sonra kaçakçılık faaliyetlerini bu sahada devam ettirmiştir.  Trabzon Vilayeti'nde beliren yasadışı olaylar Osmanlıca belgelerde "eşkiyalık" olarak nitelendirilmesine rağmen olayların analizi eşkıyalıktan çok meydana gelen hadiselerin hadiselerin kanun kaçaklarının faaliyetleri olduğu tezini kuvvetlendirmektedir.
 

Kaynakça

1. Giresun yöresi dahilinde bulunan Tirebolu'nun arazi yapısı ve iç bölgelerdeki yerleşen
nüfus üzerinde bilgi için bkz. Ali Yılmaz, Doğu Karadeniz Kenar Dağlarının
Kuzeyinde (Melet-Uarşit arası) Kırsal Yerleşme, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Beşeri ve İktisadi Coğrafya Anabilim Dalı, Basılmamış Doktora Tezi,
İstanbul 1993.
2. Halbuki Aydın Vilayetin'de dağ ve ormanıık arazide bulunan yörük ve aşiretler iskan
cdilememişlerdir. Bu göçebeler hükümetin kendilerini ihmal etmesi ve zaman zaman
da bir tehlike unsuru olarak görüp baskı altında tutması nedeniyle yörede istikrarsızlık
ortamını körüklemişlerdir. Aydın yöresinin göçebeleri çetelere her türlü yardımı sağlayıp,
yataklık yaparak güvenlik birimlerini zor durumda bırakmışlardır. Sabri Yetkin,
a.g.e , s.68.

3. 1883'te Rum çetelerin takibi ve eşkiya1ığa son verebilmek için tutukluluk halleri sona
erdirilen zeybeklerden temin edilen Kırserdarıları'ndan yararlanılmaya çalışılmıştır.
Sabri Yetkin (İstanbul 1996), a.g.e., s.69; Ayrıca Kırserdarı kırda ve yollarda
eşkiyanın takibine ve emniyet ve asayişin muhafazasına memur olan zabıta memurlarının
başına verilen addır. Mehmet Zeki Pakalın, Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü,
c.ıı, M.E.B., s.27 i.
4. 1840'larda bir Piyade Zabtiye eri yiyecek bedeli ile birlikte ayda 70-80 kuruş maaş
almaktaydı. Musa Çadırcı, Tanzimat'ın Uygulanmasında Karşılaşılan Bazı Güçlükler,
T.T.K.B., Ankara 1994, s.297.