Osmanlı Arşivinden Karadeniz Eşkiyası
Bütçe giderlerinde 1854 senesi sonrasında görülen askeri harcamaların temelini Kırım Savaşı ve sonrasında meydana gelen ülke içindeki kaos ortamı oluşturmaktaydı. Ne var ki, 1858- 1860 yılları arasında bütçede meydana gelen 60.000.000 kuruşluk idari sahada yapılan masraf artışı ve 70.000.000 kuruşluk transfer masrafları askeri harcamaları geçecektir. (1) Bu artışta hiç şüphesiz 1860'larda Kırım ve Kafkas yörelerinden göçen halka hükümetin idari açıdan yapmış olduğu yardımların payı büyüktür. Örneğin 1861 senesinde Mesudiye Kazası Hurşidabad köyünde bulunan Kafkas göçmenlerinden İshak Bey, Besilbey ve Kabartay Kabilelerine fukara yardımı adı altında maddi açıdan hükümetin yardımcı olduğu belgelenmiştir.(2) Ekonomik yapıdaki statüko Kafkas göçmenlerinin gelişi ile bozulmuş ve gelir dağılımında doğal olarak dengesizlik ortaya çıkmıştır. Bu dengesiz ekonomik dağılım yine hükümetin müdahalesiyle asgari seviyede tutulmaya gayret edilmiştir. Yöre ihtiyacı olan mali harcamalar ekonomik yapı gereğince yörenin mal sandıklarından karşılandığı için bölgeden alınan vergi geliri de yükseliş kaydetmiş ve yerli halkı özellikle tarım arazisinde istihdam edilen kesimi olumsuz olarak etkilemiştir. Trabzon Vilayeti'nde ekonomik açıdan ehemmiyetli bir değişimin söz konusu olmadığı 1856- 1869 yıllarında meydana gelen eşkıyalık olaylarının mali nedenlerden ötürü olmadığı sonucunu gündeme getirmektedir. Yöredeki vergi artışından en çok etkilenen hrıstiyan kesimin göç etmesi ve eşkıya elemanlarının bu dönemde çoğunlukla Müslüman olmaları ekonomik yapının etkilediği insanların yörede çareyi eşkıyalık yapma yolunda aramadıklarının ispatı olsa gerektir.Ancak 1856 tarihli Rize Kazası'nda meydana gelen eşkıyalık hadisesini vergi nedeniyle meydana gelen eşkıyalık olarak nitelendirebiliriz. İdari ve sosyal açıdan meydana gelen hataların tek müsebbibi ise hükümettir. 1856- 1869 yıllarında meydana gelen eşkıyalık faaliyetlerinin özellikle kanun kaçaklarının oluşturması ve yöredeki idari taksimattaki boşlukların uygun eşkıyalık ortamı oluşturması nedeniyle Trabzon yöresinde meydana gelen asayişi zedeleyici kötü gidişatın esas sebebini hükümetin uygulamalarına ve yanlışlıklarına dayandırmak mümkündür. Ağustos 1834'den başlanarak Osmanlı büyük şehirlerinde "Redif-i Asakir-i Mansure" adı altında yeni bir ordu kurulmaya başlanmıştır) (3) Redif teşkilatı, büyük bir kitleyi uzun süre silah altında tutmadan, askerlik çağına gelmiş olanları kendi bölgelerinde az masrafla kısa aralıklarla eğiterek savaş anında işe yarayacak yeterli asker bulma amacı ile kurulmuştur. Ayrıca, barışta iç güvenliğin sağlanması gibi konularda da bu birliklerden yararlanılmıştır. (4) 1843 yılında yapılan düzenleme ile mevcut redif birlikleri devamlı orduya katıldı. Askerlik süreye bağlandı. Beş yıllık fiili yedi yıllık redif olarak hizmet görıne kuralı kondu.(5) Her yılın Mart ayı başında Osmanlı ordusundaki mevcud askerin beşte biri terhis edilerek, yerlerine kur'a ile yenileri alınmaya başlanmıştır.(6) Redif devresi 1869 tarihine kadar 26 ile 32 yaş arası olarak belirlenmişti.