Osmanlı Arşivinden  Karadeniz Eşkiyası

1830'lu yıllarda teknolojinin kolaylaştırdığı yeni ulaşım ve nakliyat vasıtalarının devreye girmesi de Karadeniz ticari ve ekonomik hayatını olumsuz yönde etkilemiştir. 1836 tarihinde ilk olarak bir İngiliz şirketine ait olan ilk buharlı gemi İstanbul-Samsun- Trabzon hattında çalışmaya başlamıştır. 1837 yılında aynı hatta kurulan bir Osmanlı buharlı gemi şirketi faaliyete başladı. Kısa bir süre sonra da, Avusturyalı, Fransız ve Rus şirketleri de Trabzon hattını işletmeye açtılar.(1) Bu durum buharlı gemilerle rekabet edemeyen yelkenli gemilere sahip yöre halkını etkiledi. Yelkenli gemilerin sahiplerinin çoğunlukla Rum olması, yöre halkının tepkisinin de sınırlı kalması sonucunu doğurdu. Hükümetin yöre yelkencileri için köklü çözüm getirmede kayıtsız kalışı yelkenli gemi sahiplerini yalnız bıraktı. Kırım Savaşı akabinde Rum yelkenli gemi sahipleri, Rusya'nın hakimiyetindeki Karadeniz'in kuzey kıyılarındaki küçük limanlar arasında Rus bandırasıyla tahıl taşımacılığı yaparak bir müddet daha varlıklarını devam ettirdiler. Ancak, sonraki yıllarda ekonomik buhran ve vapurlu gemilerle rekabette çaresiz kalan yelkenli sahipleri Yunan bandırası altında Ege Adaları ile İzmir ve Selanik arasında nakliyeciliğe devam ettiler. Böylece ekonominin tesiri altına aldığı yöre Rumlarından denizcilikle uğraşanların önemli bir kısmı yerleşim mıntıkalarını değiştirdiler. Müslüman yelkenli sahipleri az sayıda olmaları nedeniyle yöredeki varlıklarını hiçte kârlı olmayan kömür, kereste ve kum gibi nakliyat sahalarında devam ettirdiler. (2) Kırım Savaşı öncesi 1838'de İngiltere ile yapılan ticaret antlaşması İngiliz tüccarlarına uygun gümrük imkanları sununca, Osmanlı hükümetinin tarım ürünleri üzerindeki tekeli kalkmış oldu. İç bölgesi küçük olan Trabzon'da bu gelişmelerin yerel ihracat üzerindeki etkisi sınırlı kaldı. Ancak, bazı Osmanlı limanları, örneğin iç bölgesinin ürünlerinin doğal bir Çıkış noktası olan Samsun, son derece yoğun bir tarım ürünleri ticaretine sahip oldu.(3) Böylelikle Orta-Karadeniz yöresi gelir açısından cazip hale gelen tarımcılık sayesinde ekonomik açıdan buhranlı dönemlerden, kıtlık yılları haric, uzak kaldı. 1846'dan sonra İngiltere, Fransa ve diğer Avrupa ülkelerinin ticareti kısıtlayıcı tahıl yasalarını kaldırması üzerine, Avrupa'nın Samsun'a ve mısır üreten bölgelerine yönelik ilgisi daha da yoğunlaştı ve ihracat hacminin artışına neden oldu.(4) 1860'lı yıllarda Trabzon Limanı'nın ihracat hacmi gerilerken Samsun, Giresun Rize gibi mısır ve tahıl tarımının verimli olduğu yörelerde ki limanlar ticaret gelirlerini arttırarak yöre ekonomisini ayakta tuttular. (5) 1855 Kırım Savaşı , suni olarak Trabzon ticaretini canlandırdı. 1856 yılında Rus limanlarına uygulanan ambargo nedeniyle Avrupa mallarının uğrak yeri Trabzon Limanı olmuştu. Savaştan sonra 1856 ve 1860 yılları arasında Trabzon'un yıllık ihracat ve ithalatı artış kaydetti. (6) Ancak, Kırım Savaşı'nın Trabzon yöresine sağladığı avantajlar savaş sonrasında yabancı elçiliklerin diplomatik faaliyetleri nedeniyle kaybedilmeye başlandı. Hükümet ilk olarak 1861'de İngiltere ve Fransa'yla, ardından 1861 ve 1862 yıllarında Avusturya, Rusya, Belçika, İtalya, İspanya, Danimarka, Prusya ve A.B.D. ile ticaret düzenlemelerini daha da serbestleştiren anlaşmalar imzaladı. 1869'da açılan Süveyş Kanalı Hindistan'la bağlantıyı kurmuş ve Hindistan üzerinden Çıkıp Trabzon'a ulaşan ticaret yolunun stratejik önemini sona erdirmişti.Trabzon, İran pazarının sunduğu imkanlardan yararlanmakla yetinmek mecburiyetinde bırakılıyordu. Ancak, Rusların Avrupa-İran transit ticaretinin< yönünü kendi topraklarına çevirme çabası, Poti ve Tiflis arasındaki demiryolunun 1872 sonlarında tamamlanmasıyla doruğa ulaştı. Rus hükümetinin ve Hazar Denizi'nde işleyen Rus gemilerinin desteğiyle, Tiflis Demiryolu şirketi İranlı tüccarlara ihracat için daha ucuz ulaşım imkanı sağlayarak, gemilerle Avrupa'ya gönderilecek ihraç mallarını Tiflis yoluyla Pot i Limanı'na çekmeyi başardı.(7) Ekonomik açıdan, 1854 Kırım harbi sonrasında, 1869 yılındaki Süveyş Kanalı'nın Karadeniz ekonomisi üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, 1872 senesine kadar bir buhran döneminden söz etmek mümkün gözükmemektedir. Hatta 1847 Avrupa tahıl ihracatını kısıtlayıcı yasal müeyyideler ortadan kalkınca yöre ekonomisi genel itibariyle canlanmış ve kıtlık dönemleri haricinde ekonomik zenginliğini sürdürmüştür. Kısacası ekonomik açıdan yöre halkını etkileyen en önemli unsur hükümetin arttırdığı vergiler olmuştur. Vergilerin artışındaki en büyük etken Kırım Savaşı'nın arttırdığı askeri harcamalar oluşturmuştur.

Kaynakça

1. a.g.m., S.55.
2. a.g.m., s.59.

3. a.g.m.,5.55-56.
4. Emine Kıray, Osmanlı'da Ekonomik Yapı ve Dış Borçlar, İletişim Yayınlan, 15-
tanbuI1993,55.72-73.
5. A.ÜnerTurgay a.g.

6. a.g.m.,5.57-58.
7. a.g.m., s. 60-61.