(7) 1869 yılında Hüseyin Avni Paşa, serasker olduktan sonra, orduda yeni< bir düzenleme yapmış ve askerlik süresi 20 yaşından 40 yaşına kadar uzatılmıştı; 20 yıllık askerlik süresinin altı yılı nizamiyede, altı yılı redif ve sekiz yılı mustahfız hizmetine ayrıldı. Altı yıllık nizamiye süresinin dört yılı orduda, iki yılı ihtiyatta geçecekti. (8) Osmanlı vatandaşı Müslüman erkek nüfusu, idarenin askerlik hususundaki baskısı nedeniyle bunalmaya başlamıştı. 1843 öncesi askerlik kanunlarındaki düzensizlik giderilmiş ancak bu defa da kanunların ağır askerlik yükümlülüğü ile karşı karşıya kalınmıştı. 1846'da Kur'a Kanunu yayınlanarak buna göre asker alımına geçildi. Bununla birlikte sorunlar da görülmeye başlandı. Kur'a meclislerinin sağlıklı çalışmamaları, bütün ülkede genel bir nüfus sayımının yapılmamış olması, adam kayırına, rüşvet vererek muaf tutulma gibi olaylarla sık sık karşılaşılmaya başlandı. Özellikle Müslüman olmayanların nasıl askerlik yapacakları konusu uzun süre gündemde kaldı. Bir ara bunlardan deniz kuvvetlerinde yararlanma yoluna gidildiyse de daha sonra bedel ödemeleri ilkesi benimsenerek sorun kısmen çözüldü.(9)
1851 tarihinde olduğu gibi münferit olarak kur'a maddesi dolayısıyla
yurtlarını terk edenler(10); 1856 tarihinden
itibaren ülke hudutları
dışına çıkış imkanları kapanınca kanun kaçağı konumuna düşmüşler ve
bu gibi insanların bir araya gelmeleriyle meydana gelen çeteler yöredeki
eşkıyalık olaylarının artışına sebebiyet vermiştir.
18 Haziran 1844 tarihinde Zaptiye Teşkilatı'nın kuruluşu ve köklü
bir sistem olan tımarlı sipahi uygulamasına son verilmesi ülkenin iç
güvenliğinde bir bocalama devresi geçirilmesine neden olmuştur.(11)
1840'larda önemsiz boyutlarda bulunan Trabzon Vilayeti polis gücü,
ihtiyaç zuhur etmiş olacak ki, 1860'a gelindiğinde bir müfettiş, iki yardımcısı
ve 160 zaptiyeden oluşmaktaydı. Ayrıca, 1859'da kentin tek
hapishanesi onarıldı ve genişletildi.(12)
İdari yapının iç güvenliği temin için altyapı çalışmalarını tamamlamadan
gerçekleştirme yoluna gittiği reformları zamana ihtiyaç duymaktaydı.
Uygulamaya konulan reformların gerçekleşmesi sürecinde
meydana gelen boşluk yörede Kırım Savaşı öncesi ve sonrasında gündeme
gelmeye başlayan asker kaçakları için uygun ortam hazırlamıştı.
Yeniden yapılanmanın kanun kaçağı durumuna getirdiği yöre askerlik
mükellefleri idari boşluktan yararlanarak eşkıyalık yapmaya başlamış ve
yöre halkını huzursuz etmişlerdir.
İdari açıdan vilayetlerin sınırlarında meydana gelen değişimler;
geniş vilayet sınırlarının, vilayet merkezindeki devlet otoritesinin taşra
sancaklara ulaşmada gecikmelere sebep olması gibi dezavantajları vardı.
Bu durum da eşkıya ile mücadelede güvenlik güçlerini pasivize etmekteydi.
1846-47'de yapılan düzenleme ile Trabzon Eyaleti, merkez sancağı,
Karahisar-ı Şarki (Şebinkarahisar), Canik, Gönye ve Batum sancaklarından
oluşmakta idi. Bu idari bölünme ufak tefek değişiklikler ile XIX.
yüzyılın sonuna kadar sürmüştür. Ancak Batum Sancağı'nın adı 1852'de
Lazistan olarak değiştirilmiş, Batum'un Ruslara bırakılmasından sonra
sancak merkezi Rize'ye taşınmıştır. Canik Sancağı bazen mutasamflık
olarak idare edilmişse de genelde Trabzon Vilayeti'ne bağlı kalmıştır.
1867'de yapılan düzenleme ile Trabzon Vilayeti dört sancaktan oluşmuştur.
l877'de Canik müstakil mutasamflık olunca sancak sayısı üç'e
düşmüştü. l892'de Canik yeniden vilayete bağlanmıştır.(13)
Kaynakça
1. a.g.e., 5.24.
2. DDA, Maliyc Masarifat Defterleri (ML.MSRF.),
Nr.16169, 1278 Hicri (H.)
3. Musa Çadırcı, "Anadolu'da Redif Askcri
Teşkilatının Kuruluşu", A.Ü.D.T.C.F.,
Tarih Araştırmaları Dergisi, C.VIII-XII, (i 975), sS.63-75.
4. Musa Çadırcı, "Osmanlı Ordusunda Yeni
Düzenlemeler (1792-1869)", Birinci Askeri
Tarih Semineri Bildirileri II, Ankara 1983, s.93.
5. a.g.m., s.95.
6. Musa Çadırcı, "Osmanlı Imparatorluğu'nda Askere
Almada Kura Usulüne Geçilmesi"-
1846 Tarihli Askerlik Kanunu-, Askeri Tarih Bülteni, Şubat 1985, s.60.
7. Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve
Terimleri Sözlüğü i, C.3;
M.E.B., Istanbul 1971, s.21.
8. Musa Çadırcı, a.g.m., s.62.
9.Musa Çadırcı, a.g.e. (Tanzimat'ın uygulanmasında
...), s.296.
10. DOA, İrade Hariciyye, Nr. 3973, 19 Muharrem
1268, "Tczkire-i Senaveri".
11. Musa Çadırcı, a.g.e. (Tanzimat'ın
uygulanmasında ...), s.297.
12. A.U..ncr Turgay, B.g.m., 5.68.
13.Yönetim birimlerinin ayrıntılarına
inildiğinde Trabzon Vilayeti sınırlarının 1855-
1856 yıııarında 5 sancaktan ibaret bir alana sahip olduğu belirlenmiştir.
Trabzon Livası
(Merkez Sancak): Trabzon ve merkeze bağlı nahiyeleri, Akçaabad, Görele, Sürmene,
Of, Rize, Keşab, Maçka ve iki Vakf-ı Kebir kazalarını kapsıyordu. Canik Livası ;
Samsun,
Bafra, Alaçam, Kavak, Çarşamba, Akçay, Ünye, Fenares, Fatsa, Ayvacık, Ökse,
Nahiye-i Meydan ve Serkeş'ten ibaretti. Ordu Livası ; Ordu merkez, Bolman,
Ebü'lhayr
(Nahiyeleri Perşembe ve Yakubbey'le birlikte), Aybastı, Kirmati, Akköy,
Pazarsuyu, Karakuş, Ulubey, Nahiye-i Piraziz, Nahiye-i Agıvasil, Elmalı ve
Nahiye-i
Tonya'dan oluşmakta idi. Karahisar-ı Şarki Livası ; Karahisar-ı Şabin, Yakacık,
Akşehr-i Abad, Tamzara nahiyeleri, Suşehri nahiyesi, Koyulhisar, Iskef.~ar,
Milas, Sis-i
Orta, Uludere, Maden-i Erbaa kazalarından ibaretti. Gümüşhane Livası ;
Gümüşhane,
Aşağı ve Yukarı Kürtün, Yağmurderesi, Kelkit, Tirebolu, Değıis, Nahiye-i Gövezid,
Konas'tan oluşmaktaydı. Lazistan Sancağı ; Batum, Gönye ve Hopa, Arhavi ve
Vehipe, Atina, Hemşin, Çürüksu, Aeara-yı Ulya, Aeara-yı Sutla, Nahiye-i Ardeşen,
Livane-i Sutla (Vartan) kazalarını kapsıyordu. 1863-1864 yıllarında Trabzon
Vilayeti'nin dört sancağı ve bu sancaklara bağlı 77 kazası vardı. Bu sırada
Canik Livası'nın 18kazası bulunuyordu. Bkz.Musa Çadırcı, "I9.yy.2. Yarısında
Karadeniz Kentleri (Trabzonve Samsun)", İkinci Tarih Boyunca Karadeniz Kongresi
Bildirilen (Uluslararası I), Samsun 1990, ss. 16- 17.